Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 322 | Ekim  2005

                   

 

 


Son Nokta Söyleşileri

Haktan S. Şaşmaz
 

Bir televizyon programında Selâmi Çekmegil ile yapılan sohbetler kitap haline dönüştürülmüş.

Yazar Selâmi Çekmegil'i Türkiye'de tanımayan yoktur. Üniversite yıllarında ÜFAB'ı çıkardığını, daha sonra da Kriter Dergisi'nin uzun yıllar editörlüğünü yaptığını biliyoruz.

Kitap üç bölümden oluşuyor: Mehmet Akif, M. Said Çekmegil, son bölüm ise Selami Çekmegil ile yapılan söyleşileri kapsıyor.

Birinci bölümde Akif'in fikri plandaki ana düşüncelerine değiniyor. O'nun Tevfik Fikret ile olan ilişkisinden bahsederken "Tevfik Fikret bu memleketin ne tip fikri etkilere maruz kaldığını resimlendirmek bakımından iyi bir örnektir" der.

Aslında Fikret, batıyı öykünmek adına tipik bir örnektir. Robert Kollej'de öğretmenlik yapmaktadır. Elbette onların da Türkiye'de propagandasını yapacaktır. Akif "Şimdi Allah'a söver, sonra biraz bol para ver, hiç utanmaz Protestanlara zangoçluk e- der" der. Evet o dönem en şiddetli eleştiriler Akif'den gelmiştir. Kitapta yazar Selâmi Çekmegil bu tespitleri yaparken "Akif, o dönemin aslında saf fikir taşıyan onur abidesidir, fikrini para karşılığı değiştirmeyi, satmayı düşünmemiş" der. Katılma-mak mümkün mü? Elbette bu doğru tespitleri kitabın diğer sayfalarında da görmek mümkündür.

Said Çekmegil ile ilgili bölümde babasının şair yönünden, fikri düşüncelerinden, bir aile reisi olarak duygularından bahsetmektedir. Kitabın en önemli bölümü, bu bölüm olsa gerek. Türkiye'de ekol de-nince hiç şüphesiz Malatya akla gelir. Çoğu arka-daşlar Malatya'da değişik isimlerden bahsederler. Bu değişik adlardan bahsederken hiçbirinin ese-rinden bahsetmezler. Oysa saydıkları isimlerin eserleri var mıdır, bilmiyorum. Bu isimlerin içinde tek bir kişiden bahsettiğiniz zaman, onun elliye yakın eseri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirsiniz. M. Said Çekmegil, evet bu isimlerin dışında tek bir kişi ekol olmuştur. Said Çekmegil'in yanına başka isimler eklediğiniz zaman bu pek gerçekçi olmaz, avami olur. Tutarlı bir dayanağını gösteremezsiniz ama Çekmegil'in eserlerini rahatlıkla gösterebilirsiniz.

Seksen yıllık yaşamında bir çok şiir kitabı, bir rad-yofonluk piyes, sayısı elliyi bulan fikir eserleri… Said Çekmegil'i tanıyanlar 1940'lı yılların sonlarından Malatya'daki fikir hareketlerinin başında Çekmegil'in bulunduğunu bilirler. Büyük Doğu'nun Malatya'da kuruluşunda, fikir kulüplerinin faaliyetlerinde hep Said Çekmegil'in ismi vardır.

Ankara'da gece saat 03.00'da telefonla sorduğumda bu zarif insan hep "ders çalışıyorum" derdi. Çokça okuduğunu sohbetlerine devam eden insanlarla paylaşmak isterdi. İsterdi ki onlar da pasif değil aktif, durağan bir zihin değil işleyen bir akıl sahibi olsunlar. Said Çekmegil'in herkesi memnun etmek gibi bir düşüncesi yoktu ama Allah'ın rızasını kazanmak gibi bir problemi vardı. Kitaplarında en çok dikkatinizi çeken dipnotlardır, kaynak kitaplardır. Onun ne kadar araştırmacı bir düşün adamı olduğunu gösterir. M. Said Çekmegil Türkiye'de Malatya ekolünün yegane ismiydi, mekanı cennet olsun.

Üçüncü bölüm, Selami Çekmegil ile yapılan sohbet. İngiltere'den, İtalya'dan anılarla birlikte fikri planı ağır olan bir söyleşi. Kitabın tüm içeriği Selami Çekmegil'in düşünceleri, yoğun anlatımları ile dolu, zevk alacağını umuyorum okurların.

Mustafa Başoğlu Sağlık-İş Sendikası başkanı. Uzun yıllardır bu sendikanın başkanlığını yapıyor. Çoğu zaman yaptığı eylemleri takdirle karşılıyorum, özellikle başörtüsü konusundaki çıkışlarını. Cumhurbaşkanlığı danışmanı iken adeta Süleyman Demirel'i eleştiren tavrıyla bu görevden istifa etmişti.

Kitap baskı hatalarıyla dolu. Gerek iç kısımlarda imla yanlışları gerek şiirlerin doğru yazılmayışı tipik örnekler. Bu kitabın tuhaf bir yanı da, yayınevi yok, baskı tarihi, temin edilecek adresi, teknik konuları içeren bilgilerden yoksun. Gerekli mi, bence gerekli. Bu kitap Sağlık-İş Sendikası'nın yayınlarından ise bahsedilmeliydi. Kaç adet basılmış bu bile belli değil. Niçin, bunu çözemedim. Hangi adresten temin edebiliriz bu da belli değil!.

Mustafa Başoğlu güzel çıkışlarının yanında beni en çok rahatsız eden icraatı, Afganistan ile ilgili bir kitap yayınlamasıydı. Evet Afgan halkına, Müslü-manlara zulüm yapan, Raşit Dostum'dan bahsediyorum. Cenk Kalesi'nde dört bin kişinin katliamına sebep olmuş birinden övgüyle bahsetmiş. Bütün bunları görmezden gelerek kitabın basılmasını talihsizlik olarak görüyorum.

Çoğu konularda hassas tavrıyla dikkati çeken Mustafa Başoğlu’nun bu konuda yanıldığını rahatlıkla söyleyebilirim, son nokta söyleşileri hariç tutularak.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...