|

Son Nokta Söyleşileri
Haktan S. Şaşmaz
Bir televizyon programında Selâmi Çekmegil
ile yapılan sohbetler kitap haline dönüştürülmüş.
Yazar Selâmi Çekmegil'i Türkiye'de tanımayan yoktur. Üniversite
yıllarında ÜFAB'ı çıkardığını, daha sonra da Kriter Dergisi'nin uzun
yıllar editörlüğünü yaptığını biliyoruz.
Kitap üç bölümden oluşuyor: Mehmet Akif, M. Said Çekmegil, son bölüm ise
Selami Çekmegil ile yapılan söyleşileri kapsıyor.
Birinci bölümde Akif'in fikri plandaki ana düşüncelerine değiniyor.
O'nun Tevfik Fikret ile olan ilişkisinden bahsederken "Tevfik Fikret bu
memleketin ne tip fikri etkilere maruz kaldığını resimlendirmek
bakımından iyi bir örnektir" der.
Aslında Fikret, batıyı öykünmek adına tipik bir örnektir. Robert
Kollej'de öğretmenlik yapmaktadır. Elbette onların da Türkiye'de
propagandasını yapacaktır. Akif "Şimdi Allah'a söver, sonra biraz bol
para ver, hiç utanmaz Protestanlara zangoçluk e- der" der. Evet o dönem
en şiddetli eleştiriler Akif'den gelmiştir. Kitapta yazar Selâmi
Çekmegil bu tespitleri yaparken "Akif, o dönemin aslında saf fikir
taşıyan onur abidesidir, fikrini para karşılığı değiştirmeyi, satmayı
düşünmemiş" der. Katılma-mak mümkün mü? Elbette bu doğru tespitleri
kitabın diğer sayfalarında da görmek mümkündür.
Said Çekmegil ile ilgili bölümde babasının şair yönünden, fikri
düşüncelerinden, bir aile reisi olarak duygularından bahsetmektedir.
Kitabın en önemli bölümü, bu bölüm olsa gerek. Türkiye'de ekol de-nince
hiç şüphesiz Malatya akla gelir. Çoğu arka-daşlar Malatya'da değişik
isimlerden bahsederler. Bu değişik adlardan bahsederken hiçbirinin
ese-rinden bahsetmezler. Oysa saydıkları isimlerin eserleri var mıdır,
bilmiyorum. Bu isimlerin içinde tek bir kişiden bahsettiğiniz zaman,
onun elliye yakın eseri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirsiniz. M. Said
Çekmegil, evet bu isimlerin dışında tek bir kişi ekol olmuştur. Said
Çekmegil'in yanına başka isimler eklediğiniz zaman bu pek gerçekçi
olmaz, avami olur. Tutarlı bir dayanağını gösteremezsiniz ama
Çekmegil'in eserlerini rahatlıkla gösterebilirsiniz.
Seksen yıllık yaşamında bir çok şiir kitabı, bir rad-yofonluk piyes,
sayısı elliyi bulan fikir eserleri… Said Çekmegil'i tanıyanlar 1940'lı
yılların sonlarından Malatya'daki fikir hareketlerinin başında
Çekmegil'in bulunduğunu bilirler. Büyük Doğu'nun Malatya'da kuruluşunda,
fikir kulüplerinin faaliyetlerinde hep Said Çekmegil'in ismi vardır.
Ankara'da gece saat 03.00'da telefonla sorduğumda bu zarif insan hep
"ders çalışıyorum" derdi. Çokça okuduğunu sohbetlerine devam eden
insanlarla paylaşmak isterdi. İsterdi ki onlar da pasif değil aktif,
durağan bir zihin değil işleyen bir akıl sahibi olsunlar. Said
Çekmegil'in herkesi memnun etmek gibi bir düşüncesi yoktu ama Allah'ın
rızasını kazanmak gibi bir problemi vardı. Kitaplarında en çok
dikkatinizi çeken dipnotlardır, kaynak kitaplardır. Onun ne kadar
araştırmacı bir düşün adamı olduğunu gösterir. M. Said Çekmegil
Türkiye'de Malatya ekolünün yegane ismiydi, mekanı cennet olsun.
Üçüncü bölüm, Selami Çekmegil ile yapılan sohbet. İngiltere'den,
İtalya'dan anılarla birlikte fikri planı ağır olan bir söyleşi. Kitabın
tüm içeriği Selami Çekmegil'in düşünceleri, yoğun anlatımları ile dolu,
zevk alacağını umuyorum okurların.
Mustafa Başoğlu Sağlık-İş Sendikası başkanı. Uzun yıllardır bu
sendikanın başkanlığını yapıyor. Çoğu zaman yaptığı eylemleri takdirle
karşılıyorum, özellikle başörtüsü konusundaki çıkışlarını.
Cumhurbaşkanlığı danışmanı iken adeta Süleyman Demirel'i eleştiren
tavrıyla bu görevden istifa etmişti.
Kitap baskı hatalarıyla dolu. Gerek iç kısımlarda imla yanlışları gerek
şiirlerin doğru yazılmayışı tipik örnekler. Bu kitabın tuhaf bir yanı
da, yayınevi yok, baskı tarihi, temin edilecek adresi, teknik konuları
içeren bilgilerden yoksun. Gerekli mi, bence gerekli. Bu kitap Sağlık-İş
Sendikası'nın yayınlarından ise bahsedilmeliydi. Kaç adet basılmış bu
bile belli değil. Niçin, bunu çözemedim. Hangi adresten temin edebiliriz
bu da belli değil!.
Mustafa Başoğlu güzel çıkışlarının yanında beni en çok rahatsız eden
icraatı, Afganistan ile ilgili bir kitap yayınlamasıydı. Evet Afgan
halkına, Müslü-manlara zulüm yapan, Raşit Dostum'dan bahsediyorum. Cenk
Kalesi'nde dört bin kişinin katliamına sebep olmuş birinden övgüyle
bahsetmiş. Bütün bunları görmezden gelerek kitabın basılmasını
talihsizlik olarak görüyorum.
Çoğu konularda hassas tavrıyla dikkati çeken Mustafa Başoğlu’nun bu
konuda yanıldığını rahatlıkla söyleyebilirim, son nokta söyleşileri
hariç tutularak. |