Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 321 | Eylül  2005

                   

 

 


Küçük Prens

Ahmet Altan / 31.08.2005 / Sayı:7 Yeni Aktüel

Atatürk'e birilerinin "diktatör" dediğini duymak mı tehlikeli yoksa Küçük Prens'i okumamak, "büyüklerin" ahmaklıklarını farketmemek ve o ahmaklardan biri haline gelmek mi? Okulun bir toplumun geleceğine doğrultulmuş bir silah olarak kullanılması kimin işine yarar? O toplumun değil herhalde.
Sanırım on iki, on üç yaşlarındayken mahallenin çocukları toplanırdık, daha sonraları çok başarılı bir yazar olan sarışın bir kız sakin sesiyle bize Saint Exupery' nin Küçük Prens'ini okurdu.
Resimli sayfalara gelindiğinde kitap elden ele dolaşırdı, hepimiz resimlere bakardık.
Daha sonra Küçük Prens'i defalarca okudum.
"Büyüklerin" akılsızlığıyla, anlamsız ihtirasları, yapay övünmeleriyle dalga geçen bu kitabı her okuduğumda büyüklerin aptallığıyla sakatlanan yanlarım şifa bulurdu.
Birkaç yıl önce Pantheon'un rutubet ve kül kokan loş koridorlarında dolaşırken Zola'yla Hugo'nun mezarlarının biraz ilerisinde açılmış bir Exupery müzesi olduğunu görmüştüm.
Edebiyat tarihinde bir eşi daha olmayan bir kitabı yazan bu ünlü yazar hak ettiği yeri almıştı.
Hayatını dünya savaşı sırasında katıldığı bir hava çarpışmasında kaybeden bu "pilotyazar" efsaneler katına yükselmişti.
Exupery'nin uçağını çatışma sırasında vurup düşüren Alman pilotun da bu yazara hayran olduğu, savaştan sonra mezarını ziyaret ettiği söylenirdi.
Birçok insanla birlikte herhalde o pilotun da hayatını değiştirmiş, onun "büyükler"in dünyasını algılamasını değiştirmişti.
O kitabı okuduğunuzda insanların ciddiye aldığı birçok "değer"in aslında ne kadar değersiz olduğunu anlarsınız çünkü.
Issız bir planette paraları sayıp duran muhasebeciden sabahları güneşe "doğ" akşamları da "bat" diyerek "evreni yöneten" adamın "iktidar"ına kadar bir dizi karakter "parayı, iktidarı" sorgulamanızı sağlar.
Küçük Prens'i okumuş ve sevmiş birinin paraya ve iktidara daha değişik baktığına inanırım ben.
Paraya her önem verdiğinizde ıssız gezegendeki muhasebecinin ahmaklığına, iktidar isteğiyle tutuştuğunuzda evreni güneşe "doğ" diyerek yönettiğini sanan adamın zavallılığına düştüğünüzden kuşkulanırsınız.
"Ben de büyüklerin salaklıklarını mı paylaşıyorum" diye sorarsınız kendinize.
Bu kitabı okuyarak büyüyen çocukların, hayatın içinde ne kadar kirlenirlerse kirlensinler temiz bir yanları kalacağına inanırım ben.
Elimde olsa bütün çocuklara okuturum bu kitabı.
Öyle zorla, ders gibi değil, tadını çıkararak, büyüklerle dalga geçe geçe...
Bizim milli eğitim bakanlığı da benim gibi düşünmüş olmalı ki bu kitabı çocukların okuması gereken "temel eserler" arasına almış.
Sonra da vazgeçmiş. Çünkü kitabın içinde "Türk diktatörü" diye bir laf geçiyormuş.
Bu da Atatürk'ü küçük düşürüyormuş.
Büyüklerin akılsızlıklarıyla alay eden bir kitabın hayata ne kadar doğru bir yerden baktığını kanıtlamak için inanılmaz bir örnek bence.
Bu muhteşem kitabın içinde bula bula o iki kelimeyi bulabilmek ve bu iki kelimeden korkmak için insanın gerçekten de paranoya ölçülerinde ödlek olması gerekir.
Ama sanırım asıl neden ödleklik değil.
Bizim "büyükler" bu ülkede "büyüklerle dalga geçebilen" çocuklar yetişmesini istemez.
Onlar itaatkâr köleler ister. Büyüklerine tapınan köleler. Büyüklerin para hırsını, iktidar tutkusunu sorgulamayan köleler.
Bu köleler ne evreni algılayabilir, ne dünyayı, ne tarihi, ne Türkiye'yi. Bizim yetiştirdiğimiz zavallı kölelere göre evrenin merkezi dünya, dünyanın merkezi Türkiye, Türkiye'nin merkezi Atatürk'tür.
Böyle yetişen, buna inanan o çocuklar biraz büyüyüp de gerçek hayatla karşılaştıklarında dünyanın evrende bir toz zerresi, Türkiye'nin bu toz zerresi üzerindeki önemsiz bir ülke, Atatürk'ün de dünyadaki birçok liderden biri olduğunu öğrendiklerinde yaşayacakları şaşkınlığı bir düşünün.
Ve, gerçeklerden böylesine habersiz yetişen insanların nasıl alay konusu olabileceğini.
Bu çocuklar ıssız bir gezegende "Buranın en muhteşem ırkı benim" diye övünen bir "Küçük Prens karakteri"ne benzemeyecek mi? Atatürk'e birilerinin "diktatör" dediğini duymak mı tehlikeli yoksa Küçük Prens'i okumamak, "büyükler"in ahmaklıklarını farketmemek ve o ahmaklardan biri haline gelmek mi? Okulun bir toplumun geleceğine doğrultulmuş bir silah olarak kullanılması kimin işine yarar? O toplumun değil herhalde. O toplumu aptal köleler yapmak isteyen birilerinin.
Kim onlar peki? Kimin hakkında şaka yapamıyor, kiminle dalga geçemiyor, kimden korkuyorsanız onlar.
Küçük Prens'i çocuklara okutmayanlar.
Ve, bu artık uğursuz bir kısır döngüye dönmüş durumda.
Robotların ele geçirdiği fantastik bir gezegende yaşı-yoruz sanki.
Köleleştirici eğitimden geçenlerin bir kısmı iktidarı ele geçiriyor ve kölelik eğitimini gittikçe daha şiddetli bir şe-kilde uyguluyor.
Neredeyse aramızdan hiç özgür düşünceli bir insan çıkmıyor.
Hepimizin beynine köleleştirici çipler takılmış.
Bugün eğitim sistemini değiştirsek, özgür bir eğitimi gerçekleştirecek, "büyükler"le dalga geçebilecek, Küçük Prens'ten tat alabilecek kadrolar bulamayacağız.
Bu sorunun üstesinden gelmek de inanılmaz bir biçimde zor.
Beyinsel bir esaretten kurtulamayacakmış gibiyiz.
Kurtuluşu talep bile edemiyoruz. Öylesine beyinlerimizi kireçlendirmişler.
"Atatürk'e dil uzatıyorlar," "Türkiye'yi küçültüyorlar" dedik mi bitti.
O noktadan sonra artık ne bilimin, ne edebiyatın önemi var.
Bilmiyorum, Edison Atatürk'le ilgili bir şey söyleseydi ne yapacaktık, ampul kullanmayıp karanlıkta oturacaktık herhalde.
Bu size anlamsız geliyor değil mi? Ama Küçük Prens'in okuma listesinden çıkarılması anlamsız gelmiyor.
Zihinsel bir karanlığın öneminin farkında değiliz çünkü.
Körlerin ışığı bilmemesi gibi biz de zihinsel özgürlüğün ışığını bilmiyoruz.
Karanlığı övüp duruyoruz. Bence çocuklarınıza inadına Küçük Prens'i okutun.
Büyüklerle dalga geçsinler. Budalalıklarımızın farkına varsınlar.
Kölelikten kurtulsunlar.
Kendilerine ait fikirleri olsun. Para sayanlara, iktidar için çıldıranlara gülsünler.
Gerçekleri merak etsinler. Küçük Prens'in tadını çıkarsınlar. Birer Küçük Prens olsunlar. Köle yetiştirmekten daha iyi değil mi bu? Özgür zihinli prensler ve prensesler olsunlar...
Ve ahmaklarla, kölelerle, büyüklerle dalga geçsinler...

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...