|

Kürtler Açısından Nasıl Bir Türkiye?
Fikret Bila / 19.08.2005 / Milliyet
DEHAP (Demokratik
Halk Partisi), DTH'ye (Demokratik Toplum Hareketi) katılma kararı aldı.
Bunu yaparken Abdullah Öcalan'a bağlılığını bildirdi. Katılma kararını
açıklarken, "DEHAP, Sayın Abdullah Öcalan'ın sorunun çözümünde muhatap
olma bakış açısının kabulünde rol oynamaya çalışmıştır" dedi.
Başbakan Erdoğan'ın, "Kürt sorunu vardır" söylemiyle Diyarbakır'a
yaptığı ziyaretle başlayan "sorunun çözümü" tartışmaları içinde DEHAP,
hükümetin muhatabının Öcalan olması gerektiğini ilan etti.
DEHAP'ın bu kararı ve Öcalan'ı adres göstermesi şaşırtıcı değil. Yeni
bir gelişme de değil. DEHAP'ın ortaya koyduğu tavrın, katıldığı DTH
tarafından paylaşılacağını tahmin etmek de zor değil.
Tarihi gelişim
Bugün Başbakan'ın "Kürt sorunu" olarak tanımladığı olgunun tarihi
gelişimine, bu çizgideki parti ve örgütler zincirine bakmak, olayları
daha iyi anlamak ve yorumlamak açısından yararlı olacaktır.
Öcalan'ın temsil ettiği çizgi, tarihi süreç içinde "paralel iki
örgütlenme"yle bugüne kadar gelmiştir. Biri legal, diğeri illegal iki
paralel örgütlenme seyri mevcuttur:
Siyasi parti biçimindeki legal örgütlenme, HEP, DEP, HADEP, DEHAP, DTH
zincirini izler. Bunlar Anayasa Mahkemesi kapattıkça birbiri yerine
kurulan siyasi parti-ler. Sonuncusu "Demokratik Toplum Hareketi" olarak
başlamıştır, ancak önümüzdeki dönemde "Demokratik Toplum Partisi"ne
dönüşecektir.
Yeni isim zinciri
İllegal örgütlenme ise PKK, KADEK ve KONGRA-GEL zinciridir. Bu zincir
Türkiye'de, bölgede ve dünyadaki konjonktürel koşullara göre, PKK'nın
yeni isimler almasından ibarettir.
Gerek legal gerekse illegal örgütlenme zinciri ve faaliyetler Abdullah
Öcalan'ın kontrolünde gelişmiştir. Hepsi Öcalan'ın projeleridir.
Dışarıda bulunduğu süre içinde projeleri bizzat, Türkiye'ye
getirildikten sonra ise İmralı'dan verdiği talimatlarla yaşama
geçirmiştir.
Öcalan'sız hareket
Son gelişmeler ışığında Türkiye'de "Öcalan'sız bir hareket"; "Kürt
sorununu Öcalan ve PKK'dan ayırma", "Türkiye'ye bağlı yeni bir Kürt
hareketi" gibi isimler altında çabalar ve arayışlar gündemdedir. Gerçeği
söylemek gerekirse, özetlediğimiz tarihi süreç ve bugünkü durum, "Öcalan'sız"
bir hareket olasılığının olanaksız denecek kadar düşük olduğunu
göstermektedir.
Bu bakımdan, bugün Leyla Zana-Orhan Doğan ve arkadaşları ile diğer bazı
önde gelen isimlerin Öcalan'a karşı veya Öcalan'a rağmen bir hareket
yaratıp yürütmelerini beklemek gerçekçi değildir. Bunun işaretlerini
söylemlerde, bildirilerde, tavırlarda açıkça görmek mümkündür.
DTH hareketi ve partisi, Öcalan'ın İmralı'da geliştirdiği bir projedir
ve DEHAP'ın bu partiye katılması da yine onun kararıdır.
Nasıl bir Türkiye?
Yaşanan gelişmeler ve ortaya çıkan yeni örgütlenmeler, Öcalan'ın
savunmalarında geliştirdiği tezlerine ait proje-lerdir. Öcalan'a göre, "Kürtlerin
görmek istediği Türkiye Cumhuriyeti"ne ulaşmak için kurulan parti ve
örgütlerdir. İllegal konumdaki KONGRA-GEL'in işlevi, "Türkiye
nü-vesi"nin model olarak İran, Irak ve Suriye'ye taşınması için bir üst
kurul olarak çalışmak, Türkiye'de faaliyet gösterecek partinin işlevi (Demokratik
Toplum Partisi olacağı anlaşılıyor) ise, "Türk üst kimliği ve Türk
ulusu"na değil, "Türkiyelilik ve Türkiye ulusuna" dayalı, "demok-ratik
cumhuriyet"in kurulması için siyasi mücadele vermektir."
Öcalan'ın savunmalarında "Kürtler açısından nasıl bir Türkiye?" sorusuna
verdiği yanıt şudur:
"...Türkiye Cumhuriyeti, Kürtler açısından özgür yurttaşlığı ve (anayasa
dahil) yasalaşmayı ifade eder veya etmelidir. Kürtlerin yasalaştırılması
demek kanunen kimliklerinin ya genel ya özel olarak kabul edilmesi
demektir.
Kürtlerin halk ve kültür olarak cumhuriyeti tanımaları, cumhuriyetin
onları bir kültürel varlık ve siyasal hak sahibi olarak tanımalarına
bağlıdır. Tanımalar karşılıklı ve yasal güvencelere dayalı olmak
zorundadır."
Başbakan ve hükümet açısından konu günübirlik politikaları aşacak
derinliktedir ve çok boyutludur. |