Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 321 | Eylül  2005

                   

 

 


Gazze’den Çekilme Planı

İsrail Başbakanı Ariel Şaron'un Gazze'den çekilme planı nihayet uygulamaya koyuldu. İsrailli yerleşimciler bölgeden, yine İsrail askerlerinin 'zoruyla' çıkarıldı. Pek çoklarının anlamakta zorlandığı kareler, televizyon ekranlarına yansıyınca, med-yadaki kalemşörler, kendi bulundukları pozisyonu meşrulaştıracak ifadelerle, hadiseyi yorumlamaya çalıştılar. Laik ve solcu basın, hadiseyi neredeyse hiçbir yorum yapmadan verirken, muhafazakar ve 'dinci' kesimler, genel olarak, bunu, Filistin mücadelesinin kazandığı bir 'zafer' olarak takdim etti-ler. Küçük bir azınlık ise, bu geri çekilmenin ardındaki 'oyun'u fark etmelerine rağmen, bugüne kadar izledikleri siyaset ve yapmış oldukları yorumlar nedeniyle, hadisenin gerçek boyutları üzerinde durmak yerine, tali hususları ön plana çıkarmayı tercih ettiler.

Şurası açıktır ki, İsrailli yerleşimcilerin Gazze'den ve Batı Şeria'daki birkaç yerleşim biriminden geri çekilmesi, Şaron'un mecbur kalarak almış olduğu bir kararın sonucu değildir. Bu, Amerika'nın, öteden beri bölgede yapmak istediği şeyle alakalı bir gelişmedir. Bu plan, malum olduğu üzere, bölgede sorun çıkarmayacak bir Filistin devleti kurulmasını ama bu arada İsrail'in güvenliğinin de garanti edilmesini öngörmektedir. Elbette planın hedefi orta ve uzun vadedir, ancak kısa vadede atılacak adımlar da elbette vardır. Buna göre, kurulması düşünülen Filistin devletinin sınırları elbette önem kazanmaktadır. Burada sınırı dar ve geniş tutan ayrı senaryolar olduğu malumdur. Amerika ve İsrail, Filistinlilerle masaya oturduklarında, sınırın mümkün olduğunca dar tutulmasını temin etmeye çalışmaktadırlar. Ancak şartlar gerektirdiğinde, bu sınırın bütün Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'ü de içine alacak şekilde genişletilmesi dahi düşünül-mektedir. Fakat şu an için böyle bir durum olmadığından, İsrail tarafının yapacağı şey, 'küçük' taktik tavizlerle işi kotarmaya çalışmaktır. Bizzat Şaron'un planladığı şekilde, Gazze ve Batı Şeria-dan yerleşimcilerin çıkarılması, işte böylesi bir planın gereğidir.

Bunun yanında, planın, mevcut Filistin özerk-yönetimine, 'altın tabak' içinde sunulmuş bir hediye olduğuna da dikkat edilmelidir. Burada, Amerika ve İsrail tarafından Mahmud Abbas'a yö-netimine verilmiş 'açık' bir destek söz konusudur. Zira Abbas, Arafat'ın ölümünden sonra, onun yerini dolduracak biri değildir; üstelik karşısında Hamas ve İslami Cihad gibi iki önemli örgüt vardır. İsrail, Arafat sağken dahi, bu iki örgüte karşı FKÖ'yü desteklemiş; yapılan her türlü eylemin sorumlusu olarak, bizzat FKÖ yönetimini göstermiştir. Bu bilinçli bir politikadır; çünkü bu örgütlerin 'muhatap' alınması, beraberinde ciddi siyasal sorunları doğurma potansiyeli taşımaktadır. Örgütlerin denetlenmesi ve mümkünse bastırılması görevini Arafat yürütmeli, sıkıntıya düştüğü yerde İsrail ve Amerika devreye girmelidir. Bugüne kadar uygulanan politika budur. Hamas'ın iki lider isminin terörist saldırılarla katledilmesi ise, yeni dönemde, örgütlerin liderlik gücünü törpülemek için özellikle planlanmıştır. Böylece Arafat'ın yerini alan kişinin, görece 'liderlik' şansı artırılmış olmaktadır. İşte yerleşim birimlerinden çekilme politikasının da böylesi bir amacı vardır. Şimdi Mahmud Abbas yönetiminin eli, bir şekilde güç-lendirilmiş olmaktadır. Nitekim planın uygulamaya koyulduğu günlerde, ABD Dışişleri Bakanı Rice, Filistin ve İsrail tarafında çağrıda bulunarak, bu 'fırsatı' değerlendirmelerini istemiştir.

Yerleşimcilerin geri çekilmesini, İsrail'in Lübnan-dan Hizbullah saldırıları vesilesiyle geri çe-kilmesinden sonra, İsrail adına ikinci bir yenilgi olarak görenler, esas itibarıyla yanılmaktadırlar. Çünkü burada, bir mağlubiyet sonucu değil, bir plan sonucu geri çekilme hadisesi vardır. İkisi çok farklıdır ve bu farkı görememek için, herhalde ya 'duygusal' olmak gerekir, ya da yorumcunun kendisi veya hitap ettiği çevre ile ilgili bir takım kaygıları olması gerekir. Meseleyi duygusal yönden alanlar, elbette ki isabetli değerlendirmeler yapamamaktadırlar. Çünkü İsrail'in "kaz gelecek yerden tavuk esirgemediğini" görememektedirler. Medya-nın muhafazakar kesimi ise, öteden beri taktıkları at gözlüklerini bir türlü çıkarmak istemedikleri için, hadisenin asli boyutlarını teğet geçip, tali hususları öne çıkarmayı tercih etmektedirler. Bu kesimler, bunu, Filistin mücadelesini sahiden sahiplenmek değil, bu mücadeleden nemalanmak istedikleri için yapmaktadırlar. Bu kesimler, elle-rine biraz şeker konduğunda ağlamayı kesen çocuklar gibidirler. Ayrıca asla sahici bir mücadele içine girmeyi istemezler; çünkü faturası ağırdır. Mücadele ediyormuş gibi görünürler ve böyle görünenleri destekler, hatta onları 'mücahid-i azam' ilan ederler. Bunun en yakın ve net kanıtı, İsrail'in cendereyi biraz sıkıştırıp, Arafat'ı karargahına hapsetmesi üzerine, küçük kızın duygusal konuşmasını vesile bilip Arafat'ı 'mücahid' ilan etmeleri ve tabir-i caiz ise Arafatçı olup çıkmalarıdır. Yıllarca Amerikan uşağı olarak niteledikleri Arafat'ı, evet, yine bu kesimler, 'mücahid' ilan edebilmişlerdir. Bunlar, sanılmasın ki, olan-biteni yanlış görmekte, değerlendirme hatası yapmaktadırlar. Hayır. Bu kesimler, açıkçası 'mış gibi' yapmaktadırlar. Asla sahici bir mücadeleleri yoktur. Barış zamanlarında demokrasi havarisi kesilirler. Ameri-ka'yı demokrasinin 'beşiği' vs. olarak görürler. Ama ne zaman ki aynı Amerika, Irak'a saldırırsa, Bush yönetimi çete olur, katil olur, zalim vs. olur. Neden? Çünkü, Irak halkına yapılan zulmden nemalanacaklardır. Kendi halklarına şirin görüneceklerdir. Halkın yüzde 80'inin Amerikan aleyhtarı olduğu bir meselede, halkın duyguları okşanmaz da ne yapılır?!! Aynı kaygılar, şimdi bu geri çekilme işleminde vardır. Halk, bu çekilmeyi İsrail'in 'yenilgisi' olarak mı görmek istemektedir; onlar da hemen bu yorumu yapacaklar ve halkın duygularını okşayacaklardır. Bu isabetsiz yorumun faturasını ilerde ödemezler mi peki?! Zamanı gelince, onun da bir çaresini bulurlar elbet! Çünkü halkın hafızası zayıftır; manipüle edildi mi, istenilen yere çekilir?!

İşte, bu kesimlerin yönlendirmeleriyle, hadiselerin ardındaki gerçekleri görmeleri engellenen nice insanlar, geri çekilme işlemi sırasında, İsrail askerlerinin Yahudi yerleşimcilere karşı kuvvet kullanmalarına da anlam verememişlerdir. Halk, bu yönlendirmelerle, yıllarca İsrail'in Amerika'yı bile yönettiğine inandırılmıştır. Bunlara göre Yahu-di'nin dünyada başaramayacağı iş yoktur. Her taşın altından Yahudi çıkar. Çapanoğlu bile belki Yahudidir! Bu mitin asılsızlığını anlamak öyle çok zor olmasa da, özellikle bu ülkede muhafakazar kesimler, böylesi bir yönlendirmenin etkisiyle, İsrail'i, olduğundan çok farklı bir yere koymaktadırlar. Gerçek ise şudur: İsrail bir ulus-devlettir; din unsuru da, özde, diğer ulus-devletlerde olduğundan çok farklı bir konumda değildir. Dolayısıyla, 'aşırı dinci' Yahudileri, İsrail askerlerinin havralardan, sinegoglardan zorla çıkarmalarında şaşacak bir şey yoktur. Ayrıca, İsrail, mevcut dünya siste-mine bağlı, üstelik göbeğinden bağlı bir devlettir; varlık nedeni zaten küresel sistemdir. İsrail, varlığını, önce İngilizlere sonra da Amerikalılara borçlu olan bir devlettir. Bugün Amerika'nın desteği olmaksızın, İsrail'in o bölgede varlığını sürdürmesi zordur. Tabii ki bu sistem, bölgedeki diğer ulus-devletler, krallık ve monarşilerle de doğrudan alakalı bir biçimde işlemektedir ve Mısır, Ürdün, Suriye, Lübnan, Suudi Arabistan, Türkiye vs. bölgedeki diğer devletler, bu işin içindedir. Dolayısıyla, sorun, tek başına İsrail sorunu da de-ğildir. Her şeyden önce küresel sistem sorunudur. Çözümünü de öncelikle orada aramak gerekir. Bu şu demektir: Amerika, zayıflatılamadığı sürece, İsrail de zayıflatılamayacaktır. Bir başka ifadeyle; Amerika, Ortadoğu'yu kontrol etmek istiyorsa, İsrail'den vazgeçse (veya buna mecbur kalsa) bile, aynı misyonu icra edecek bir başka uydu devleti kurmak isteyecektir. Şu halde, bir takım gelişmeleri anlayabilmek için, temel dinamikleri iyi bilmek ve onlardan yola çıkarak hadiseleri değerlendirmek gerekmektedir. Bugün maalesef sadece laik medya değil, Filistin'in dostları olduğunu söyleyenler bile, ya isteseler bile isabetli değerlendirmeler yapamamakta, ya da zaten istemedikleri için manipülatif yorumlarla halkın zihnini çelmeye çalışmaktadırlar. Bu son geri çekilme işlemini, Filistinlilerin bir başarısı olarak göstermek isteyenler, aynı manipülatif yaklaşımı sergilemektedirler. Buna kapılmamak için, küresel siyasetin dinamiklerini ve bölge gerçeklerini daima göz önünde tutmak gerekmektedir.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...

www.iktibas.info www.iktibas.info