Bush-hükümetinin içinde bile ‘terörizme karşı savaş’ stratejisinin halen
doğru olup olmadığı konusunda ihtilaf var. İhtilaf edilmeyen konu
stratejinin beklendiğinden daha az başarılı olduğu hususudur. Şimdi ise
hükümet çevrelerine göre ‘İkinci aşama’ için zaman geldi deniliyor.
Başkan George W. Bush’un anti-terör politikasına karşı eleştiriler
büyüyor ve hükümetin içinde bile şimdiki doktrinin değiştirilmesinin
zamanının geldiğini belirten sesler yükseliyor. Bunu ‘Washington Post’,
hükümet çevrelerinden birçok, sadece kısmen ismi belirtilmeyen
kaynaklara dayandırarak haber veriyor.
‘Savaşa karşı terör’ stratejisi 11 Eylül 2001’den itibaren hep terörün
sembol yüklü, meşhur babalarını hedef almıştı. Aranan kişiler
hiyerarşisinde Usame bin Ladin sadece bir numarayı ifade ediyordu.
Fakat bu düşünme ve hareket tarzı birçok tutuklama başarılarına rağmen
Bush-hükümetinin bundan umdu-ğu sonuçları doğurmadı: Meşhur el-Kaide
liderlerinin yakalanması geniş ölçüde tesirsiz kalıyor, çünkü çok basit
bir şekilde onların yerine başkaları geçiyor.
Ayrıca takibatların oluşturduğu ‘sürekli baskı’ terör organizasyonlarını
da değiştirdi: Washington Post’a göre el-Kaide, artık Bin Ladin’in
otokratik yönetilen bir aracı değil, bunun aksine ‘şekilsiz, müphem ve
zor mücadele edilebilen bir organizasyon’dur.
Gazete Bush’un terör danışmanı Fragos Townsend’in sözlerini aktarıyor:
‘Düşman doğal bir şekilde uyum sağladı.’
Organizeli terörizmle ileride nasıl mücadele edileceği ise bundan böyle
Bush-kabinesinde canlı tartışmaların konusudur. ‘Washington Post’a göre
Amerikan hükü-metinde el-Kaide tehlikesinin azalıp azalmadığı konusunda
farklı görüşler bulunmaktadır. Bir başka ano-nim hükümet memuru şimdi
‘şiddete dayalı aşırılığı yenmek için stratejik bir çıkış’
hedeflediklerini belirtiyor.
Ordu çevrelerinden eleştiriler
Anonim hükümet memurları tarafından ‘Aşama iki’ diye adlandırılan ve
hedeflenen yeni strateji tek tek el-Kaide üyelerini avlamaktansa şiddete
dayalı aşırılıkla mücadele etmekmiş.
Ancak bu hedefin nasıl ve hangi araçlarla kovalanacağı konusu çok
tartışmalı. Bu cümleden olarak US Army War College’in Stratejik
Araştırmalar Enstitüsü, adeta şimdiki politikanın değiştirilmesine
yönelik bir temenniler listesi gibi okunan bir araştırma yayınladı ve
ABD Ordusu tarafından enstitünün web sayfasında kamuoyuna sunuldu.
Değerlendirmelerinde hükümeti fütursuzca eleştiren araştırmada şu
saptamalar yapılmaktadır: Bush-yönetimi ‘teröre karşı savaş’ta üç
seneden fazla bir zaman zarfında birçok paralel yürüyen aksiyonların ve
tedbirlerin net hedefini ortaya koyamamıştır.
Ortadoğu’yu demokratikleştirmeye dair niyet açıkla-ması mesela uygun
kararlar ve tedbirlerle destek-lenmemiş: Yakında Irak’ta prensib olarak
ülkeye daha çok asker ve para göndermek ya da tamamen geri çekilmek
konusunda karar verme durumuna gelinecek. Araştırmada ‘Hırslı, fakat
kötü tanımlanmış hedefleri takib etmenin bedeli çok ağır ve fakat yine
kabul edilebilir idi’ denilmektedir. ‘Fakat Irak’taki süregelen
ayaklanma bu bedeli öyle bir noktaya kadar yükseltiyor ki, artık temel
kararların ertelenmesi imkansız duruma geliyor.’
Ordu araştırması şimdiye kadar takip edilen terörizme askeri sertlikle
karşılık verme stratejisine bir alternatif teklif ediyor: ABD
anti-terör-stratejisiyle terörizmi 11 Eylül öncesinde olduğu gibi
tahammül edilebilir bir seviyeye çekmeyi mi istiyor, ya da gelecekte
kitle imha silahlarıyla birlikte çok daha kötü bir terörü engelle-meye
mi angaje olmak istiyor.
Araştırma gerekçe olarak ABD’nin, şayet el-Kaide ve ilişkide olduğu
organizasyonları ortadan kaldırma yo-lundan giderse askeri
angajmanlarını ikiye katlamak zorunda kalacağını iddia ediyor. Ve bundan
daha fazlası: Bu durumda ABD ‘terörizme karşı savaşı’ İslami dini
aşırılığı destekledikleri varsayılan diğer İslam devlet-lerine
yaygınlaştırmak zorunda kalır. ABD Ordusu’nun araştırması ‘terörizmin
kaynakları’ olarak Suudi Arabistan, İran, Suriye ve Mısır’ı sayıyor.
Alternatif, Ortadoğu’yu ‘demokratikleştirme’ hedefin-den geri dönmektir.
Bunun yerine ABD terör örgütlerine desteği ve silah ikmalini çekmeyi
hedefleyen diplomasi-ye yatırım yapılmalı.
Prensip kararlar için zaman geldi
Kabine birçok hükümet yetkilisinin ifadesine göre ‘okunmamış’ olan ve
Bush hükümeti için problemli olan bu Ordu araştırmasının çizgisinde
tartışıyor. Değiş-tirilmiş bir anti-terör politikasının muhtemel hedef
istikametlerini basit temel sorularla tasvir etmek mümkün:
ABD öncelikli olarak doğrudan terör örgütleriyle mi mücadele etmeli,
yoksa İslam dünyasında onlara verilen desteği çekmeye yönelik mi
çalışmalı?
ABD bunu yaparken öncelikli olarak siyasi araçlara mı yoksa askeri
araçlara mı başvurmalı?
‘Washington Post’un anonim kaynaklarına göre şu sıralar sorumlu
çevrelerde Irak-savaşının terörle mücadeleye genel tesirleri
tartışılıyormuş. Bunun üzerine Dışişleri Bakanlığı’nın Amerikan
dışişleri politikasının son senelerde terörizme karşı diğer öncelikleri
ihmal ettiği suçlaması geliyor. Son seneler Irak’ta savaş tecrübesi
kazanmış ‘yeni jenerasyon teröristler’e karşı muhtemel yaklaşımlar
ortaya konulmalı. Ayrıca ABD’nin yabancı ülkelerde daha iyi bir imaja
yönelik çalışmalarını anti-terör-hareketine entegre etmeli.
Bush’un anti-terör-politikasını dışarıya karşı kararlı temsil ettiği
nisbette, kısa zamanda bir strateji değişikliği ihtimal dahilinde
gözüküyor. Apaçık gözlemlenen stratejilerin sorgulanması sene başında
National Security Council (Milli Güvenlik Konseyi) tarafından başlatıldı
ki, bunun içinde hükümetin yanısıra ordu, emniyet daireleri ve gizli
servisler temsil edilmektedir. ‘Terö-rizme karşı savaş’ın gidişatı
konusunda anlaşılan hiç kimse mutlu değil. Ya da Washington Post’un
anonim kaynağının formüle ettiği gibi: ‘Biz bir karara yaklaşıyoruz.’