Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 318 | Haziran  2005

                   

 

 


BUSH HÜKÜMETİ YENİ STRATEJİ ARAYIŞINDA

 

Frank Patalong / Spiegel online /29.05.2005

Çev: Kamil CENGİZ

 

Bush-hükümetinin içinde bile ‘terörizme karşı savaş’ stratejisinin halen doğru olup olmadığı konusunda ihtilaf var. İhtilaf edilmeyen konu stratejinin beklendiğinden daha az başarılı olduğu hususudur. Şimdi ise hükümet çevrelerine göre ‘İkinci aşama’ için zaman geldi deniliyor.

Başkan George W. Bush’un anti-terör politikasına karşı eleştiriler büyüyor ve hükümetin içinde bile şimdiki doktrinin değiştirilmesinin zamanının geldiğini belirten sesler yükseliyor. Bunu ‘Washington Post’, hükümet çevrelerinden birçok, sadece kısmen ismi belirtilmeyen kaynaklara dayandırarak haber veriyor.

‘Savaşa karşı terör’ stratejisi 11 Eylül 2001’den itibaren hep terörün sembol yüklü, meşhur babalarını hedef almıştı. Aranan kişiler hiyerarşisinde Usame bin Ladin sadece bir numarayı ifade ediyordu.

Fakat bu düşünme ve hareket tarzı birçok tutuklama başarılarına rağmen Bush-hükümetinin bundan umdu-ğu sonuçları doğurmadı: Meşhur el-Kaide liderlerinin yakalanması geniş ölçüde tesirsiz kalıyor, çünkü çok basit bir şekilde onların yerine başkaları geçiyor.

Ayrıca takibatların oluşturduğu ‘sürekli baskı’ terör organizasyonlarını da değiştirdi: Washington Post’a göre el-Kaide, artık Bin Ladin’in otokratik yönetilen bir aracı değil, bunun aksine ‘şekilsiz, müphem ve zor mücadele edilebilen bir organizasyon’dur.          

Gazete Bush’un terör danışmanı Fragos Townsend’in sözlerini aktarıyor: ‘Düşman doğal bir şekilde uyum sağladı.’

Organizeli terörizmle ileride nasıl mücadele edileceği ise bundan böyle Bush-kabinesinde canlı tartışmaların konusudur. ‘Washington Post’a göre Amerikan hükü-metinde el-Kaide tehlikesinin azalıp azalmadığı konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Bir başka ano-nim hükümet memuru şimdi ‘şiddete dayalı aşırılığı yenmek için stratejik bir çıkış’ hedeflediklerini belirtiyor. 
Ordu çevrelerinden eleştiriler

Anonim hükümet memurları tarafından ‘Aşama iki’ diye adlandırılan ve hedeflenen yeni strateji tek tek el-Kaide üyelerini avlamaktansa şiddete dayalı aşırılıkla mücadele etmekmiş.

Ancak bu hedefin nasıl ve hangi araçlarla kovalanacağı konusu çok tartışmalı. Bu cümleden olarak US Army War College’in Stratejik Araştırmalar Enstitüsü, adeta şimdiki politikanın değiştirilmesine yönelik bir temenniler listesi gibi okunan bir araştırma yayınladı ve ABD Ordusu tarafından enstitünün web sayfasında kamuoyuna sunuldu. Değerlendirmelerinde hükümeti fütursuzca eleştiren araştırmada şu saptamalar yapılmaktadır: Bush-yönetimi ‘teröre karşı savaş’ta üç seneden fazla bir zaman zarfında birçok paralel yürüyen aksiyonların ve tedbirlerin net hedefini ortaya koyamamıştır.         

Ortadoğu’yu demokratikleştirmeye dair niyet açıkla-ması mesela uygun kararlar ve tedbirlerle destek-lenmemiş: Yakında Irak’ta prensib olarak ülkeye daha çok asker ve para göndermek ya  da tamamen geri çekilmek konusunda karar verme durumuna gelinecek. Araştırmada ‘Hırslı, fakat kötü tanımlanmış hedefleri takib etmenin bedeli çok ağır ve fakat yine kabul edilebilir idi’ denilmektedir. ‘Fakat Irak’taki süregelen ayaklanma bu bedeli öyle bir noktaya kadar yükseltiyor ki, artık temel kararların ertelenmesi imkansız duruma geliyor.’

Ordu araştırması şimdiye kadar takip edilen terörizme askeri sertlikle karşılık verme stratejisine bir alternatif teklif ediyor: ABD anti-terör-stratejisiyle terörizmi 11 Eylül öncesinde olduğu gibi tahammül edilebilir bir seviyeye çekmeyi mi istiyor, ya da gelecekte kitle imha silahlarıyla birlikte çok daha kötü bir terörü engelle-meye mi angaje olmak istiyor.

Araştırma gerekçe olarak ABD’nin, şayet el-Kaide ve ilişkide olduğu organizasyonları ortadan kaldırma yo-lundan giderse askeri angajmanlarını ikiye katlamak zorunda kalacağını iddia ediyor. Ve bundan daha fazlası: Bu durumda ABD ‘terörizme karşı savaşı’ İslami dini aşırılığı destekledikleri varsayılan diğer İslam devlet-lerine yaygınlaştırmak zorunda kalır. ABD Ordusu’nun araştırması ‘terörizmin kaynakları’ olarak Suudi Arabistan, İran, Suriye ve Mısır’ı sayıyor.

Alternatif, Ortadoğu’yu ‘demokratikleştirme’ hedefin-den geri dönmektir. Bunun yerine ABD terör örgütlerine desteği ve silah ikmalini çekmeyi hedefleyen diplomasi-ye yatırım yapılmalı.

Prensip kararlar için zaman geldi

Kabine birçok hükümet yetkilisinin ifadesine göre ‘okunmamış’ olan ve Bush hükümeti için problemli olan bu Ordu araştırmasının çizgisinde tartışıyor. Değiş-tirilmiş bir anti-terör politikasının muhtemel hedef istikametlerini basit temel sorularla tasvir etmek mümkün:

ABD öncelikli olarak doğrudan terör örgütleriyle mi mücadele etmeli, yoksa İslam dünyasında onlara verilen desteği çekmeye yönelik mi çalışmalı?

ABD bunu yaparken öncelikli olarak siyasi araçlara mı yoksa askeri araçlara mı başvurmalı?

‘Washington Post’un anonim kaynaklarına göre şu sıralar sorumlu çevrelerde Irak-savaşının terörle mücadeleye genel tesirleri tartışılıyormuş. Bunun üzerine Dışişleri Bakanlığı’nın Amerikan dışişleri politikasının son senelerde terörizme karşı diğer öncelikleri ihmal ettiği suçlaması geliyor. Son seneler Irak’ta savaş tecrübesi kazanmış ‘yeni jenerasyon teröristler’e karşı muhtemel yaklaşımlar ortaya konulmalı. Ayrıca ABD’nin yabancı ülkelerde daha iyi bir imaja yönelik çalışmalarını anti-terör-hareketine entegre etmeli.

Bush’un anti-terör-politikasını dışarıya karşı kararlı temsil ettiği nisbette, kısa zamanda bir strateji değişikliği ihtimal dahilinde gözüküyor. Apaçık gözlemlenen stratejilerin sorgulanması sene başında National Security Council (Milli Güvenlik Konseyi) tarafından başlatıldı ki, bunun içinde hükümetin yanısıra ordu, emniyet daireleri ve gizli servisler temsil edilmektedir. ‘Terö-rizme karşı savaş’ın gidişatı konusunda anlaşılan hiç kimse mutlu değil. Ya da Washington Post’un anonim kaynağının formüle ettiği gibi: ‘Biz bir karara yaklaşıyoruz.’

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...