|

ÖZBEKİSTAN’DA GERÇEKTE NELER OLUYOR?
Nuh GÖNÜLTAŞ – 18.05.2005 – D.B. TERCÜMAN
2002-2004
yılları arasında İngiltere'nin Taşkent büyükelçiliğini yaparken, Kerimov
aleyhine konuşması sonrası "istenmeyen adam" ilan edilerek görevden
alınan Craig Murray, ülkesinin ve ABD'nin zorba Kerimov rejimine "Orta
Asya petrol ve gaz servetlerine sahip olmak için göz yumduğunu"
söylüyor. World Peace Herald'ın dünkü nüshasına konuşan büyükelçi,
Londra ve Washington'un bu olayları kınamamasını "ikiyüzlülük" olarak
niteliyor ve cinsel tacizden, her çeşit işkenceye kadar masum insanlara
hapishanelerde yapılanın "politik terör suçu"nu teşkil ettiğini
belirtiyor. Özbekistan'da gerçekten neler oluyor? Kerimov'un Tek siyasi
legal rakibi Muhammed Salih'in dramını dün yazmıştım. ERK hareketini
içeriden parçalama görevini 1991-1995 sürecinde yerine getirmiş diğer
sahte siyasi rakibi Abdurrahman Polatov ise Moskova'da yaşıyor. 11 Eylül
sonrası ABD'nin bölgedeki operasyonları sonucu çökertilmiş Vehhabi
destekli Özbekistan İslam Harakatı (ÖİH) ve öldürülmüş lideri Cuma
Nemangani bir süredir Özbek Lider Kerimov için tehdit olmaktan çıkmıştı.
Diğer Vehhabi destekli örgüt Hizbul Tahrir'e (HT) bağlı olduğu
iddiasıyla 7 bin kişi cezaevine gönderildi. Lideri Tahir Yoldaşav ve
kaçan 1500 aile Kırgızistan, Kazakistan ve Tacikistan'da bugün zor
şartlar altında yaşıyordu. Kerimov yönetimi, pasifize edilmiş bu
tehditleri 11 Eylül sonrası oluşan politik iklimi hünerli bir şekilde
kullanarak ülkeyi sürekli bir olağanüstü hal durumuna soktu! Hizbul
Tahrir, Nemangani örgütünün aksine "barışçıl cihad" olarak
tanımladıkları bir çerçevede ideolojilerini savaşla değil "sözlü tebliğ"
ile yaymaya dayandırıyor. ÖİH militanlarını 'ekstremist' olarak
suçluyor, "Kerimov'un rejimi tarafından beyinleri yıkanmış olsa bile bir
Müslümanın diğer Müslümana ateş açmasının kabul edilemeyeceğini"
söylüyorlar. Son iki yıldır ABD'nin baskısıyla Kırgızistan, Kazakistan
ve özellikle de Tacikistan'da da yüzlerce aktivistleri tutuklanarak
hapse konuldu. Yurt dışından destek bulan bu yapılanma sanılanın aksine
halktan büyük bir teveccüh görmedi. İddia edildiği gibi 80 bin üyesi de
yoktu. Afganistan sınırından 90 mil uzaklıktaki Hanabad hava üssünü ABD
askerlerine açarak teröre karşı savaşta ABD ile aynı safta yer alan
Özbekistan'ın ABD'ye verdiği bu destek, yalnızca, ülkesindeki terörü
besleyen kaynakların kurutulması amacıyla sınırlı değil tabii ki.
Kerimov, Aralık 1997'de İslamcı hareketlerin beşiği olarak bilinen
Namangan'da dört polisin öldürülmesi ile sonuçlanan arbede sonrası ülke
genelinde yürütülen bir kampanya ile binlerce kişiyi tutuklatarak
sorgudan geçirdi. Bu çerçevede 900'ün üzerinde cami Vahhabizm'in odak
noktası olduğu gerekçesiyle kapatıldı. Mayıs 1998'de Din Özgürlüğü
Yasası, Parlamento tarafından yenilenerek hükümet kontrolü altında
olmayan tüm dini faaliyetler yasaklandı. Yasa, resmi dini kuruluşlar
dışında yapılan din öğretimini ve dini yayıncılığı suç kapsamına aldı.
Ayrıca, hükümet camilerde ezan okunmasını yasaklayan ve eğitimin her
düzeyinde dini konuları ders müfredatından çıkaran bir kararname
yayınladı. Resmi olmayan camileri kapatma süreci hızla devam ederek
1997'de 10 bin civarındaki cami sayısı günümüzde 2 bin beş yüz düzeyine
indi. Bu süreç içinde, Kerimov, Human Rights Watch'ın yerinde ifadesiyle
"suç niyeti taşıyan ile yalnızca camiye devam etmekte olan ortalama
Müslümanları aynı kefeye koyan" bir yaklaşımla kitlesel düzeyde bir
'cadı avı' başlattı ve binlerce kişi sorgu ve işkenceden geçirilerek,
üniversiteden ya da işten atılmaya varan uzun hapishane cezalarına kadar
değişik müeyyidelerle karşılaştı. Demokratik gelişim sağlanmadığı,
muhalefet için sistem içi meşru kanallar açılmadığı ve sosyo-ekonomik
koşullarda iyileşmeye gidilmediği, ABD ve İngiltere ikilisinin petrol ve
gaz için insan hakları ihlallerine göz yumması sürdüğü müddetçe, bu
ülkeden diğer Orta Asya ülkelerindeki gibi renkli devrim haberi değil,
daha çok katliam haberi duyacağımızdan emin olabilirsiniz! |