|

TÜRKİYE ŞERİATA MI GİDİYOR POLLOCK SEVİYESİNDE TETİKÇİLER
İbrahim KARAGÜL – 10.05.2005 –
YENİ ŞAFAK
"Türkiye İslamizasyona mı sürükleniyor? Türkiye ABD'nin müttefiki mi?
Türkiye'nin AB üyeliği Amerika'nın çıkarına mı?" gibi çarpıcı soruları
öne çıkaran ve konu başlığı "Turkey: The Road to Sharia?" (Türkiye
şeriata mı gidiyor) şeklinde belirlenen bir sempozyum.
Katılımcılar:
The Middle East Forum'um yöneticisi, halen Campus Watch adlı örgütüyle
Müslüman (ya da neo-con olmayan) öğrencileri ABD istihbaratına
gammazlamakla meşgul olan, Şaroncu Yahudilerin öncülerinden ve hayatını
İslam'la mücadeleye adamış olan Daniel Pipes.
Neo-con'ların mabedi the American Enterprise Institute mensubu,
Türkiye'de bazılarının bir şey zannettiği The Middle East Quarterly adlı
derginin editörü, halen Savunma Bakanlığı'nda Irak ve İran üzerine
çalışan, "Türkiye Arap sermayesi" üzerine yazdığı son yazısıyla dikkat
çekmeye çalışan aslında Pipes'la aynı cemaatten olan Michael Rubin.
"Türk Tehlikesi" adlı kitabın yazarı Hans-Peter Raddatz adında benim de
dikkatimi çekmeyen bir adam.
Ne amaç için kurulduğu gayet belli olan Washington Enstitüsü bünyesinde
Türkiye "araştırmaları" yapan ve Rubin'in dergisinde yazan Soner
Çağatay'a ise, eleştirileri göğüsleme rolü verilmiş.
Türkiye'de (maalesef) ciddiye alınıp tartışmalara konu olabilen Robert
Pollock'ın zeka seviyesinde bir sempozyum. Konuşmacıların
"değerlendirmeleri" de Pollock'la aynı düzeyde. Öyle provokatif, öyle
abartılı, öyle genel cümleler kullanıyorlar ki, Türk-Amerikan
ilişkilerinin geleceği bu kişilerin eline kaldıysa, daha doğrusu ABD'de
bu kişiler düşünür olarak kabul ediliyorsa vay halimize. Sempozyumu ve
Türkiye analizini ibret olsun diye herkese okutmak lazım.
Ya bu palavraları ciddiye alanlar veya onların Türkiye'deki ortakları
için ne demeli? Olayın trajik boyutu bu işte. Türkiye'de birilerinin bu
adamları ciddiye alıp Türk-Amerikan ilişkilerini yoluna koymanın adresi
olarak görmesi. Türk-ABD ilişkilerini geliştirmek bu ideolojik,
"marjinal" çevrenin umurunda bile değil. Onlar İsrail, daha doğrusu
İsrail aşırı sağı için söz söylüyor, onlar için yazıyor, konuşuyor,
tetikçilik yapıyor.
Onlara göre:
Türkiye ABD dışında hiçbir ülkeyle yakın olmayacak. Avrupa Birliği ile,
İslam dünyası ile, Rusya ile, Asya ülkeleri ile, Afrika ile Türkiye
arasında gelişecek bir yakınlaşma, daha doğrusu Türkiye'nin kapsamlı bir
dış politika açılımı geliştirmesi son derece tehlikeli. Bu açıktan
söyleyemedikleri için Türkiye'nin hassas sorunlarını kaşımaya, iç
gerilimi tırmandırmaya, ülke içinde kamplaşmaları teşvik etmeye
çalışıyorlar. Amaçları eski defterleri açtırmak ve bu ülkenin bütün
enerjisini iç gerilimlere yönlendirmek.
'de yayınlanan söyleşiyi okuduğunuzda sempozyumun ne amaçla
düzenlendiğini açıkça anlıyorsunuz. İddialara bakın: Türkiye'yi Ortodoks
İslamcılar yönetiyormuş, Tayyip Erdoğan Türkiye'yi şeriata
sürüklüyormuş, Türkiye ile İran tam tersi istikamette gidiyormuş, İran
laikleşirken Türkiye İslamlaşıyormuş, Türkiye bir an önce düşman
kategorisine alınmalıymış, ABD Türkiye'deki bu gidişe müdahale
etmeliymiş ve Türkiye'nin AB üyeliğine destek vermemeliymiş, Ak Parti
ABD'ye karşı "Alman-Fransız-İspanyol ekseni"ne oynuyormuş, ABD'den
bağımsız Ortadoğu politikası geliştiriyormuş, Atatürk'ün devleti
tehlikedeymiş, bu gidişi durdurmak için askerler harekete
geçirilmeliymiş, Ak Parti parçalara ayrılmalıymış… Devam edelim:
Türkiye belki dost olabilirmiş ama ortak olamazmış. Terörle mücadelede
birlikte çalışılamazmış. Çünkü Türkiye Hamas, Hizbullah ve Iraklı
direnişçilere karşı gerçek anlamda mücadele etmiyormuş. Beşşar Esad'la,
İran'la yakınlaşma içindeymiş, Türkiye Washington, Brüksel ve son olarak
Moskova ile ilişkileri kesip İslam dünyasına yönelecekmiş, yani
Tahran'a, Riyad'a ve Şam'a… İslamcılar komünizm ve faşizm kadar
tehlikeliymiş ve daha neler neler…
Hepsi deli saçması. Türkiye ile ne kadar ilgileri, Türkiye hakkında ne
kadar bilgileri olduğu ortada. Türkiye için ne düşündükleri ortada.
Kendilerine ezberletilenleri her platformda tekrar ediyorlar. Abartı,
paranoya ve cahillik olarak özetlenebilecek bu sempozyum, Türk-Amerikan
ilişkilerindeki gerilimin yapay da olsa zayıfladığı bir dönemde
yapılması ve Türkiye'nin gerçekleriyle alakası olmayan değerlendirmelere
yer verilmesi ne ile açıklanabilir?
Fikirden ziyade çıkarların gizlendiği bir platform var ortada. Bunların
ağababaları yıllarca tanıtım adı altında bu ülkenin milyonlarca dolarını
cebe indirdiler. Türkiye'ye yönelik bu baskının devam ettirilmesinin, iç
gerilim senaryolarına yatırım yapılmasının nedeni işte burada. Bu
kişiler ırkçı bir ideolojinin tetikçileri. Türkiye'nin lobisini yapma
adı altında milyonlarca doları ceplerine indirme mücadelesi veriyorlar.
Şu anda para söğüşlüyorlar mı bilmiyorum ama baskıların hedefi bu.
Bakalım başarabilecekler mi? Amaçlarına ulaşana kadar her türlü
çirkefliği kullanacaklar. Çünkü ortada fikir, değerlendirme, analiz,
dostluk arayışları değil, çıkar hesapları yatıyor.
Hitler'in kitabıymış, Türkiye'de Amerikan karşıtlığı tehlikeli hale,
noktaya ulaşmış, bazı gazeteler komplo teorileri yayıyormuş, bazı köşe
yazarları Türk halkını Amerika ve İsrail aleyhine kışkırtıyormuş ve daha
bir sürü tilkiliklerle baskı yap, şantaj uygula, provokasyon yap,
yaygara kopar ve amacına ulaş… Aynı sempozyumda da Yeni Şafak'a ve
yazarlarına saldırılarına devam ettiler. Çirkin, kirli bir amaç uğruna
dünyayı kana boğanlar, yalanlarıyla rezil olanlar onlar değilmiş gibi.
Kimi kandırıyorsunuz siz? Kendilerini uyanık sanıyorlar.
Sadece Daniel Pipes'ın kim olduğunu yazsam bütün günahları ortaya
saçılırdı ama yer kalmadı... |