Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 318 | Haziran  2005

                   

 

 


TÜRKİYE ŞERİATA MI GİDİYOR POLLOCK SEVİYESİNDE TETİKÇİLER

İbrahim KARAGÜL – 10.05.2005 – YENİ ŞAFAK

"Türkiye İslamizasyona mı sürükleniyor? Türkiye ABD'nin müttefiki mi? Türkiye'nin AB üyeliği Amerika'nın çıkarına mı?" gibi çarpıcı soruları öne çıkaran ve konu başlığı "Turkey: The Road to Sharia?" (Türkiye şeriata mı gidiyor) şeklinde belirlenen bir sempozyum. Katılımcılar:         

The Middle East Forum'um yöneticisi, halen Campus Watch adlı örgütüyle Müslüman (ya da neo-con olmayan) öğrencileri ABD istihbaratına gammazlamakla meşgul olan, Şaroncu Yahudilerin öncülerinden ve hayatını İslam'la mücadeleye adamış olan Daniel Pipes.

Neo-con'ların mabedi the American Enterprise Institute mensubu, Türkiye'de bazılarının bir şey zannettiği The Middle East Quarterly adlı derginin editörü, halen Savunma Bakanlığı'nda Irak ve İran üzerine çalışan, "Türkiye Arap sermayesi" üzerine yazdığı son yazısıyla dikkat çekmeye çalışan aslında Pipes'la aynı cemaatten olan Michael Rubin.

"Türk Tehlikesi" adlı kitabın yazarı Hans-Peter Raddatz adında benim de dikkatimi çekmeyen bir adam.

Ne amaç için kurulduğu gayet belli olan Washington Enstitüsü bünyesinde Türkiye "araştırmaları" yapan ve Rubin'in dergisinde yazan Soner Çağatay'a ise, eleştirileri göğüsleme rolü verilmiş.

Türkiye'de (maalesef) ciddiye alınıp tartışmalara konu olabilen Robert Pollock'ın zeka seviyesinde bir sempozyum. Konuşmacıların "değerlendirmeleri" de Pollock'la aynı düzeyde. Öyle provokatif, öyle abartılı, öyle genel cümleler kullanıyorlar ki, Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceği bu kişilerin eline kaldıysa, daha doğrusu ABD'de bu kişiler düşünür olarak kabul ediliyorsa vay halimize. Sempozyumu ve Türkiye analizini ibret olsun diye herkese okutmak lazım.

Ya bu palavraları ciddiye alanlar veya onların Türkiye'deki ortakları için ne demeli? Olayın trajik boyutu bu işte. Türkiye'de birilerinin bu adamları ciddiye alıp Türk-Amerikan ilişkilerini yoluna koymanın adresi olarak görmesi. Türk-ABD ilişkilerini geliştirmek bu ideolojik, "marjinal" çevrenin umurunda bile değil. Onlar İsrail, daha doğrusu İsrail aşırı sağı için söz söylüyor, onlar için yazıyor, konuşuyor, tetikçilik yapıyor.

Onlara göre:

Türkiye ABD dışında hiçbir ülkeyle yakın olmayacak. Avrupa Birliği ile, İslam dünyası ile, Rusya ile, Asya ülkeleri ile, Afrika ile Türkiye arasında gelişecek bir yakınlaşma, daha doğrusu Türkiye'nin kapsamlı bir dış politika açılımı geliştirmesi son derece tehlikeli. Bu açıktan söyleyemedikleri için Türkiye'nin hassas sorunlarını kaşımaya, iç gerilimi tırmandırmaya, ülke içinde kamplaşmaları teşvik etmeye çalışıyorlar. Amaçları eski defterleri açtırmak ve bu ülkenin bütün enerjisini iç gerilimlere yönlendirmek.   

'de yayınlanan söyleşiyi okuduğunuzda sempozyumun ne amaçla düzenlendiğini açıkça anlıyorsunuz. İddialara bakın: Türkiye'yi Ortodoks İslamcılar yönetiyormuş, Tayyip Erdoğan Türkiye'yi şeriata sürüklüyormuş, Türkiye ile İran tam tersi istikamette gidiyormuş, İran laikleşirken Türkiye İslamlaşıyormuş, Türkiye bir an önce düşman kategorisine alınmalıymış, ABD Türkiye'deki bu gidişe müdahale etmeliymiş ve Türkiye'nin AB üyeliğine destek vermemeliymiş, Ak Parti ABD'ye karşı "Alman-Fransız-İspanyol ekseni"ne oynuyormuş, ABD'den bağımsız Ortadoğu politikası geliştiriyormuş, Atatürk'ün devleti tehlikedeymiş, bu gidişi durdurmak için askerler harekete geçirilmeliymiş, Ak Parti parçalara ayrılmalıymış… Devam edelim:

Türkiye belki dost olabilirmiş ama ortak olamazmış. Terörle mücadelede birlikte çalışılamazmış. Çünkü Türkiye Hamas, Hizbullah ve Iraklı direnişçilere karşı gerçek anlamda mücadele etmiyormuş. Beşşar Esad'la, İran'la yakınlaşma içindeymiş, Türkiye Washington, Brüksel ve son olarak Moskova ile ilişkileri kesip İslam dünyasına yönelecekmiş, yani Tahran'a, Riyad'a ve Şam'a… İslamcılar komünizm ve faşizm kadar tehlikeliymiş ve daha neler neler…

Hepsi deli saçması. Türkiye ile ne kadar ilgileri, Türkiye hakkında ne kadar bilgileri olduğu ortada. Türkiye için ne düşündükleri ortada. Kendilerine ezberletilenleri her platformda tekrar ediyorlar. Abartı, paranoya ve cahillik olarak özetlenebilecek bu sempozyum, Türk-Amerikan ilişkilerindeki gerilimin yapay da olsa zayıfladığı bir dönemde yapılması ve Türkiye'nin gerçekleriyle alakası olmayan değerlendirmelere yer verilmesi ne ile açıklanabilir?              

Fikirden ziyade çıkarların gizlendiği bir platform var ortada. Bunların ağababaları yıllarca tanıtım adı altında bu ülkenin milyonlarca dolarını cebe indirdiler. Türkiye'ye yönelik bu baskının devam ettirilmesinin, iç gerilim senaryolarına yatırım yapılmasının nedeni işte burada. Bu kişiler ırkçı bir ideolojinin tetikçileri. Türkiye'nin lobisini yapma adı altında milyonlarca doları ceplerine indirme mücadelesi veriyorlar. Şu anda para söğüşlüyorlar mı bilmiyorum ama baskıların hedefi bu. Bakalım başarabilecekler mi? Amaçlarına ulaşana kadar her türlü çirkefliği kullanacaklar. Çünkü ortada fikir, değerlendirme, analiz, dostluk arayışları değil, çıkar hesapları yatıyor.

Hitler'in kitabıymış, Türkiye'de Amerikan karşıtlığı tehlikeli hale, noktaya ulaşmış, bazı gazeteler komplo teorileri yayıyormuş, bazı köşe yazarları Türk halkını Amerika ve İsrail aleyhine kışkırtıyormuş ve daha bir sürü tilkiliklerle baskı yap, şantaj uygula, provokasyon yap, yaygara kopar ve amacına ulaş… Aynı sempozyumda da Yeni Şafak'a ve yazarlarına saldırılarına devam ettiler. Çirkin, kirli bir amaç uğruna dünyayı kana boğanlar, yalanlarıyla rezil olanlar onlar değilmiş gibi. Kimi kandırıyorsunuz siz? Kendilerini uyanık sanıyorlar.

Sadece Daniel Pipes'ın kim olduğunu yazsam bütün günahları ortaya saçılırdı ama yer kalmadı...            

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...