|

ELİ
HANÇERLİLER SAVULUN
Fehmi KORU – 26.05.2005 – YENİ ŞAFAK
'Eli hançerliler', savulun...
İşte devletadamları bunun için var; bunun içindir ki, Adalet Bakanı
Cemil Çiçek Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) tepki çeken 'milli yararlara
karşı hareket' (m. 305) maddesinin yerli yerinde kalması için canla
başla çalışıyor... Abarttığımı sanmayınız: Türk tarihinin böylesine
kritik bir döneminde, Cemil Çiçek gibi, 'arkadan hançerlemek' için
pusuya yatmış kişi ve kurumlara karşı 'millî yararları' korumaya azimli
bir adalet bakanımız olduğu için şükretmeliyiz...
Kim mi bu millî yararları 'arkadan hançerleme' hazırlığı içinde
bulunanlar? Öncelikle üç üniversitemiz: Boğaziçi, Sabancı ve Bilgi
üniversiteleri maalesef kandırılmış bulunuyorlar... Tabii, o üç
üniversitenin 'arkadan hançerleme' anlamına gelecek bir girişime destek
vermesi yöneticileri eliyle olduğuna göre, sayıları hiç de az olmaması
gereken profesörleri de unutmamalıyız... Bunların bir bölümü YÖK
tarafından seçilip Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmış yöneticiler; ama
olsun... Vatan evlâtları tarafından müdahale edilmemiş olsa, Boğaziçi
Üniversitesi salonlarında üç gün süreyle yapılacak 'arkadan hançerleme'
toplantısında konuşmayı kabul eden bilimadamlarını, araştırmacıları,
aydınlar ve gazetecileri de bu kategori içinde sayabiliriz.
Yabancı bilimadamı ve araştırmacılar da var bu 'hançerli grup' içinde,
ancak onlar zaten 'ülkemizi bölme' ile görevli oldukları için
görevlerini yapıyorlar; bu sebeple kendilerini suçlayamayız. Hiddetimizi
esas kendi içimizden çıkmış 'eli hançerli' bilimadamlarına,
araştırmacılara, aydınlar ve gazetecilere yöneltmeliyiz. Onlar ya
dışarıdan yönetiliyorlar, ya da menfaat karşılığı işbirliğine girmiş
bulunuyorlar.
"Suçları ne mi?" Aslına bakılırsa henüz bir 'suç' işlemiş değiller.
Çünkü 'suç' denilen şeyin söz konusu olabilmesi için fiiliyata dökülmüş,
icra veya ifa edilmiş olması gerekir; ama olsun, yeni TCK pek çok
maddesiyle 'niyeti' de 'suç' kapsamı içine alıyor. Bu bakımdan, hançeri
henüz kınından çıkarmamış, hatta satın bile almamış olabilirler; ama
gözlerinin içine bakan onların millî menfaatlara 'arkadan hançer sokma'
niyetinde olduğunu şıpınişi anlayabilir...
"Şimdi de 'niyetleri ne?' diye mi soruyorsunuz?" Çözümünü tarihçilere
bıraktığımız bir sorunla ilgili konferans düzenlemek... Yalnızca Avrupa
Birliği sürecinde Türkiye'nin önünü tıkadığı için değil, hemen her ülke
konuyla ilgili yasa çıkardığından ikili ilişkileri de zedelediği ve
yakında devlet adamlarımızı sınırlarımız dışında nefes alamaz hale
getirme potansiyeli bulunduğu için de önemli bir sorun o. "Çözün" diye
üstümüze gelindiğinde, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve diğer yetkililer, "Bu
konunun çözümünü tarihçilere bırakalım" diyorlar ya, işte o sorun...
'Millî menfaatlara aykırı' konferansı o sorunla ilgili olarak
düzenlemeye kalkıştı o 'eli hançerliler'...
Üç gün sürecek konferansta konuşacak kişilerin çoğunun 'tarihçi' olması
küçük bir ayrıntı. Çünkü 'tarihçi' var, 'tarihçi' var... Bizim
kendilerinden 'çözüm' beklediğimiz tarihçiler engellenen konferansta
konuşmayı kabul edenler değil; orada konuşmayı kabul etmekle zaten bizim
'tarihçi' tanımlamamızın dışında kaldı onlar... Bizim 'tarihçi'
demediğimiz tarihçiler ise yurt sınırlarımız içinde ko-nuşamazlar;
çözümü 'eli hançerliler'den bekleyecek deği-liz ya...
Zaten herkes öyle yapmıyor mu? Her ülkenin kendi tarihçileri olur; tıpkı
her ülkenin devlet ve bilim adamları, aydınları ve gazetecileri olduğu
gibi... Tıpkı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde dile getirdiğimiz
gerekçeyle, her ülkenin 'kendine özgü şartları' bulunduğu gibi... Bizim
ülkemizi bölmek isteyenler bunu başaramayacaklar; tarihçiler de
başaramayacaklar, kendilerini 'entelektüel' diye tanıtanlar da
başaramayacaklar, 'irtica' ile işbirliği yapıp başörtüsünü serbest
bırakmaya çabalayanlar da...
Pardon, afedersiniz, cümlenin bu son bölümü bir başka amaçla yapmış
olduğum konuşmadan, nasıl olmuşsa buraya sızmış... Konumuz şimdi
'türban' olmadığından yok etmeyi hedeflediğimiz 'eli hançerli' düşman da
'irtica' değil tabii... Hem o konuyu TCK'nın başka maddeleriyle
hallediyoruz zaten...
İyi ki, yeni TCK'mız var... İyi ki... |