|

Avrupa, Fırat ve Dicle'mizi İstiyor
Güler Kömürcü / 18.10.2005 / Akşam
Sayın
Başbakan'ın açık yürekliliğini çok seviyorum, açıkça söyledi işte; 'Ben
ülkemi pazarlıyorum' dedi. Pazarlama hallerindeki ülkemizin Avrupa ile
ilişkilerinde şu günlerde çoook kritik bir detay hepimizin bilgisinden
kaçırılıyor, peki AB ile yapılan ve 25 ülkenin bildiği ek protokolü
hükümet niye Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarından gizliyor? Bu saklanan
ek protokolde 'Avrupa, Türkiye'nin CAN SUYUNU yani FIRAT VE DİCLE'yi
istiyor.'
Siz de çok iyi biliyorsunuz ki, SU içinde bulunduğumuz bu yüzyılda
petrolden, tüm enerji kaynaklarından ve saire vesairlerden çok daha
hayati önem taşıyor ve SU kimde ise kuralı o koyacak, SU biz de ama
kuralı koyacak GÜÇ kimde? Avrupa Birliği SU'yumuzu istiyor, işte sizden
saklanan 'ek protokolde' AB'nin 'SU'yumuzla ilgili bize dayattığı
politikalar; (Aylardır bu kabul edilemez talep hakkında yazı yazmak için
uygun zamanı bekliyordum, baktım dün Ceren AKDAĞ çok güzel kaleme almış,
aynen aktarıyorum)
Avrupa Birliği, Türkiye'nin Fırat ve Dicle nehirleriyle ilgili su
politikasında söz hakkı talep ediyor. Brüksel'den Ankara'ya ulaşan
bilgiler, Katılım Belgesi'nde, Fırat-Dicle nehirleri için kritik
isteklerin ön plana çıktığını gösteriyor. AB, Fırat-Dicle havzalarının
kullanımında denetim yetkisi isteyerek, Ortadoğu'da suyun vanasını
elinde tutmayı tasarlıyor.
AB, geçen yıl yayımlanan 'Türkiye'nin AB'ye Üyeliğine Etki Raporu'nda da
Fırat-Dicle havzalarına ortak olma isteğini vurgulamış, Ankara ise karşı
çıkmıştı. AB, Katılım Ortaklığı Belgesi'nde aynı dayatmayı tekrar
gündeme getirmeye hazırlanıyor.
AB'nin bu isteğine Ankara 'Kıyıdaş ülkeler arasında çözüm' önerisi
getirmiş ve 3. tarafların sulara müdahalesine karşı çıkmıştı. AB'nin,
Fırat ve Dicle'yi iki ayrı havza olarak göstermesi de Ankara'yı rahatsız
ediyor. Ankara, Fırat- Dicle'nin, tek havza olduğunu ve Şattülarap adı
ile birleştiğini ve Körfez'e döküldüğü tezini savunuyor. Ankara'nın 'tek
havza' yaklaşımı, sınır aşan sulara ilişkin daha fazla miktarda suyun
komşu ülkelere bırakılması baskısına karşı bir koz olarak kullanılıyor.
Türkiye, önümüzdeki dönemde Ortadoğu'da petrolden daha değerli konuma
gelecek olan suyun vanasını AB'ye vermeye yanaşmıyor.'
Evet, haber bu, uzmanlarında dediği gibi 'bize geçmiş olsun.'Şu ana
kadar hiçbir AB ülkesinden sınır aşan nehirler konusunda böyle bir
istekte bulunulmadı ama Türkiye'den SULARINI istiyorlar. O halde, tüm
sivil toplum örgütlerimiz, tüm milli irademizle AB'nin SU isteğine dair
her türlü dayatmaya razı olmayacağımızı göstermeliyiz. Ne dediniz ey
değerli okur?
YA SARI SAÇLI OLSALARDI Ve uzaklardan çok önemli bir haber daha, kayda
geçip, izlemeye alın, medeniyetler çatışması, etnik kavga kavramlarını
bize ithal edenlerin tam kalbinde bakın neler oluyor;
ABD'de Katrina kasırgasının yarattığı felaket karşısında Bush
yönetiminin yoksul ve siyah kitlelere yönelik ihmalkarlığı ırk
ayrımcılığı tartışmalarını alevlendirirken, Washington ile Ohio'da
düzenlenen biri barışçı diğeri- şiddet dolu iki gösteri AMERİKA'DAKİ
BÖLÜNMÜŞLÜĞÜ göz önüne serdi. İslam Ulusu örgütünün lideri Louis
Farrakhan'ın '1 milyon adam yürüyüşü'nün 10. yıldönümü vesilesiyle
Washington'da düzenlenen gösteriye Bush'a ağır ithamlar damgasını vurdu.
Gösteriye sadece siyahlar değil, Latinler yani KATOLİK HİSPANİKLER (Güney
Amerikalı göçmenler) de katıldı.
On binlerce kişinin katıldığı gösterideki konuşmasında, Bush yönetimini,
Mississippi, Louisiana ve Alabama'yı vuran Katrina sonrası yoksul ve
siyah kitleleri kaderine terk etmekle suçlayan Farrakhan, 'New
Orleans'ta yaşayanlar sarı saçlı, mavi gözlü ve açık derili olsalardı
hükümet daha hızlı davranırdı. Amerika'yı siyahlara yönelik ihmalkarlığı
yüzünden suç işlemekle suçluyoruz' diye konuştu.
Bu etkinlikle eşzamanlı olarak Ohio'nun Toledo kentinde Amerikan Nazi
Partisi'nin (Bizde Hitlerin hayatını anlatan kitap çok sattı diye
ortalığı ayağa kaldıranlar oradaki NAZİ PARTİSİ'Nİ ise elbette !!!
demokrasi gereği olarak kabul ediyorlar. Bu da GÜLERCE) düzenlemek
istediği gösteri ise kentte olağanüstü hal ilanına varan çatışmalara yol
açtı. Nazilerinin 'ZENCİLERİ kınamak' için düzenlediği gösteride,
Naziler polise taş fırlattı, dükkanları yağmaladı, araçları yaktılar.'
Nasıl? Bugünden yarına çok önemli değil mi? Son olarak, benim gökkuşağı
ruhumla seçilmiş bir haber; dün 15.00'te Ay tutuldu, dikkat beyler,
astrologlara göre, dünkü Türkiye'yi birinci dereceden etkileyen bu Ay
tutulmasından sonra, 'kadınların aracılığı ile bilinçaltı açılması'
yaşanacak'mış. Bilinçaltınızdan korktum. Tebessüm... |