Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 323 | Kasım  2005

                   

 

 


Avrupa, Fırat ve Dicle'mizi İstiyor

Güler Kömürcü / 18.10.2005 / Akşam

Sayın Başbakan'ın açık yürekliliğini çok seviyorum, açıkça söyledi işte; 'Ben ülkemi pazarlıyorum' dedi. Pazarlama hallerindeki ülkemizin Avrupa ile ilişkilerinde şu günlerde çoook kritik bir detay hepimizin bilgisinden kaçırılıyor, peki AB ile yapılan ve 25 ülkenin bildiği ek protokolü hükümet niye Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarından gizliyor? Bu saklanan ek protokolde 'Avrupa, Türkiye'nin CAN SUYUNU yani FIRAT VE DİCLE'yi istiyor.'
Siz de çok iyi biliyorsunuz ki, SU içinde bulunduğumuz bu yüzyılda petrolden, tüm enerji kaynaklarından ve saire vesairlerden çok daha hayati önem taşıyor ve SU kimde ise kuralı o koyacak, SU biz de ama kuralı koyacak GÜÇ kimde? Avrupa Birliği SU'yumuzu istiyor, işte sizden saklanan 'ek protokolde' AB'nin 'SU'yumuzla ilgili bize dayattığı politikalar; (Aylardır bu kabul edilemez talep hakkında yazı yazmak için uygun zamanı bekliyordum, baktım dün Ceren AKDAĞ çok güzel kaleme almış, aynen aktarıyorum)

Avrupa Birliği, Türkiye'nin Fırat ve Dicle nehirleriyle ilgili su politikasında söz hakkı talep ediyor. Brüksel'den Ankara'ya ulaşan bilgiler, Katılım Belgesi'nde, Fırat-Dicle nehirleri için kritik isteklerin ön plana çıktığını gösteriyor. AB, Fırat-Dicle havzalarının kullanımında denetim yetkisi isteyerek, Ortadoğu'da suyun vanasını elinde tutmayı tasarlıyor.

AB, geçen yıl yayımlanan 'Türkiye'nin AB'ye Üyeliğine Etki Raporu'nda da Fırat-Dicle havzalarına ortak olma isteğini vurgulamış, Ankara ise karşı çıkmıştı. AB, Katılım Ortaklığı Belgesi'nde aynı dayatmayı tekrar gündeme getirmeye hazırlanıyor.

AB'nin bu isteğine Ankara 'Kıyıdaş ülkeler arasında çözüm' önerisi getirmiş ve 3. tarafların sulara müdahalesine karşı çıkmıştı. AB'nin, Fırat ve Dicle'yi iki ayrı havza olarak göstermesi de Ankara'yı rahatsız ediyor. Ankara, Fırat- Dicle'nin, tek havza olduğunu ve Şattülarap adı ile birleştiğini ve Körfez'e döküldüğü tezini savunuyor. Ankara'nın 'tek havza' yaklaşımı, sınır aşan sulara ilişkin daha fazla miktarda suyun komşu ülkelere bırakılması baskısına karşı bir koz olarak kullanılıyor.

Türkiye, önümüzdeki dönemde Ortadoğu'da petrolden daha değerli konuma gelecek olan suyun vanasını AB'ye vermeye yanaşmıyor.'

Evet, haber bu, uzmanlarında dediği gibi 'bize geçmiş olsun.'Şu ana kadar hiçbir AB ülkesinden sınır aşan nehirler konusunda böyle bir istekte bulunulmadı ama Türkiye'den SULARINI istiyorlar. O halde, tüm sivil toplum örgütlerimiz, tüm milli irademizle AB'nin SU isteğine dair her türlü dayatmaya razı olmayacağımızı göstermeliyiz. Ne dediniz ey değerli okur?

YA SARI SAÇLI OLSALARDI Ve uzaklardan çok önemli bir haber daha, kayda geçip, izlemeye alın, medeniyetler çatışması, etnik kavga kavramlarını bize ithal edenlerin tam kalbinde bakın neler oluyor;

ABD'de Katrina kasırgasının yarattığı felaket karşısında Bush yönetiminin yoksul ve siyah kitlelere yönelik ihmalkarlığı ırk ayrımcılığı tartışmalarını alevlendirirken, Washington ile Ohio'da düzenlenen biri barışçı diğeri- şiddet dolu iki gösteri AMERİKA'DAKİ BÖLÜNMÜŞLÜĞÜ göz önüne serdi. İslam Ulusu örgütünün lideri Louis Farrakhan'ın '1 milyon adam yürüyüşü'nün 10. yıldönümü vesilesiyle Washington'da düzenlenen gösteriye Bush'a ağır ithamlar damgasını vurdu. Gösteriye sadece siyahlar değil, Latinler yani KATOLİK HİSPANİKLER (Güney Amerikalı göçmenler) de katıldı.

On binlerce kişinin katıldığı gösterideki konuşmasında, Bush yönetimini, Mississippi, Louisiana ve Alabama'yı vuran Katrina sonrası yoksul ve siyah kitleleri kaderine terk etmekle suçlayan Farrakhan, 'New Orleans'ta yaşayanlar sarı saçlı, mavi gözlü ve açık derili olsalardı hükümet daha hızlı davranırdı. Amerika'yı siyahlara yönelik ihmalkarlığı yüzünden suç işlemekle suçluyoruz' diye konuştu.

Bu etkinlikle eşzamanlı olarak Ohio'nun Toledo kentinde Amerikan Nazi Partisi'nin (Bizde Hitlerin hayatını anlatan kitap çok sattı diye ortalığı ayağa kaldıranlar oradaki NAZİ PARTİSİ'Nİ ise elbette !!! demokrasi gereği olarak kabul ediyorlar. Bu da GÜLERCE) düzenlemek istediği gösteri ise kentte olağanüstü hal ilanına varan çatışmalara yol açtı. Nazilerinin 'ZENCİLERİ kınamak' için düzenlediği gösteride, Naziler polise taş fırlattı, dükkanları yağmaladı, araçları yaktılar.'

Nasıl? Bugünden yarına çok önemli değil mi? Son olarak, benim gökkuşağı ruhumla seçilmiş bir haber; dün 15.00'te Ay tutuldu, dikkat beyler, astrologlara göre, dünkü Türkiye'yi birinci dereceden etkileyen bu Ay tutulmasından sonra, 'kadınların aracılığı ile bilinçaltı açılması' yaşanacak'mış. Bilinçaltınızdan korktum. Tebessüm...

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...