|

Bu
Yazıya Mim Koyun
Haluk Şahin / 18.02.2005 / Radikal
Çarşamba günü The Wall Street Journal gazetesinde (WSJ) çıkmış olan bir
yazıya mim koyun. İleride o yazıyı bir dönemde Türk-Amerikan
ilişkilerinin hangi noktaya geldiğinin delili olarak
kullanabilirsiniz.
Gazetenin görüşler sayfası editörlerinden Robert L. Pollock tarafından
kaleme alınmış olan bu yazının başlığı şöyle: 'Avrupa'nın Hasta
Adamı-Yeniden'.
Alt başlığı özetini veriyor: "Türkiye'de İslamcılık ve solculuk yan yana
gelince Amerikan karşıtlığı delilik düzeyine ulaştı."
Diyeceksiniz ki, son zamanlarda Amerikan basını dahil birçok yerde
Türkiye hakkında pek çok yazı çıkıyor. Bunun ötekilerden farkı
ne?
Niçin buna mim koyalım?
Wall Street Journal ilginç bir gazetedir. Amerikan kapitalizminin
(dolayısıyla küresel kapitalizmin) nabız atışlarını yansıttığı için
önemlidir. USA Today'den sonra tüm Amerika'da en fazla satan 'ulusal'
gazete olduğu için etkilidir. En akıcı, su gibi okunan inceleme
haberlere yer verdiği için ilginçtir.
Merkezi New York'ta olan ama bir süredir Asya ve Avrupa basımları da
yayımlayan bu gazetenin temel ilkelerinden birisi, haber bölümleriyle
ilan servisi arasındaki kesin ayrımdır. Aynı şekilde, gazetenin
muhabirleri ile görüşler sayfası çalışanları arasında büyük bir zıtlık
vardır. Muhabirleri 'ilerici' sayılır, o kadar ki geçen yıl greve
kalkışarak sıradan gazetelerde çalışan meslektaşlarını mahcup ettiler.
Editoryal sayfası ise fena halde Cumhuriyetçi ve sağcıdır. Büyük
sermayenin tavizsiz sözcüsüdür; ABD'nin ülke dışı çıkarlarının
savunulmasında en radikal görüşleri savunmaktan kaçınmaz.
WSJ uzun yıllar boyu Türkiye hakkında en olumlu yazıların yayımladığı
gazeteydi. Bu elbette ABD'nin sağcı Cumhuriyetçi elitlerinin Türkiye'ye
duyduğu sempatinin bir yansımasıydı. Ayrıca Türk makamlarının bu sayfa
yöneticileriyle iyi ilişkiler kurduğundan söz edilir, Türk liderlerinin
imzasını taşıyan yazılar yayımlama konusunda iknaya açık oldukları
söylenirdi. Yanılmıyorsam, Turgut Özal ve Tansu Çiller imzalı yazılar
çıkmıştı bu sayfalarda.
İşte bu WSJ'de hiçbir dönemde Türkiye hakkında bu kadar sert, bu kadar
ağır ve olumsuz yazı okumadım! Irak tezkeresinin Meclis'te reddedildiği
günler buna dahil.
WSJ editoryal sayfası ile Bush yönetimi ve sağcı Cumhuriyetçiler
arasındaki yakın ilişkileri düşünüldüğünde şu sonuca varmamak olanaksız:
Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın Ankara ziyareti iki ülke arasındaki
kamuoyu sorununu çözmedi. Washington, Türk hükümetinin ülkedeki Amerikan
karşıtlığına karşı çıkmak bir yana, boş laflarla oyaladığına inanıyor.
Açılan kredi tükenmiştir.
Pollock, ağır saldırılarını hükümetle ve 'sessiz ve sinsice İslamcılık
yapmakla' suçladığı AKP ile sınırlamamış: Ağır sözlerden genel olarak
Türk basını ama özellikle 'Başbakan'ın en sevdiği gazete' diye
nitelediği Yeni Şafak da payını alıyor. Türk politikacıları da bu gibi
'iftiralar' karşısında sessiz kalmakla ve mazeret olarak kamuoyunu
göstermekle suçlanıyor.
Yazar, 'bir ayağı çukurda' diye nitelediği CHP'nin de kafayı CIA
komplolarına taktığını ve bu 'deliliğe' karşı uyarı görevini yerine
getirmediğini belirtiyor.
Bu gibi yazılarda her zaman sözü edilen askerlerden ise tek cümleyle
bile bahis yok!
Pollock, yazısının sonunda ABD'nin son yıllarda Türkiye için
yaptıklarını hatırlatıyor: Askeri yardım, Bakü-Ceyhan hattına destek,
Kongre'de Ermeni soykırımı tasarısının engellenmesi, AB üyeliğine arka
çıkmak ve tabii PKK lideri Abdullah Öcalan'ın Türkiye'ye
teslimi...
Ve en sondaki kilit cümle: "Türk liderler sığındıkları kamuoyunun
yönünün hâlâ değiştirebileceğini anlamalıdır. (Yoksa) Türkiye kolayca
ikinci sınıf bir ülke durumuna düşebilir: dar görüşlü, evhamlı, marjinal
ve -kaçınılmaz olarak- Amerika'da dostsuz ve Avrupa'da istenmeyen."
Mim!
WSJ'de bu gibi yazıların durup dururken çıkmadığı biliniyor!
(Hamiş: Geçenlerde yazdığım üzere, Pollock'unkinden çok farklı bir bakış
açısıyla da olsa, Türkiye'deki Amerikan karşıtlığının ulaştığı sağlıksız
düzey hakkında soğukkanlı bir biçimde düşünmenin zamanının geldiğini
düşünüyorum. Ortadoğuvari komploseverlik kimileri için baldan tatlı olsa
da, ileride hepimizi ilgilendiren tuzaklar var!)
|