Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 317| Mayıs  2005

                   

 

 


MUHAMMED’İ DOĞRU ANLAMAK


Mehmed D
URMUŞ
 

‘Kutlu Doğum Haftası’ ile, putperest Avrupa medeni-yetinin gün kutlamalarına benzetilen bir peygamber imajından sıkılanlar; Peygamber hep gül mü severdi, mesela kılıcı hiç sevmez miydi? diye sormadan edemeyenler; Muhammed (a.s)ın tanrılık mertebesine çıkartılmasından nefret edenler için, İbrahim Sarmış hocanın kitabını tavsiye etmemizden daha doğal ne olabilir?

Prof. Dr. İbrahim Sarmış, Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde öğretim üyesi iken, kendi ifadesi ile, “bir yol kazası” sonucunda emekliye ayrılmış bir ilim adamıdır. Okuyucu onu ‘Tasavvuf ve İslam’ kitabı ile de tanımaktadır. Bütün Müslümanlar gibi İbrahim Hoca da sanırım bu bazı “yol kazaları”nı Allah’ın, “Sevmediğiniz şeyler sizin için hayır, sevdiğiniz şeyler de sizin için şer olabilir” (2/216) emri ilahisince değerlendirmiş ve bildiğim kadarıyla, mağdur edebiyatı yapmadan ilmî çalışmalarını sürdürmüştür. İşte bu çalışmalarının sonucu olarak elimizde iki ciltlik güzel bir kitap bulunmaktadır. Bu kitabı, ‘kutlu doğum’ haftası tertip heyetine önersek, acaba ağızlarının tadı kaçar mı ki?

İbrahim Sarmış beyin kitabı, “Hz. Muhammed’i Doğru Anlamak”* adını taşımaktadır. Hemen buracıkta eleştirimi göndermek durumunda hissediyorum kendimi: Kitabın adındaki işbu ‘hazret’ kelimesi ne yalan söyleyeyim, kitabın adıyla pek uyumlu görünmedi bana. Peygamber’e salât ü selam okumak Kur’anî bir tutum iken, ‘hazret’ kelimesi gelenekteki ‘kurgulanmış Muhammed’i, sıradanlığı, resmiyeti ve soğukluğu çağrıştırmaktadır. ‘Hz.’siz bir ‘Muhammed’ sözü bana daha sıcak, içten ve samimi gelmektedir. Hatta diyebilirim ki, Muhammed (a.s)ın yanlış anlaşılması, onun ‘hazretleşmesi’ sürecidir bir bakıma. Madem ki kitabın adı ve konusu Muhammed’i (a.s) doğru anlamaktır, işe ilkin buradan başlamalıydı diyorum İbrahim hoca… Fakat siz bu girizgah faslındaki eleştiriye bakmayın…

Kitabın birinci cildi, Muhammed (a.s)ın Peygamber olduğu dönemdeki dünya ve Arap yarımadası hakkında bilgiler vererek başlamaktadır. İlerleyen sayfalarda Muhammed (a.s)ın bir ‘insan Peygamber’ olduğu fikri genişçe işlenmektedir. Bu cümleden olarak Muhammed’in de doğan ve ölen, unutan, halkın diliyle konuşan, gaybı/meçhulü bilmeyen bir pey-gamber olduğu, onun en üstün makamının, ‘Allah’ın kulu’ olduğu genişçe açıklanmaktadır. Bu satırları okuduğunuzda Muhammed (a.s)ı sanki daha yakından tanıdığınızı, iyice onun dibine sokulduğunuzu ve aranızda engeller bulunmadığını hissetmektesiniz.

Dünyada iken Peygamber’le aralarında bu yakınlığı tesis edemeyen kimseler, ahirette Muhammed (a.s)ın yapacağını zannettikleri bir şefaatle işi kurtarmayı ummaktadırlar. Oysa Kur’an böyle bir şefaat yetkisini kimseye vermediğini çok açık ve seçik beyan etmektedir. Muhammed’i doğru anlamaktan bahsedip de şefaatten bahsetmemek olmazdı. Kur’an’ın, Peygamber Muhammed (a.s)a “Allah ahirette şefaat görevi vermemiştir” diyen Sarmış hoca, şefaat tasavvuruna genişçe yer vermekte ve sonuç olarak şöyle demektedir:

“Görüldüğü gibi ayetler, gerek putperestlerin ve gerekse başkalarının beklediği ahiret gününde şefaatin olacağını kesin olarak red etmekte ve o gün hiçbir şefaatin olmayacağını, dünyada şefaat etmesi umulan varlıkların kesinlikle böyle bir şefaatlerinin olmayacağını ve kimseye yarar sağlamalarının sözkonusu olmadığını belirtmektedir.” (I/205). Sarmış, konuyu daha da netleştirerek, “putların ve meleklerin Allah nezdinde kendilerine şefaat edeceklerine inanmış olan müşriklerin bu inancını Kur’an reddettikten sonra, onlara alternatif olarak bu şefaat rolünü birileri Hz. Muhammed’e vermiş” olduklarını ifade etmektedir. (I/206).

İbrahim Sarmış bey, Peygamber’in dua ve ibadetlerinde Allah’la kendisi arasında aracı koymadığını Kur’an ayetleriyle genişçe işleyerek, Allah’la aralarında gavslar, erenler, kutuplar, evtad, ebdal gibi aracıları koyanları kıyasıya eleştirmekte, bunların Arap, Türk ve Farsların eski putperest inançlarının hortlayıp Müslümanlar arasında İslam boyası ile boyanmasından ibaret şirk kültürü olduğunu belirtmektedir.

Bu gibi şirk kültürü inanışların çoğu genelde ‘hadis’ formatına büründüğü için sözü hadislere getiren İbrahim sarmış, Hadislerin Kur’an’la eşdeğer’ olduğu kanaatini de genişçe sorgulamakta, hadis edebiya-tının teşekkül serencamını özetle anlatmakta ve Peygamber’den Kur’an’a muhalif bir hadis rivayet edeni reddetmenin, Peygamber’i red ve yalanlamak olmadığını, bilakis Peygamber’e bâtıl isnad edeni reddetmek anlamına geldiğini uzun uzadıya izah etmektedir.

Elbette kitapta yer alan, meselenin özüyle değil, biraz daha ‘teknik’ denebilecek kimi hususlarla ilgili bazı eleştiriler de yapmak istiyorum. İbrahim Sarmış hocanın, Kalem suresinin 4. ayetiyle ilgili yorumuna küçük bir itirazım var. Bu ayette “Sen büyük bir ahlak üzeresin” buyurulmaktadır. Bu ayet meallerde çoğunlukla, Peygamber (a.s)ın ahlakî açıdan ne ka-dar üstün olduğunu anlattığı şeklinde yorumlan-maktadır. İbrahim hoca da bu yoruma iştirak etmiş görünmektedir. Fakat kanaatim odur ki, bu ayet, Peygamber’in ahlakını değil, onun “büyük bir ahlak” yani, büyük bir din, şeriat, sırât üzere olduğunu haber vermektedir. Yani, senin yolun, tuttuğun yol, yaşam tarzın, üzerinde bulunduğun yön, müşriklerin eleştirdiği gibi sıradan bir şey değil, yüce bir dindir, bunun değerini bil ve sataşmalara aldırış etme denmek istenmektedir.

Bir başka eleştiri noktası olarak, İkinci cildin 67. sayfasında, Peygamberler arasında ayrım yaparak, Peygamber yarıştırma faaliyetine koyulan zihniyeti eleştirirken, mesela Buhari, Muslim, Ebu Davud’un hadis kitaplarında geçen bir hadise yer vermesini ele alabiliriz. Bu hadise göre, Peygamber (a.s) “Beni Musa’dan üstün tutmayın. İnsanlar kıyamet günü bayılacaklar, ben de onlarla birlikte bayılacağım. Ayıldığımda Musa’yı arşa sıkı sıkıya tutunmuş bir vaziyette göreceğim. Bilmiyorum; o da bayılıp benden önce mi ayılacak, yoksa Allah onu bundan istisna mı tutacak?” Şimdi bu hadis, “Peygamberler arasında bir üstünlük arayışına girmeyin” mesajını vermek bakımından ‘sakıncasız’ bulunabilir ve İbrahim Bey de bu amaçla yer vermiştir herhalde. Fakat Kur’an’ın bahsetmediği bir konuda Rasulullah (a.s)ın bu gibi detaya yönelik sahneleri haber vereceğine nasıl inanabiliriz? Sanırım bu rivayetler hakkında biraz daha titiz olmak gerekmektedir.

Kitabın ikinci cildi daha çok, tasavvufî eleştirilerden oluşmaktadır. Hallac’ın, İbni Arabi’nin ve Fethullah Gülen’in Peygamber hakkındaki aşırılıklarına yer veren Sarmış hoca, peygamber Muhammed (a.s)ın bütün insanlara gönderildiğini Kur’an ayetleriyle işlemekte, Ehli Kitab’ın da Kur’an’a inanmak ve Muhammed’e tabi olmakla yükümlü olduklarını açıklamaktadır.

Bu ikinci kitapta Mehdi, Mesih, İsa’nın nüzulü, ric’at inancı gibi İslam dışı inanış ve telakkileri genişçe sorgulamakta, bunların hepsini Kur’an ayetleri ışığında inceleyip bir sonuca varmaktadır.

Son yıllarda mehdici-mesihci anlayışların etrafta kol gezdiğini, basın yayında her gün bu konuların işlenerek toplumun kafası curufâtla doldurulmaktadır. Ayrıca, ‘kutlu doğum haftası’ adıyla yapılan etkinliklerde, İslam Peygamberi hurafelere bulanarak, insanüstü bir Tanrı/Peygamber portresi çizilmektedir. Gül’le özdeşleştirilen Peygamber de dinlerarası diyalog ve hoşgörü fitnesine eşdeğer olarak oldukça soft, light bir role indirgenmektedir. Sırf ‘gül’ sembolü ile Peygamberi acizleştirmek, sıradanlaştırmak hiç kimsenin haddi olmamalıdır. Bizim Peygamberimiz Muhammed (a.s) ‘gül’ü sevdiği kadar kılıcı da seviyordu. O, Allah’ın kulu ve elçisi idi. İşte bu nedenle İbrahim hocanın bu kitabını okumak gereklidir diye düşünüyorum. Ne yazık ki insanlar, bir aptallık kutusu karşısına geçip saatlerce vaktini onun karşısında, hem de sonuçta hiçbir bilgi edinmediği halde geçirmekteler, fakat ‘okumak’ gibi insanoğlunun gelmiş geçmiş en kamil amel-i salihini yerine ge-tirmemektedirler. Halbuki asr suresini bilen insanlar okumanın değerini bilmemezlik edemezler.

İbrahim Sarmış’ın eseri, Müslümanların kitaplığını süslemelidir. Hoca’nın kalemine ve yüreğine sağlık diyorum ve çalışmalarının devamını umuyorum. Allah ecrini verecektir inşallah.

*Prof. Dr. İbrahim Sarmış, Hz. Muhammed’i Doğru Anlamak, Konya, Şubat-2005, 2 Cilt, 496+491 sayfa.
 

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...