Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 317 | Mayıs  2005

                   

 

 


HZ. PEYGAMBERİ(AS) CAİZ OLMAYAN SIFATLARLA ÖVMEK

Nuri TULUM

Her zaman olduğu gibi”Kutlu Doğum Haftası” münasebetiyle yapılan faaliyetlerde, yazılı ve görsel konuşmalarda Hz. Peygamberi anlatanlar bir hususu gözden kaçırmaktadırlar. İnsanların sevdiklerini övmeleri gayet normal bir hadise, en övülmeye layık kişi de Hz. Peygamber (as) olmasına rağmen çoğu zaman buradaki İslami ölçü elden kaçmaktadır. Hani derler ya “Aşkın gözü kördür” ... İnsan sevdiğine karşı daima zaaflarla doludur. İşte bu zaafların ona bu konuda bazı hatalar yaptırması her zaman görülen bir hadisedir.

Kur’anı Kerim Hz. Peyfamberi (as) ve onun ümmeti olan bizleri “VASAT” bir ümmet kıldık, bütün insanlara karşı şahitler olasınız; Peygamber de size şahit olsun diye. (Bakara 143) Burada geçen “vasat sıfatını Hz. Peygamber (as) adaletli dengeli, aşırılıktan uzak ve hayırlı” diye açıklamıştır. (Buhari ve Tirmizi enbiya) Hz. Peygamber (as) kendisi hakkında aşırı ifadeler kullananları da sağlığında ikaz etmiş. “Beni Nasaranın (Hıristiyanların) Meryem oğlu İsa’yı aşırı derece de övdükleri gibi övmeyin, Allahın kulu ve Rasülü deyin demiştir. (Buhari, ferail)

Ayrıca Kur’an Kerim’de dinde aşırı giden Ehli kitap kınanmış, Hz. Peygamber (as) de dinde aşırı gidenlere dinin galip geleceğini hep ifade etmiştir.

Klasik siyer (Hz. Peygamber’in hayatını anlatan) kitaplarında (El Hasais ve Şifa’i Şerif gibi) Hz. Pey-gambere (as) Peygamberliği ile ilgili olmayan hususlarda onun bir beşer olma özelliği gözardı edilerek öyle övgü ifadeleri vardır ki onları burada tekrar edip de içinize bir burkuntu vermek istemiyoruz.

Asırlardan beri cami kürsülerinden anlatılan bu mevzudaki hurafeler din ve peygamberler hakkında konuşanlar ile halkın zihninde derin izler kalmış ve çoğu adeta iman esasları haline getirilmiştir. Bunları İslam kültüründen temizlemek pek kolay olmamaktadır.

Biz bu yanlış övgü örnekleriden birkaçına işaret etmek istiyoruz.

1- Hz. Peygamber (as) için “Nuru Arşillah - Allah’ın arşının nuru” demek. Genellikle Cuma ve cenaze selalarında söylenilen bu ifade Hz. Peygamberin Arşın nurundan yaşatıldığı şeklindeki rivayetlerden kaynaklanmaktadır. ‘Arş veya arşın nuru’ gibi ifadeler, Allah ile ilgili soyut (maddi olmayan) kavramlardır. Herkesçe bilinen bir gerçektir ki Hz. Peygamber (as) Abdullah ile Amine ‘nin evlenmesinden(insan sulbünden) meydana gelmiş bir varlıktır. Süleyman Çelebi bunu ne güzel ifade eder.. “Çünkü Abdullah’tan oldu hamile...” Diyanet işleri Başkanlığı da müezzin efendilere bu Nuru Arşıllah ifadesini söylememeleri konusunda şifalı ikazda bulunmaktadır.

2- “Mahşer de Nebiler bile senden medet ister” demek. Bazı kaside ve ilahilerle kullanılan bu ifade de yanlıştır. Çünkü mahşer gününün tek ve yeğane sahibi Allah (cc) tır. (Fatiha suresi) Onun huzurunda ondan başkasından medet istemek onun huzurun da kimsenin Peygamber de olsa bir şey yapmaya veya vermeye ne gücü ne de yetkisi vardır.

Bırakın Peygamberi günahları sebebiyle haklarında azap hükmü verilmiş olanlara bile Peygamber (as) bir şey yapamaz. “Ey Muhammed aleyhinde azap sözü hak olmuş; bu yüzden ateşte bulunan kimseyi sen mi kurtaracaksın?” (Zümmer ayet 19) ayeti herke-sin anlayabileceği gibi gayet açıktır.

Ayrıca Hz. Peygamber (as) kızı Fatıma’ya “Kızım Fatıma dünya malından ne istersen vereyim; amellerinle Allah’ın hesabından kendini kurtar, vallahi yarın ben sana bir şey yapamam” (Tecrid 8/28) dediği meşhurdur.

Yine Müslim’de geçen bir hadiste Hz. Peygamber (as) “Kıyamet gününde bazı kişilerin benim havzımın (kıyamet susuzluğunu giderecek içecek) başından kovulduğunu görürüm, bunlar benim ashabım, ashabım derim. Senden sonra onların neler yaptığını sen bilmezsin denilir. (Müslim, Kitab’el-vudu) demektedir.

Bu sahih hadisler tamamen Kur’ana uygun olarak kıyamet günün de istenilecek her türlü yardımın -şefaatin- Allah’tan istenilmesi gerektiğini açık bir biçim de göstermektedir. Şu ayet bu konuda ne kadar düşündürücüdür. Yoksa onlar Allah’tan başka şefaatçılar mı edindiler? Ey Peygamber! De ki; Bütün şefaat Allah’ındır. (Zümer ayet 43-44)

3- Hz. Peygamber için “Ya hayra halkıllah-Yaratılmışların en hayırlısı” demek de Bizzat Hz. Peygamber tarafından hoş karşılanmamıştır. Ebu Davud ve Müslim’de geçen bir hadise göre, bir adam gelerek Hz. Peygamber’e “Ya hayral beriyyeh - ey yaratılmışların en hayırlısı” deyince, Allah Rasüül (as) -Sus öyle deme o İbrahim’di” buyurmuştur. (Hadis no: 4672 Ebu Davud)

Başka bir hadiste de Allah Rasülü (as) Hiçbir pey-gamberin ben, Metta oğlu Yunus’tan daha hayırlıyım deme hakkı yoktur. (Hadis no: 4670 Ebu Davud) dediği açıklanmaktadır.


4- Arapça dualarda “Bi cah’ı Nebiyyike .. veya Bi cah’ı filan...” demek.

CAH kelimesi şan, şeref itibar, saygınlık manasına gelir. Arapça yapılan duanın manası: Yarabbi! bizi Nebinin veya filan üstadın şerefine şanına hürmetine affet, bağışla” demek olur ki Sahabeden ve geçmiş alimlerden böyle bir dua varid olmadığı gibi büyük din bilginleri bu kabil dualara bidat dualar demişlerdir. Bu kabil dualar sahibini her ne kadar İslam’dan çıkarmaz ise de Müşriklerin putlarına karşı gösterdikleri itibar ve saygıyı hatırlatmakta olduğundan şirki çağrıştıran bir bidat olarak değerlendirilmiştir.

Çünkü müşriklere neden bu putlara tapıyorsınız ? denince Allah’tan başka dostlar edinenler, “biz onlara ancak bizi Allah’a yaklaştırsın diye ibadet ediyoruz” derler. (Zümer 3) Başka bir ayette de: En güzel isimler Allah’ındır. O halde ona onun isimleri ile dua edin. Onun isimlerinde eğriliğe sapanları terk edin.” (Araf ayet, 180) denilmektedir.

Bütün bunlardan anlaşılan şudur ki dualar yalnız Allah’a yönelik ve onun isimlerinden müteşekkil ifadelerle olmalıdır. Allah’ın isminin yanına başka bir isim koyarak yapılan dualar Kur’anda yasaklanmaktadır. “Mescidler yalnız Allah’a mahsustur. (orada) Allah ile birlikte hiç kimseye dua etmeyin” (Cin suresi 18)

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...