|

MEZHEP
İLİŞKİSİ DOSTLUK GETİRİYOR
25.04.2005 CUMHURİYET – STRATEJİ
Tahran-Bağdat
ilişkilerinde Şii faktörü
İran ile Irak'ın ilişkileri dönemlere göre farklılıklar gösterdi.
Şattülarap anlaşmazlığı önce Cezayir'de yapılan anlaşmalarla çözümlendi.
Daha sonra Saddam Hüseyin bunu tanımadı ve 8 yıl sürecek savaşı
başlattı. İran'ın, İslam devrimini bölgeye yaymak istemesi nedeniyle
Batı savaşta Irak'ı destekledi. İyice yıpranan İran'ın devrim ihracı
zayıfladı. ABD'nin Irak'ı işgalinin ardından yönetimde önemli ölçüde söz
sahibi olan Şiiler, İran'la ilişkileri yeniden geliştirmeye çalışıyor.
Dr. Hicran KAZANCI
TUSAM Ortadoğu Araştırmaları Masası
Uzun yıllar boyunca sınır anlaşmazlığı yüzünden aralarında gerginlik
yaşanan Irak-İran, 1973 yılında sorunu çözmek için diplomatik görüşmeler
gerçekleştirdi. Söz konusu dönemde Irak'taki ayrılıkçı Kürt hareketine
büyük destek veren İran, Bağdat rejimini köşeye sıkıştırdı. 1975 yılının
Mart ayında, Cezayir'de iki ülke arasında anlaşma sağlandı. Söz konusu
anlaşmada, Irak'ın sınır konusunda özellikle Şattül Arap su yolunda
İran'a ödünler vermesine karşılık İran da Irak'taki Kürt hareketine
verdiği desteği kesmiş ve iki ülke arasında ilişkiler iyileşme
göstermiştir. 1979 yılında İran'da İslam Devrimi Hareketi'nin çığ gibi
büyümesi sonucu Şah devrilmiştir. 1980 yılında Saddam yönetimi, 1975
tarihli Cezayir Anlaşması'nın geçersiz olduğunu açıklamıştır. İran'a,
Irak tarafından tanınan sınır haklarının geri alınması için Saddam, 22
Eylül 1980 tarihinde 8 yıl devam edecek savaşı başlatmıştır.
IRAK-İRAN İLİŞKİLERİ: MED-CEZİR
1979 yılında, İran'daki iktidarı ele geçiren İslam Devrimi
Hareketi'nin lideri olan Ayetullah Humeyni, komşu ülkelere İslam
devriminin ihracının gerektiğini vurgulamıştır. Başta Körfez ülkeleri
olmak üzere tüm Ortadoğu'ya yayılabilecek bir devrim hareketini önlemek
amacıyla İran'a karşı Irak'ı, Batılı ülkelerin yanı sıra tüm Körfez
ülkeleri desteklemiştir. 22 Ağustos 1988 tarihinde, Irak'ın İran'a karşı
başlattığı savaş sona ermiş ve askeri-ekonomik gücünde ağır yaralar alan
İran, bölgedeki yayılmacı politikasından vazgeçmiştir. Bazı sınır
bölgeleri uğruna Irak'ı 8 yıl boyunca İran'a karşı savaştıran Saddam,
1990 yılında "Müslüman komşumuz olan İran'a barış eli uzatıyoruz"
diyerek söz konusu sınır bölgelerini İran'a bıraktığını açıklamış ve
Kuveyt'i işgal etmiştir. Saddam, I. ABD-Irak Savaşı sırasında, önemli
sivil ve askeri uçakları Amerikan Hava Kuvvetleri'nden korumak
maksadıyla yaklaşık 70 uçağı İran'a göndermiştir. Irak, savaş sonrası
İran'dan uçakların geri gönderilmesini istemiştir. İran ise,
topraklarına gönderilen uçaklara Irak-İran savaşının tazminatı olarak
alıkoyduğunu açıklamış ve uçakları geri göndermemiştir. Ayrıca, komşu
ülkelere devrim ihraç etme hedefi olan İran İslam Devrimi Hareketi'nin
1979 yılında İran'da iktidara gelmesi uzun yıllardan beri baskı ve
insanlık dışı muamelelere maruz kalan Irak Şiilerini harekete
geçirmiştir. İran, Irak'la savaş sırasında, İran'a kaçan Şii
liderlerinin örgütlenmesine büyük katkı sağlamasına karşın Irak, Mesut
Recevi ve eşinin önderliğindeki Halk Mücahitleri'ni Irak'ta örgütleyerek
düzenli bir ordu haline getirmiştir.
1990 sonrası küresel sistemde meydana gelen gelişmeler Irak'ın Kuveyt'i
işgal etmesi, bölgenin dış müdahalelere maruz kalmasına neden olmuştur.
Aynı dönemde İran, bir taraftan askeri ve ekonomik gücünün
geliştirilmesine önem verirken diğer taraftan bölgedeki bazı ülkelerle
çıkar ilişkisi kurarak yayılmacı politikasını hayata geçirmeye
çalışmıştır. 1990 sonrasında İran, Irak savaşı sırasında kendisine büyük
destek veren Kuzey Kore'nin yanı sıra Çin, Rusya ve Orta Asya'da
bağımsızlıklarına kavuşan ülkelerle işbirliği yapmak suretiyle
geçmişteki yalnızlık politikasından kurtularak bölgedeki nüfuzunu
artırmaya çalışmıştır.
Bugün İran'a bakıldığında, nükleer çalışmaları ile elinde bulunan
balistik füze gücüne, ülkede bulunan petrol rezervleri eklenince, Saddam
sonrası bölgenin en etkili ülkesi olduğu görülmektedir.
Saddam'ın devrilmesinden sonra Irak'la 1000 kilometreden fazla sınırı
olan İran'dan, gerek uzun yıllardan beri ülkede faaliyet gösteren Şii
liderlerinin gerekse Saddam tarafından İran'a göç ettirilen yüz binlerce
Şii'nin geri dönmesi ve Irak'ın güneyine yerleşmeleri söz konusu
olmuştur. Bunun sonucu olarak, Irak'ın güneyinde yoğunlaşan ve toplam
nüfusunun yüzde 60'nı oluşturan Şiiler, Irak'ta çoğunluğu
oluşturmalarına rağmen hiçbir zaman iktidara gelemedikleri dönemin sona
erdiğine ve Saddam sonrası seçimle oluşacak bir hükümette egemen
olacaklarına inanmışlardır. Nitekim Şiiler, 30 Ocak 2005 tarihinde
Irak'ta gerçekleşen seçim sonrası oluşan parlamentonun toplam 275
sandalyesinin 146'sını kazanmışlardır. Ayrıca, ABD'nin Irak'ın yeni
siyasal yapılanmasını etnik ayrıma dayalı olarak dağıtması, İran
destekli Şii grupların yeni Irak hükümeti bünyesinde önemli görevlere
getirilmesi ve yaklaşık 40 yıldır gergin olan İran-Irak ilişkilerinin
dostluğa dönüşmesine neden oldu.
RUMSFELD BAĞDAT'TA
Aynı zamanda, Irak'ın yeni hükümetinde ağırlık kazanan Şiiler'in,
ülke üzerinde egemenlik sağlamak maksadıyla İyad Allavi döneminde
Amerika tarafından atanan içişleri ve savunma bakanını değiştirme
planları olduğu anlaşılmaktadır. Şiiler'in, İran tarafından büyük destek
gören Irak İslam Yüksek Devrim Konseyi'nin askeri kanadı olan Bedir
Tugayları komutanının İçişleri Bakanlığı'na getirilmesi için
girişimlerde bulunduğu ileri sürülmektedir. Söz konusu girişimler,
Kerkük kentinde tüm üst düzey yetkileri ele geçiren Kürt partilere göz
yuman ABD'yi büyük ölçüde rahatsız etmiş ve 14 Nisan 2005 tarihinde
Bağdat'ı ziyaret eden Donald Rumsfeld, Irak'ta siyasi tasfiye ve adam
kayırma gibi girişimlerde bulunmamaları konusunda Irak'lı liderleri
uyarmıştır. Dolayısıyla, içişleri ve savunma bakanlığının İran destekli
Şiilerin eline geçmesi, ABD'nin Irak'tan çekilme programını
açıklanmasını zorunlu kılacaktır.
|