Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 317 | Mayıs  2005

                   

 

 


MEZHEP İLİŞKİSİ DOSTLUK GETİRİYOR

25.04.2005 CUMHURİYET – STRATEJİ

Tahran-Bağdat ilişkilerinde Şii faktörü

İran ile Irak'ın ilişkileri dönemlere göre farklılıklar gösterdi. Şattülarap anlaşmazlığı önce Cezayir'de yapılan anlaşmalarla çözümlendi. Daha sonra Saddam Hüseyin bunu tanımadı ve 8 yıl sürecek savaşı başlattı. İran'ın, İslam devrimini bölgeye yaymak istemesi nedeniyle Batı savaşta Irak'ı destekledi. İyice yıpranan İran'ın devrim ihracı zayıfladı. ABD'nin Irak'ı işgalinin ardından yönetimde önemli ölçüde söz sahibi olan Şiiler, İran'la ilişkileri yeniden geliştirmeye çalışıyor.

Dr. Hicran KAZANCI
TUSAM Ortadoğu Araştırmaları Masası

Uzun yıllar boyunca sınır anlaşmazlığı yüzünden aralarında gerginlik yaşanan Irak-İran, 1973 yılında sorunu çözmek için diplomatik görüşmeler gerçekleştirdi. Söz konusu dönemde Irak'taki ayrılıkçı Kürt hareketine büyük destek veren İran, Bağdat rejimini köşeye sıkıştırdı. 1975 yılının Mart ayında, Cezayir'de iki ülke arasında anlaşma sağlandı. Söz konusu anlaşmada, Irak'ın sınır konusunda özellikle Şattül Arap su yolunda İran'a ödünler vermesine karşılık İran da Irak'taki Kürt hareketine verdiği desteği kesmiş ve iki ülke arasında ilişkiler iyileşme göstermiştir. 1979 yılında İran'da İslam Devrimi Hareketi'nin çığ gibi büyümesi sonucu Şah devrilmiştir. 1980 yılında Saddam yönetimi, 1975 tarihli Cezayir Anlaşması'nın geçersiz olduğunu açıklamıştır. İran'a, Irak tarafından tanınan sınır haklarının geri alınması için Saddam, 22 Eylül 1980 tarihinde 8 yıl devam edecek savaşı başlatmıştır.

IRAK-İRAN İLİŞKİLERİ: MED-CEZİR
1979 yılında, İran'daki iktidarı ele geçiren İslam Devrimi Hareketi'nin lideri olan Ayetullah Humeyni, komşu ülkelere İslam devriminin ihracının gerektiğini vurgulamıştır. Başta Körfez ülkeleri olmak üzere tüm Ortadoğu'ya yayılabilecek bir devrim hareketini önlemek amacıyla İran'a karşı Irak'ı, Batılı ülkelerin yanı sıra tüm Körfez ülkeleri desteklemiştir. 22 Ağustos 1988 tarihinde, Irak'ın İran'a karşı başlattığı savaş sona ermiş ve askeri-ekonomik gücünde ağır yaralar alan İran, bölgedeki yayılmacı politikasından vazgeçmiştir. Bazı sınır bölgeleri uğruna Irak'ı 8 yıl boyunca İran'a karşı savaştıran Saddam, 1990 yılında "Müslüman komşumuz olan İran'a barış eli uzatıyoruz" diyerek söz konusu sınır bölgelerini İran'a bıraktığını açıklamış ve Kuveyt'i işgal etmiştir. Saddam, I. ABD-Irak Savaşı sırasında, önemli sivil ve askeri uçakları Amerikan Hava Kuvvetleri'nden korumak maksadıyla yaklaşık 70 uçağı İran'a göndermiştir. Irak, savaş sonrası İran'dan uçakların geri gönderilmesini istemiştir. İran ise, topraklarına gönderilen uçaklara Irak-İran savaşının tazminatı olarak alıkoyduğunu açıklamış ve uçakları geri göndermemiştir. Ayrıca, komşu ülkelere devrim ihraç etme hedefi olan İran İslam Devrimi Hareketi'nin 1979 yılında İran'da iktidara gelmesi uzun yıllardan beri baskı ve insanlık dışı muamelelere maruz kalan Irak Şiilerini harekete geçirmiştir. İran, Irak'la savaş sırasında, İran'a kaçan Şii liderlerinin örgütlenmesine büyük katkı sağlamasına karşın Irak, Mesut Recevi ve eşinin önderliğindeki Halk Mücahitleri'ni Irak'ta örgütleyerek düzenli bir ordu haline getirmiştir.

1990 sonrası küresel sistemde meydana gelen gelişmeler Irak'ın Kuveyt'i işgal etmesi, bölgenin dış müdahalelere maruz kalmasına neden olmuştur. Aynı dönemde İran, bir taraftan askeri ve ekonomik gücünün geliştirilmesine önem verirken diğer taraftan bölgedeki bazı ülkelerle çıkar ilişkisi kurarak yayılmacı politikasını hayata geçirmeye çalışmıştır. 1990 sonrasında İran, Irak savaşı sırasında kendisine büyük destek veren Kuzey Kore'nin yanı sıra Çin, Rusya ve Orta Asya'da bağımsızlıklarına kavuşan ülkelerle işbirliği yapmak suretiyle geçmişteki yalnızlık politikasından kurtularak bölgedeki nüfuzunu artırmaya çalışmıştır.
Bugün İran'a bakıldığında, nükleer çalışmaları ile elinde bulunan balistik füze gücüne, ülkede bulunan petrol rezervleri eklenince, Saddam sonrası bölgenin en etkili ülkesi olduğu görülmektedir.

Saddam'ın devrilmesinden sonra Irak'la 1000 kilometreden fazla sınırı olan İran'dan, gerek uzun yıllardan beri ülkede faaliyet gösteren Şii liderlerinin gerekse Saddam tarafından İran'a göç ettirilen yüz binlerce Şii'nin geri dönmesi ve Irak'ın güneyine yerleşmeleri söz konusu olmuştur. Bunun sonucu olarak, Irak'ın güneyinde yoğunlaşan ve toplam nüfusunun yüzde 60'nı oluşturan Şiiler, Irak'ta çoğunluğu oluşturmalarına rağmen hiçbir zaman iktidara gelemedikleri dönemin sona erdiğine ve Saddam sonrası seçimle oluşacak bir hükümette egemen olacaklarına inanmışlardır. Nitekim Şiiler, 30 Ocak 2005 tarihinde Irak'ta gerçekleşen seçim sonrası oluşan parlamentonun toplam 275 sandalyesinin 146'sını kazanmışlardır. Ayrıca, ABD'nin Irak'ın yeni siyasal yapılanmasını etnik ayrıma dayalı olarak dağıtması, İran destekli Şii grupların yeni Irak hükümeti bünyesinde önemli görevlere getirilmesi ve yaklaşık 40 yıldır gergin olan İran-Irak ilişkilerinin dostluğa dönüşmesine neden oldu.

RUMSFELD BAĞDAT'TA
Aynı zamanda, Irak'ın yeni hükümetinde ağırlık kazanan Şiiler'in, ülke üzerinde egemenlik sağlamak maksadıyla İyad Allavi döneminde Amerika tarafından atanan içişleri ve savunma bakanını değiştirme planları olduğu anlaşılmaktadır. Şiiler'in, İran tarafından büyük destek gören Irak İslam Yüksek Devrim Konseyi'nin askeri kanadı olan Bedir Tugayları komutanının İçişleri Bakanlığı'na getirilmesi için girişimlerde bulunduğu ileri sürülmektedir. Söz konusu girişimler, Kerkük kentinde tüm üst düzey yetkileri ele geçiren Kürt partilere göz yuman ABD'yi büyük ölçüde rahatsız etmiş ve 14 Nisan 2005 tarihinde Bağdat'ı ziyaret eden Donald Rumsfeld, Irak'ta siyasi tasfiye ve adam kayırma gibi girişimlerde bulunmamaları konusunda Irak'lı liderleri uyarmıştır. Dolayısıyla, içişleri ve savunma bakanlığının İran destekli Şiilerin eline geçmesi, ABD'nin Irak'tan çekilme programını açıklanmasını zorunlu kılacaktır.
 

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...