Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 317 | Mayıs  2005

                   

 

 


İNGİLİZ ALTINLARINDAN SONRA ABD DOLARI’YLA “DİN İNŞASI”

İbrahim KARAGÜL 26.04.2005 YENİ ŞAFAK


İngiliz altınlarından sonra ABD Doları'yla 'din inşası'
Cuma günkü "Ilımlı İslam: Yeni sömürge ideolojisi ve mağlupların avuntusu" başlıklı yazıya devam etsem sıkıcı olur mu bilmiyorum. Ama, öyle sarsıcı gelişmeler yaşanıyor ki, en azından bunları sizlere aktarmanın faydalı olacağını düşünüyorum. Hiç değilse, kalplerimizi ve zihinlerimizi rehin alan enformasyon dayatmasına karşı birkaç soru işareti ortaya koymuş, yürütülen çalışmaların bir dökümünü yapmış oluruz.

Şu gerçekle başlayalım: 1990'lardan bu yana, küresel güvenlik gerekçesiyle, Müslüman coğrafyada yürütülen çalışmalar, güvenlik projesinden medeniyet projesine dönüştü. Terör, uluslararası terörizm, İslamcı terörizm, El Kaide ya da nükleer/kimyasal tehdit gibi güvenlik eksenli kavramlar yerini reform, demokrasi, ılımlı İslam gibi kavramlara terketti. Güvenlik/kaynak merkezli müdahalelerden sonra köklü dönüşüm projeleri uygulanmaya başlandı. ABD'nin artık El Kaide diye bir sorunu yok. Belki de hiç olmadı.
Gerçekten dünya, yeni güvenlik doktrinlerinin zihinleri yönlendirdiği gibi, bir terör tehdidi ile karşı karşıya mı? Gerçekten abartıldığı kadar küresel güvenlik tehdit altında mı? Ya da herkes şöyle bir baksa; güvenlik ihlalleri, çatışmalar ya da terör tanımına uygun gelişmeler 20. yüzyıla göre çok mu daha fazla? Ya da insanlığı paranoyaya sürükleyen bu kâbus, gerçekte kimin eseri?
Ben böyle yapınca, çatışmaların, saldırıların ya da terörün bir önceki yüzyıla oranla büyük oranda azaldığını görüyorum. En azından bir önceki dönemin geleneksel çatışma alanlarında bir sükunet yaşanıyor. Bu şaşırtıcı gelebilir ya da ben yanlış düşünüyor olabilirim. Ama herkesin, insanlığın nerelere sürüklendiğini öngörme çabasında, en azından bir kez böyle bir deneme yapmasında ne sakınca olabilir? Artık tartışmamız gereken konu güvenlik ya da terör değil. Terörizmle savaş adı altında yürütülen küresel programlara derinlemesine bakmanın zamanı geçiyor.

Büyük Ortadoğu Projesi'nin, Ilımlı İslam projesinin, etnik ve mezhep eksenli ayrıştırma projelerinin hedefi gerçekten El Kaide etkisini kırmak mı? Radikal İslamcılarla mücadele mi? Müslüman ülkelerde demokrasiyi yerleştirmek mi? Özgürlüğü ve adaleti güçlendirmek mi? Otoriter yönetimleri cezalandırmak mı?

Hiçbiri gerçek hedefi tam olarak anlatmıyor. ABD'nin ve Batı'nın yaşadığımız bölgeye yönelik tasarrufları güvenlik boyutunu aştı. Artık teolojik bir tartışma/müdahale söz konusu. Batı, İslam dünyasına yeni bir medeniyet projesi dayatıyor. Büyük Ortadoğu Projesi'nin Koordinatörü olan ABD Başkan Yardımcısı Cheney'nin kızı Elizabeth Cheney, aslında bu yeni medeniyet tasarımının sözcülüğünü yapıyor. Filistin'de rejim değişikliği projesinin merkezinde o vardı. Irak işgalinden hemen önce sahnede yine o oldu. Suriye'ye yönelik müdahale senaryolarının merkezinde de o var. Ama asıl görevi, güvenlik kuruluşlarından sivil toplum örgütlerine, 'think-tank'lerden ABD'nin uluslararası 'yardım' organizasyonlarına, demokrasi projelerinden İslam'ın reforme edilmesine yönelik sayısız çalışmalara kadar, bütün çalışmaları koordine etmek.
Son olarak "US News & World Report" dergisinde David E. Kaplan tarafından başlığı altında kaleme alınan ve ABD'nin İslam'a karşı Soğuk Savaş başlattığını ifade eden yazının konusu olan çalışma da bu çerçevede hazırlandı. Türk basını, birkaç istisna dışında, konuyla ilgilenmedi. Oysa Türkiye, bu tarz çalışmalarda merkez ülkelerden biri. Ayrıca ortada, Soğuk Savaş'ın çok ötesine taşınmış, sıcak savaşla birlikte yürütülen, İslam'a doğrudan müdahaleyi öngören bir medeniyet projesi var. Yazıdan hareketle devam edelim:

Psikolojik savaştan CIA'nın örtülü operasyonlarına, medya ve sivil toplum kuruluşlarının açıktan finanse edilmesinden projeyi sorgulayanların susturulmasına kadar her türlü savaş taktiğinin kullanıldığı bir kampanya bu. Söz konusu stratejiyle, ABD ilk kez İslam'ı ulusal güvenlik sorunu olarak kabul ediyor. "Sorun"un kaynağına müdahale ediyor ve onu dönüştürmeye çalışıyor. Bu çerçevede; ılımlı Müslüman grupları, vakıfları, reformcu kadroları yine İslam'a karşı kullanıyor. İslami radyo ve televizyon kanalları kuruyor, varolanlara finansal destek veriyor. Müslüman think-tank kuruluşları, okullar kuruyor, medreseler açıyor, camileri restore ediyor. İşbirliğini kabul etmeyen Müslüman medya, dini önderler, siyasi liderler ve partiler hedef alınıyor. Soğuk Savaş döneminde komünizm gibi tanrısız bir ideolojiye karşı verilen savaş şimdi bir dine karşı veriliyor. Bu yönüyle müdahale teolojik bir boyut kazanıyor.

Bu çerçevede USIAD üzerinden 24 ülkede yoğun çalışmalar yürütülüyor. Mısır'da, Pakistan'da, Türkmenistan'da, Özbekistan'da, Kırgızistan'da camiler ve sufi önderlerin türbeleri ABD tarafından restore ediliyor. Bangladeş'te imamlar eğitiliyor. Madakgaskar'da spor müsabakaları yapılıyor. 24 ülkede İslami medya, radyo ve tv kanalları finanse ediliyor. Bu çerçevede Susam Sokağı Mısır'da en çok izlenen programlardan biri haline getirildi. En kapsamlı çalışma Endonezya'da yürütülüyor. Ülkedeki 30 Müslüman gruba para aktarılıyor. İmamlar eğitiliyor, ders müfredatları üzerinde çalışma yapılıyor, İslami üniversitelerdeki akademisyenlere destek veriliyor, yaklaşık 40 bölgede radyo programları yapılıyor, liberal İslam üzerine çalışması için think-tanklar kuruluyor. Bütçesinin yüzde 25'ini bu programlar için harcayan USIAD, Müslüman ülkelerde liberal ve laik anlayışı destekleyebilecek bütün gruplara destek verdiklerini, dini organizasyonların kurulmasını sağladıklarını belirtiyor.

Haziran 2003'ten bu yana büyük bir enerjiyle yürütülen çalışmalara rağmen Müslüman coğrafyadaki Amerika imajı hiçbir zaman olmadığı kadar kötü. Kötü olmaya da devam edecek. Büyük dönüşüm projesinde, ABD'nin Müslümanların kalplerini ve zihinlerini kazanmasında, "yeni din inşası"nda rol üstlenenler, onca siyasi ve medyatik desteğe rağmen şimdiye kadar lüks salonların dışında bir varlık gösteremediler. Onlar şimdi dağıtılan milyonlarca dolardan pay almakla meşgul. Bir zamanlar İngiliz altınlarının peşinde koşanlar gibi…

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...