Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 317 | Mayıs  2005

                   

 

 


BU REJİM KOPHENAG KRİTERLERİ’NE AYKIRI

Nuh GÖNÜLTAŞ 27.04.2005 D.B. TERCÜMAN

Türkiye'de yaşayan Müslümanlar için çok zor bir dönemin başladığını söyleyebilirim. Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin ve Genelkurmay Başkanı General Hilmi Özkök'ün konuşmalarını yan yana koyduğumuzda bu kanaate varmaktan başka daha iyimser bir sonuç çıkmıyor Türkiye'nin geleceği için.

Şu kesin, Türkiye'deki Müslümanlar bundan sonra daha fazla Allah'ın emirleri ve rejimin baskıları arasında tercih yapmaya zorlanacaklar. Daha fazla baskı, zorlama, müdahale... Ama umarım baskı şiddet zorlama, demokratik yolların kapatılması, aşağılama, inançlara saygısızlık insanları başka yollara sevk etmez. Umarım insanlarımız çözümü sokakta aramaya kalkmaz. Çünkü bu işleri daha da karmaşık hale getirir.

İnanan insanlara yönelik bu topraklarda baskının dozajının artırılması ile Avrupa Birliği arasında bir paralellik kurmaya yönelik açıklamalar, tıpkı Bumin'in Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bir kararına atıf yaparak üniversitelere başörtüsü ile girilmesine yol açacak bir kanuni düzenlemenin yapılamayacağını söylemesi gibi, Türkiye AB'ye de girse bu topraklarda inanan insanlara zulmün devam edeceği anlamına geliyor. "Parlamenter rejimin en yüce çatısı olan TBMM başörtüsüne özgürlük getiremez" demenin başka hangi anlama gelebileceğine dair en ufak bir fikrim yok. Ve Avrupa'nın hangi üniversitesinde başörtülü öğrencilere yasak var? Avrupa üniversiteleri de Türk üniversiteleri gibiyse niçin burada okuyamayan kızlar Avrupa'ya Amerika'ya gidiyor. Mesela Başbakan'ın kızları Amerika'da pekala başörtüleri ile okuyorlar!

Buna mukabil, Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın konuşması iktidarı kızdırsa da iktidar için halka söz verdiği ve fakat bugüne kadar yerine getirmek için tek bir adım dahi atmadığı düzenlemeleri yapmaması için ona ciddi bir koz vermiş oluyor. AK Parti Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin'in konuşmasını delil göstererek seçmenine verdiği sözleri yerine getirmeme yolunu seçtiğinde AK Parti'ye söylenecek fazla bir şey kalmıyor. Ama "AK Parti'nin kapatılmasına dahi yol açabilecek" böyle bir mazeret ile halkın karşısına çıkması da onun "iktidarı" hakkında ciddi sorulara yol açacaktır. O yüzden AK Parti bu veriyi kullanmayacak ve iktidarını Anayasa Mahkemesi Başkanı ve Genel Kurmay Başkanı ile paylaşmayı yeğleyecektir. Yalnız onun bu konumu ile Avrupa Birliği kriterleri arasında bir çelişki de kendini gösterecek, bir şekilde AB yolu'nda kazalar olabilecektir.

Aslına bakılırsa Türkiye'deki rejim Kophenag Kriterleri'ne uygun değil. AB'nin Türkiye'ye verdiği ödevlerin yasaları çıkartıldığı halde fiilen uygulamaya geçilemeyen birçok alan var, birçok alanda da henüz adım atılmış değil. Söz konusu konuşmayla da gördük ve de anladık ki, Avrupa'nın ve Amerika'nın Türkiye'deki rejimi AB kriterlerine uydurması öyle sözle ya da dozajı düşük baskılarla olacak şey değil.

AB'ye girsek bile bu topraklarda bir kısım baskılar, insan hakları ihlalleri, dine yönelik engellemeler sürecekse AB'ye girmenin ne anlamı olabilir? Belki de çoğunluğu AB yanlısı olan inanan kitlelere bu soruyu sordurmaktır maksat ve böylece onları da ulusalcı cepheye çekmenin yolunu bulmak...

 

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...