|

SAMSUN
NE BEKLİYOR, ANKARA NE KONUŞUYOR?
İsmet BERKAN 22.04.2005 RADİKAL
Benim bir
iddiam var:
Ne zaman Ankara'nın gündemiyle Türkiye'nin gündemi birbirine yaklaşsa,
aynı olmaya başlasa o zaman Türkiye'de ciddi sorunlar var demektir.
Söylediğim çelişkili gibi gelebilir; Türkiye'nin yönetim merkezi Ankara
olduğuna göre, bu kentteki gündemle Türkiye gündeminin aynı olması
gerekir esasen. Çünkü o zaman, Ankara Türkiye'nin dertlerini konuşuyor
ve bu dertlere çare arıyor demektir.
Ama maalesef Türkiye'de durum bunun tam tersidir.
Genellikle Ankara'nın kendine ait bir gündemi vardır. Bu gündem siyasi
dedikodudur, askeri darbe beklentisidir, devasa komplo teorileridir vs.
Oysa o sırada Türkiye, somut sorunlarına somut çözümler beklemektedir.
Mesela işsizlikle mücadele için istihdam vergilerinin azaltılması,
mesela ihracat teşviklerinin adil düzenlenmesi, mesela mesela mesela...
Türkiye'nin bir karanlık ve sevimsiz yüzü var. Ben bu yüze 'Ankara yüzü'
diyorum. Orada, sahiden her köşe başında siyasi dedikodu yapılıyor,
bakanların, milletvekillerinin altı oyuluyor, komplolar gırla gidiyor.
Ankara'nın gündemi, Ankara'da konuşulan şeyler neredeyse hiçbir zaman
Türkiye'nin gerçek gündemi ve beklentileriyle uyum içinde olmazlar.
O yüzden de, Ankara'dan uzak duran iktidarlar, uzak durabildikleri,
Ankara'ya ayak uydurmadıkları ölçüde başarılı ve reformcu olurlar.
Ama her iktidar eninde sonunda Ankara tuzağına düşer, Ankara ile uyumlu
olmaya başlar ve o andan itibaren de o iktidarın çöküşü başlar.
Tek parti iktidarları, başlangıç yıllarında Ankara'dan uzak dururlar.
Ankara gündemi yerine halkın gündemiyle ilgilenirler ve başarılı olurlar.
Bu durum, onların kendilerine olan güvenleri sayesindedir. Oysa
koalisyon hükümetleri, hiçbir zaman kendilerine tam olarak
güvenemediklerinden, Ankara dışına çıkmayı, Ankara dışında düşünmeyi
beceremezler ve o yüzden pek bir iş de yapamaz, sadece durumu idare
ederler.
Önceki gün Samsun'daydım. Şehrin belediye başkanı, ticaret ve sanayi
odası başkanı ve önde gelen bütün simaları Doğan Yayın Holding'in
düzenlediği 'Anadolu'daki Avrupa' toplantıları için bir aradaydı.
Genelkurmay Başkanı'nın konuşması çok kısa süreli bir ilgi yarattı,
sonra söndü. Birkaç kişiyle konuştum, onlar ne yükselen milliyetçilikten
söz ediyorlardı ne de Abdullah Öcalan'ın yeniden yargılanma ihtimalinden.
Hepsi gözünü geleceğe dikmiş, Avrupa Birliği ümidini canlı tutmaya
çalışıyorlardı.
Ankara'dan yansıyan karamsar hava, Ankara dışında başka bir yeri etkisi
altına almışa benzemiyor. Herkes işinde gücünde, herkes derdinin
çözülmesini bekliyor.
Şimdi soru şu: Ankara'daki hükümet için öncelikli gündem hangisi? Ankara
gündemi mi, yoksa Türkiye gündemi mi?
Hükümet bir karar verse hepimiz rahat edeceğiz.
Bana soracak olursanız, hükümetin hızının her alanda kesilmesinin ve
bugün tanık olduğumuz yavaşlamanın nedeni, hükümetin ağır ağır Ankara
gündeminin etkisine giriyor olması. |