|

SELAM
İLE
Kıymetli okuyucularımız,
Geçtiğimiz ay, gündemin başlıca maddeleri, Fransa’daki referandum ve
yeni TCK idi. Biz de bu iki konuyu YORUM bölümünde değerlendirdik.
Kanaatimizce Fransa (ve ardından Hollanda)’da AB Anayasası’na ‘hayır’
denmiş olması, daha ziyade, bu iki ülkenin iç sorunları ile ilgilidir ve
bu yeni gelişmenin Birlik sürecini ciddi biçimde sekteye uğratması
ihtimali zayıftır. Elbette sonuç, süreç açısından da bir takım
sıkıntılar doğuracaktır; ancak bunları fazla abartmamak gerekir. Çünkü,
en basit ifadesiyle, Birlik sürecinin zarar görmesiyle kaybedilecek olan
şeyler, Anayasa’nın reddiyle yitirilecek olanlardan fazladır ve çıkar
temelinde hareket eden ‘Avrupalı’nın bu maliyeti göğüslemeyi tercih
etmesi zordur. Ayrıca bu noktada, hükümetlerin halklarını manipüle etme
noktasındaki etkisini de hesaba katmak gerekir. Hükümetler, bundan sonra
da, halkı ikna etmek için bir takım yollara başvuracaklardır. Bu son
gelişmeyi, tıpkı Türkiye’deki ‘tezkere krizi’nde görüldüğü gibi,
Anayasayı olumlayan çevrelerin yeni bir hamle başlatması için bir
‘fırsat’ olarak görenler bile olacaktır. Dolayısıyla, referandumun
sonuçlarının kısa-vadede bir takım sorunlar doğurma ihtimalini görmek
gerekir ama bu gelişmenin, Birlik sürecini kökünden baltalayacak bir
potansiyeli olmadığı da unutulmamalıdır.
KAVRAM bölümünde ise, ‘İslam Düşmanlığı’nı işledik. Bilinmelidir ki, bu
düşmanlık, İslam’ın yaşı kadar eskidir ve bunun, kadim olduğu kadar
modern tezahürleri de vardır. Kimi zaman peygamberlerin öldürülmeleri
olarak karşımızda çıkar; kimi zaman tesettür düşmanlığı olarak... İslam
düşmanlığı, Hakk var olduğu sürece var olacaktır. Bu, Hakk-Batıl
mücadelesinin doğal bir sonucudur. DÜŞÜNCE bölümünde, Hüseyin Alan,
‘Yabancılaşma’ başlıklı yazısının ikinci bölümünde, esas itibarıyla
inancına yabancı bir sistem içinde yaşayan Müslümanın, hiçbir
rahatsızlık duymadan, o sisteme tutunmaya çalışarak varolmaya
çalışmasının yabancılaşmayı doğuracağı tespitinde bulundu. Alan,
Müslümanların, arı-duru bir zihinsel anlayışla, Kitab’a yeniden dönerek,
onu doğru algılamaya ve buradan yola çıkarak, üzerlerinde taşıdıkları
yabancı unsurlardan kurtulmaya çalışmaları gerektiğine de vurguda
bulundu. Mukaddes Özkan, Müslümanların birbirleri ile ilişkilerinde
‘medeni’ ölçülere dikkat etmeleri ve bu husustaki Kur’an emirlerini
içselleştirmeleri gerektiğine dikkatleri çekti. BİR DERGİ-BİR ALINTI
bölümünde, cefr ve ebced’in bilgi değerini tartışan Ramazan Yazçiçek, bu
kavramların, zihinsel hokkabazlıkları sözsel zemine taşımanın, eski
dönemlerden modern zamanlara kadar süregelen aşırı yorumun teolojik bir
yöntemi olduğunun ve bu yüzden, ilahi metinlerin bu yöntemle
yorumu-nun mümkün olmadığının altını çizdi. ÇEVİRİ bölümünde, Kamil
Cengiz, Bush hükümetinin yeni strateji arayışlarını konu edinen bir
Spiegel değerlendirmesini ve Bilderberg toplantılarının mahiyetini
inceleyen Grayzna Fosar/Franz Bludorf yazısını bulabilirsiniz.
SANAT-EDEBİYAT bölümünde, Ali Ömer Akbulut’un devlet ve şairlerinin
ilişkilerini konu edinen yazısını, Ahmet Mercan’ın Kapısız Adamlar adlı
öyküsünü ve Cahit Zarifoğlu’nun Daralan Vakitler adlı şiirini
bulabilirsiniz. MEKTUPLAR bölümünde, Kur’an’ın korunmuşluğu, Ehl-i
Kitab’tan hanımlarla evlenme ve Ehl-i Kitab’la ilişkiler, Hz.
Peygamberin savaşıp kıtal yapması, Ra’d:41 ve Enbiya:44. ayetlerin
tsunami ile ilgisi olup-olmadığı ve cariyelere mehir
verilip-verilmeyeceği konularındaki sorularınızı cevapladık. GÜNDEM
bölümünde ise, her ay olduğu gibi, ayın önemli haber ve yorumlarını
sizler için alıntıladık. Umuyoruz ki beğeneceksiniz.
Bir sonraki sayıda buluşmak üzere, hepinizi Allah’a emanet ediyoruz.
|