|

IRAK’TA SON DURUM
Irak’ta Talabani’nin cumhurbaşkanı, Caferi’nin de
başbakan seçilmesini nasıl yorumlamak gerekiyor? Acaba, bu sonuç, neyi
temsil ediyor?
Şurası açıktır ki, Amerika’nın Irak’ta kurmayı düşündüğü düzenin ilk
ayağında, icrai yetkileri sınırlandırılmış cumhurbaşkanlığı görevine bir
Kürd’ün, yürütmenin başına da bir Şii’nin getirilmesi, dengeli bir
siyaset güdüldüğünü göstermektedir. Talabani’nin cumhurbaşkanı olmasının
anlamı şu-dur: Kürtler, Irak operasyonu sırasında açıktan Amerika’yı
desteklediği için ödüllendirilmiştir; Şiiler ise, ülkedeki en büyük
etnik grup olduğu için, icra erkinin başına getirilmiştir. Bu tablo,
Irak’ta Amerika’nın sağlamaya çalıştığı istikrarı destekleyen bir
tablodur. Sünniler ise, süreçte bir anlamda ötelenmişlerdir. Bu da,
Amerika’nın kısa-vadede izlediği politika ile uyumludur. Sünnilerin bu
dönemde, Irak yönetiminde, etnik güçlerine paralel bir pozisyon
bulabilmesi mümkün değildir.
Fakat bu durumun orta ve uzunvadede aynı şekilde devam etmeyeceği de
bilinmelidir. Kürtler, kısa vadede kazançlı çıkabilirler, ancak, orta ve
uzunvadede, şu birkaç yıl içinde elde ettikleri kazanımları korumaları
dahi güçleşebilir. Zira Amerika, Kürtlere, operasyon sırasında
verdikleri açık desteğin bedelini ödemektedir. Gün olup devran
döndüğünde, Kürtler de, etnik güçleri oranında bir mevkiye razı olmak
durumunda kalacaklardır. Tabii ki bu, Amerika’nın kurduğu düzenin devamı
halinde olabilecektir. Şayet, ülke içindeki dengeler değişirse, diğer
etnik grupların Kürtlere karşı ortak harekete girişmesi ve elde
ettikleri kazanımları onlardan geri alması da mümkündür. Tabii ki bu
ülkede antiAmerikancı bir yönetimin kurulması durumunda söz konusu
olabilir. Bu durumda, Kürtler, ‘işbirlikçi’ olarak dahi nitelenip,
cezalandırılmaları bile düşünülebilir. Ancak halihazırdaki durumda, bu
yönde bir gelişmenin olması beklenmemektedir. Fakat Amerika’nın Irak ve
bölge halkına yaptığı zulümler ortada iken, açık destek veren Kürtlerin,
bölge halklarının vicdanlarında bir takım izler bırakmış olduğunu da
unutmamak gerekir.
Yeni dönemde Irak’ın iç politikasında öne çıkan unsurun, istikrarın
sağlanması olacağı kuşkusuzdur. Şii başbakanın Şii tabana, öyle ya da
böyle söz geçirebilme ihtimali dikkate alınacak olursa, istikrarı
bozacak en büyük etnik grubun bir biçimde kontrol altında tutulacağı
düşünülebilir. Kürtlerin de yeni dönemde yönetime destek vereceği göz
önüne alınırsa, Sünni kökenden gelen kimi küçük gruplar dışında, tesis
olunan yeni düzene karşı çıkacak bir kitlesel gücün olmadığı
görülmektedir. Yeni dönemde, düzeni bizzat Iraklılar sağlayacağı için,
bombalı saldırılar ve suikastlerde de nisbeten azalma olması mümkündür.
Bu da zaten Amerika’nın istediği şeydir.
Dış politikada ise, özellikle İran, Suriye ve Türkiye ile ilişkiler öne
çıkacaktır. Yeni Irak yönetiminin İran’a karşı tavrı, belki eskisinden
biraz daha sıcak olacaksa da, bu asla, iki Şii devletin güç birliğine
gitmesi şekline bürünemeyecektir. Zira Irak’taki Şii iktidar,
Amerikanpatentlidir ve sırf bu yüzden İran’la böylesine sıcak bir
ilişkiye girmesine izin verilmeyecektir. Suriye’deki Beşşar Esad
yönetimiyle ilişkilerin de sıkı olması ihtimali zayıftır. Zira Amerika,
Suriye yönetimiyle sorunlu bir ilişki sürdürürken, Irak’ın bu ülke ile
iyi ilişkiler kurması mümkün değildir. Türkiye ise, bu iki ülkeye göre,
daha avantajlı bir konumdadır. Özellikle de ekonomik ilişkilerin
geliştirilmesi noktasında Türkiye’nin daha şanslı olduğu söylenebilir.
Kuzey’deki Kürt grupların, yeni dönemde Türkiye ile iyi geçinmeyi tercih
edeceği ise açıktır. Zira Irak’taki yeni düzenin önemli bir unsuru olan
Kürtlerin, Kuzey Irak’ta Türkiye aleyhtarı bir tutum takınması çelişki
olur. Bu nedenle Talabani ve Barzani’ye bağlı güçlerin, şiddete
başvurmayı düşünen gruplar üzerinde baskı kuracağını düşünmek mümkündür.
Hükümetin istikrarı sağlama politikası ne kadar başarılı olursa, Kuzey
Irak’tan Türkiye’ye gelebilecek kitlesel saldırı tehdidinin azalacağı
söylenebilir. Ancak bu baskı, doğal olarak, kimi terör unsurlarını
Türkiye topraklarına girmeye de zorlayacaktır. Bu bağlamda, gerek Irak
toprakları için
de gerekse Türkiye toprakları içinde kimi düşük-yoğunluklu çatışmaların
olması muhtemeldir. |