Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 317 | Mayıs  2005

                   

 

 


IRAK’TA SON DURUM

Irak’ta Talabani’nin cumhurbaşkanı, Caferi’nin de başbakan seçilmesini nasıl yorumlamak gerekiyor? Acaba, bu sonuç, neyi temsil ediyor?

Şurası açıktır ki, Amerika’nın Irak’ta kurmayı düşündüğü düzenin ilk ayağında, icrai yetkileri sınırlandırılmış cumhurbaşkanlığı görevine bir Kürd’ün, yürütmenin başına da bir Şii’nin getirilmesi, dengeli bir siyaset güdüldüğünü göstermektedir. Talabani’nin cumhurbaşkanı olmasının anlamı şu-dur: Kürtler, Irak operasyonu sırasında açıktan Amerika’yı desteklediği için ödüllendirilmiştir; Şiiler ise, ülkedeki en büyük etnik grup olduğu için, icra erkinin başına getirilmiştir. Bu tablo, Irak’ta Amerika’nın sağlamaya çalıştığı istikrarı destekleyen bir tablodur. Sünniler ise, süreçte bir anlamda ötelenmişlerdir. Bu da, Amerika’nın kısa-vadede izlediği politika ile uyumludur. Sünnilerin bu dönemde, Irak yönetiminde, etnik güçlerine paralel bir pozisyon bulabilmesi mümkün değildir.

Fakat bu durumun orta ve uzunvadede aynı şekilde devam etmeyeceği de bilinmelidir. Kürtler, kısa vadede kazançlı çıkabilirler, ancak, orta ve uzunvadede, şu birkaç yıl içinde elde ettikleri kazanımları korumaları dahi güçleşebilir. Zira Amerika, Kürtlere, operasyon sırasında verdikleri açık desteğin bedelini ödemektedir. Gün olup devran döndüğünde, Kürtler de, etnik güçleri oranında bir mevkiye razı olmak durumunda kalacaklardır. Tabii ki bu, Amerika’nın kurduğu düzenin devamı halinde olabilecektir. Şayet, ülke içindeki dengeler değişirse, diğer etnik grupların Kürtlere karşı ortak harekete girişmesi ve elde ettikleri kazanımları onlardan geri alması da mümkündür. Tabii ki bu ülkede antiAmerikancı bir yönetimin kurulması durumunda söz konusu olabilir. Bu durumda, Kürtler, ‘işbirlikçi’ olarak dahi nitelenip, cezalandırılmaları bile düşünülebilir. Ancak halihazırdaki durumda, bu yönde bir gelişmenin olması beklenmemektedir. Fakat Amerika’nın Irak ve bölge halkına yaptığı zulümler ortada iken, açık destek veren Kürtlerin, bölge halklarının vicdanlarında bir takım izler bırakmış olduğunu da unutmamak gerekir.

Yeni dönemde Irak’ın iç politikasında öne çıkan unsurun, istikrarın sağlanması olacağı kuşkusuzdur. Şii başbakanın Şii tabana, öyle ya da böyle söz geçirebilme ihtimali dikkate alınacak olursa, istikrarı bozacak en büyük etnik grubun bir biçimde kontrol altında tutulacağı düşünülebilir. Kürtlerin de yeni dönemde yönetime destek vereceği göz önüne alınırsa, Sünni kökenden gelen kimi küçük gruplar dışında, tesis olunan yeni düzene karşı çıkacak bir kitlesel gücün olmadığı görülmektedir. Yeni dönemde, düzeni bizzat Iraklılar sağlayacağı için, bombalı saldırılar ve suikastlerde de nisbeten azalma olması mümkündür. Bu da zaten Amerika’nın istediği şeydir.

Dış politikada ise, özellikle İran, Suriye ve Türkiye ile ilişkiler öne çıkacaktır. Yeni Irak yönetiminin İran’a karşı tavrı, belki eskisinden biraz daha sıcak olacaksa da, bu asla, iki Şii devletin güç birliğine gitmesi şekline bürünemeyecektir. Zira Irak’taki Şii iktidar, Amerikanpatentlidir ve sırf bu yüzden İran’la böylesine sıcak bir ilişkiye girmesine izin verilmeyecektir. Suriye’deki Beşşar Esad yönetimiyle ilişkilerin de sıkı olması ihtimali zayıftır. Zira Amerika, Suriye yönetimiyle sorunlu bir ilişki sürdürürken, Irak’ın bu ülke ile iyi ilişkiler kurması mümkün değildir. Türkiye ise, bu iki ülkeye göre, daha avantajlı bir konumdadır. Özellikle de ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi noktasında Türkiye’nin daha şanslı olduğu söylenebilir. Kuzey’deki Kürt grupların, yeni dönemde Türkiye ile iyi geçinmeyi tercih edeceği ise açıktır. Zira Irak’taki yeni düzenin önemli bir unsuru olan Kürtlerin, Kuzey Irak’ta Türkiye aleyhtarı bir tutum takınması çelişki olur. Bu nedenle Talabani ve Barzani’ye bağlı güçlerin, şiddete başvurmayı düşünen gruplar üzerinde baskı kuracağını düşünmek mümkündür. Hükümetin istikrarı sağlama politikası ne kadar başarılı olursa, Kuzey Irak’tan Türkiye’ye gelebilecek kitlesel saldırı tehdidinin azalacağı söylenebilir. Ancak bu baskı, doğal olarak, kimi terör unsurlarını Türkiye topraklarına girmeye de zorlayacaktır. Bu bağlamda, gerek Irak toprakları için
de gerekse Türkiye toprakları içinde kimi düşük-yoğunluklu çatışmaların olması muhtemeldir.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...