Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 316 | Nisan  2005

                   

 

 


“Bush Uysal Hükümetler Yerleştirmek İstiyor”

 

Çev: Kamil Cengiz Berliner Zeitung / 29.03.2005

 

Amerikan barış aktivisti Noam Chomsky ABD’nin Ortadoğu’daki hedefleri üzerine konuştu

Sayın Profesör Chomsky, Afganistan ve Irak seçimlerinden sonra bölgede bir hareketlilik yaşanmaktadır. Birçok ülkede muhalif güçler kıpırdanmaktadırlar. Amerikan hükümeti bunu kendi başarısı olarak görüyor – Irak-işgali olmaksızın bu demokrasi hareketleri olamazdı, böylece savaş meşrulaşmış oluyor. Doğru mu ?

Karşı soru: Kaç insan her sene 7 Aralıkta Japonya’nın Pearl Harbor’a saldırısını kutluyor ?

Resmi olarak kimse.

Halbuki bu saldırı da iyi sonuçlar getirdi: Endonezya’nın Hollanda’lı kolonyal güç tarafından kurtarılması, Hindistan ve Singapur’un kırıp geçiren İngiliz emperyalizminden kurtarılması, ki muhtemelen Milyonlarca Hindistan’lının canını kurtardı. Ben bu apaşikar örneği şunun için veriyorum: Bir savaşın, sonunda ne de olsa birtakım iyi sonuçlar getirmesiyle yargılanamayacağını göstermek istiyorum. Bugün ‘Ne de olsa Irak’da seçimler oldu’ ya da ‘Ne de olsa Afgan’lı kadınlar artık burka giymek zorunda değiller’ – ki bu cümle gerçeği yansıtmıyor – böyle konuşanlar siyasetin hedeflerini unutuyor ve sonunda her şeyin de kötü gitmemiş olmasına sevini-yor. O bir optimist, oportünist dememek için.
Sizin misalinize geri dönelim: Japon saldırısının hedefi demokratikleşme ve kurtuluş değildi.

Bunlar Bush-hükümetinin de hedefleri değildi. Her ne kadar bu – Irak’da kitle imha silahları bulunmadıktan sonra – iddia edilse bile. Hatta Viyetnam’ın bombalanması bile Viyetnam’lıların hürriyetini koruma gerekçesiyle savunulmuştu. Bunlar yalandı. Hem bu nasıl bir mantık olacaktı ki: Irak’a karşı imha edici iki savaş, yüzbinlerce ölü, Milyonlarca insan temel hayati gereksinimlerden mahrum, ülkeyi ve insanları mahveden yıllar süren bir ambargo – ve bunların hepsi Irak’lılara iyilik getirmek için mi ?

Fakat seçimler gerçekleşti, hatta yüksek bir katılımla. Amerikan hükümeti bunu bir başarı olarak kutladı.

Onlar için bu elbette bir başarıydı. Fakat hangi konuda ? Amerikan hükümetinin hedefi bütün bu ülkelerde kendilerini Amerika’nın uyduları olarak gören ve aynı zamanda halk tarafından da kabul edilen uysal hükümetler yerleştirmektir. Bu nasıl yapılmaktadır ? Ülkeyi işgal altında tutuyorsunuz. Amerikan bakış açısını paylaşmayan bütün adayları seçimlerin dışında tutuyorsunuz. Ülkeye geçici bir anayasa yazıyor ve böylece istenilen siyasi güçlere müsade edilen bir çerçeve sunuyorsunuz. Ve ondan sonra ‚serbest bir seçim’ organize ediyorsunuz. Bununla halkın siyaset üzerinde karar verdiği bir sistem kurulmak istenmiyor – bunu Amerikan hükümeti kendi ülkesinde de istemiyor ya. Hayır, Irak’daki ve Afganistan’daki seçimler, Amerikan işgalini halk tarafından kabul edilmiş bir duruma çevirmek için bir enstrümandı.

Strateji başarılı oldu mu ?

Tatbikat çok iyi gerçekleşti. Seçim katılımı yüksekti, aynı zamanda halkına ‚ama siz beni seçtiniz’ diye karşılık verebilecek Amerikan dostu bir devlet başkanına yetki verildi. Yüksek katılımı ABD, seçimi organize edenler olarak kendilerinin kabul görmesi şeklinde takdim etti. Bush gururlu bir şekilde kameranın önüne geçti ve savaş karşıtlarına: Gördünüz mü ! Afgan’lılar bizim adamımızı Cumhurbaşkanı olarak seçtiler ve Irak’lılar da bizim liderliğimiz altında kendi ülkelerini yeniden inşa etmek istiyorlar. O, seçimleri halkın Amerikan işgalini onaylaması olarak lanse etti.

O zaman siz Bush’un ‚Dünya Saddamsız daha emniyetli hale geldi’ görüşünü paylaşmıyorsunuz ?

Elbette. Fakat Irak’ın işgal öncesi askeri ve ekonomik olarak çökmek üzere olduğunu unutmayın. Saddam’dan ABD’ye yönelik yayılan ‚tehlike’, sadece Amerikan arzularına boyun eğmemesiydi. Saddam’ın ‚tehlikeye attığı’ şey, bütün devletlerin Waşington’un emri altına mutlak anlamda girmesiydi. Bu tehlikeyi bertaraf etmek için, bir ibret dersi verildi. Ve şimdi bu, Ortadoğu’da etki gösteriyor.

ABD’nin işgal gücü olmadığı ülkelerdeki muhalif hareketler hakkında ne düşünüyorsunuz ?

Birinci olarak zulme karşı direniş her zaman iyidir, Amerika, Avrupa ya da Ortadoğu’da. İkinci olarak bu hareketler uzun zamandan beri var, yani onlar Amerikan politikasının ürünü değiller.

Fakat onlar Amerikan hükümeti tarafından desteklenmektedirler.

Amerikan hükümeti demokrasi ihracında kendi hedeflerini güdüyor: Onun işine muhalefetin tehdit ettiği hükümetler gelmiyorlar. Onlar Amerikan politikasının çıkarlarını rahatsız ediyorlar – seçimlere müsade etmediklerinden değil, fakat kendi dış siyasi hırslarından ABD’yi rahatsız ediyorlar. CİA’in eskiden Güney Amerika’da gizliden yaptığı hükümet darbelerini bugün ABD ve diğer dünya güçleri açıktan yapmaktadırlar.

Avrupa hangi rolü oynuyor ?
İki dünya güç bloğunun siyasetçileri çıkar ve araçlar konusunda birbirlerine çok benziyorlar. Çoğu zaman beraber çalışıyorlar, Yugoslavya’ya karşı savaş bunun için sadece bir örnek.

Siz bu savaşın Kosova’da birçok insanın hayatını kurtardığına inanmıyor musunuz ?

Hayır. Artık Biritanya Savunma Bakanlığı gibi resmi daireler tarafından bile Yugoslavya’nın bombalanmasından önceki Kosova’daki çoğu cinayetlerin Kosova’lu kurtuluş ordusu tarafından gerçekleştirildiği kanıtlandı. Nato-savaşından sonra Sırpların etnik temizlik girişimleri başladı. Bu hususta Avrupa’da da sessizlik hakim. Hayır, ben Avrupa’ya ümit beslemiyorum. Ben, bu politikalara bir gün belki ‘yeter artık’ diyecek insanlara ümit besliyorum.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...