|

“Bush
Uysal Hükümetler Yerleştirmek İstiyor”
Çev: Kamil Cengiz Berliner Zeitung /
29.03.2005
Amerikan barış aktivisti Noam Chomsky ABD’nin Ortadoğu’daki hedefleri
üzerine konuştu
Sayın Profesör Chomsky, Afganistan ve Irak seçimlerinden sonra bölgede
bir hareketlilik yaşanmaktadır. Birçok ülkede muhalif güçler
kıpırdanmaktadırlar. Amerikan hükümeti bunu kendi başarısı olarak
görüyor – Irak-işgali olmaksızın bu demokrasi hareketleri olamazdı,
böylece savaş meşrulaşmış oluyor. Doğru mu ?
Karşı soru: Kaç insan her sene 7 Aralıkta Japonya’nın Pearl Harbor’a
saldırısını kutluyor ?
Resmi olarak kimse.
Halbuki bu saldırı da iyi sonuçlar getirdi: Endonezya’nın Hollanda’lı
kolonyal güç tarafından kurtarılması, Hindistan ve Singapur’un kırıp
geçiren İngiliz emperyalizminden kurtarılması, ki muhtemelen Milyonlarca
Hindistan’lının canını kurtardı. Ben bu apaşikar örneği şunun için
veriyorum: Bir savaşın, sonunda ne de olsa birtakım iyi sonuçlar
getirmesiyle yargılanamayacağını göstermek istiyorum. Bugün ‘Ne de olsa
Irak’da seçimler oldu’ ya da ‘Ne de olsa Afgan’lı kadınlar artık burka
giymek zorunda değiller’ – ki bu cümle gerçeği yansıtmıyor – böyle
konuşanlar siyasetin hedeflerini unutuyor ve sonunda her şeyin de kötü
gitmemiş olmasına sevini-yor. O bir optimist, oportünist dememek için.
Sizin misalinize geri dönelim: Japon saldırısının hedefi demokratikleşme
ve kurtuluş değildi.
Bunlar Bush-hükümetinin de hedefleri değildi. Her ne kadar bu – Irak’da
kitle imha silahları bulunmadıktan sonra – iddia edilse bile. Hatta
Viyetnam’ın bombalanması bile Viyetnam’lıların hürriyetini koruma
gerekçesiyle savunulmuştu. Bunlar yalandı. Hem bu nasıl bir mantık
olacaktı ki: Irak’a karşı imha edici iki savaş, yüzbinlerce ölü,
Milyonlarca insan temel hayati gereksinimlerden mahrum, ülkeyi ve
insanları mahveden yıllar süren bir ambargo – ve bunların hepsi
Irak’lılara iyilik getirmek için mi ?
Fakat seçimler gerçekleşti, hatta yüksek bir katılımla. Amerikan
hükümeti bunu bir başarı olarak kutladı.
Onlar için bu elbette bir başarıydı. Fakat hangi konuda ? Amerikan
hükümetinin hedefi bütün bu ülkelerde kendilerini Amerika’nın uyduları
olarak gören ve aynı zamanda halk tarafından da kabul edilen uysal
hükümetler yerleştirmektir. Bu nasıl yapılmaktadır ? Ülkeyi işgal
altında tutuyorsunuz. Amerikan bakış açısını paylaşmayan bütün adayları
seçimlerin dışında tutuyorsunuz. Ülkeye geçici bir anayasa yazıyor ve
böylece istenilen siyasi güçlere müsade edilen bir çerçeve sunuyorsunuz.
Ve ondan sonra ‚serbest bir seçim’ organize ediyorsunuz. Bununla halkın
siyaset üzerinde karar verdiği bir sistem kurulmak istenmiyor – bunu
Amerikan hükümeti kendi ülkesinde de istemiyor ya. Hayır, Irak’daki ve
Afganistan’daki seçimler, Amerikan işgalini halk tarafından kabul
edilmiş bir duruma çevirmek için bir enstrümandı.
Strateji başarılı oldu mu ?
Tatbikat çok iyi gerçekleşti. Seçim katılımı yüksekti, aynı zamanda
halkına ‚ama siz beni seçtiniz’ diye karşılık verebilecek Amerikan dostu
bir devlet başkanına yetki verildi. Yüksek katılımı ABD, seçimi organize
edenler olarak kendilerinin kabul görmesi şeklinde takdim etti. Bush
gururlu bir şekilde kameranın önüne geçti ve savaş karşıtlarına:
Gördünüz mü ! Afgan’lılar bizim adamımızı Cumhurbaşkanı olarak seçtiler
ve Irak’lılar da bizim liderliğimiz altında kendi ülkelerini yeniden
inşa etmek istiyorlar. O, seçimleri halkın Amerikan işgalini onaylaması
olarak lanse etti.
O zaman siz Bush’un ‚Dünya Saddamsız daha emniyetli hale geldi’ görüşünü
paylaşmıyorsunuz ?
Elbette. Fakat Irak’ın işgal öncesi askeri ve ekonomik olarak çökmek
üzere olduğunu unutmayın. Saddam’dan ABD’ye yönelik yayılan ‚tehlike’,
sadece Amerikan arzularına boyun eğmemesiydi. Saddam’ın ‚tehlikeye
attığı’ şey, bütün devletlerin Waşington’un emri altına mutlak anlamda
girmesiydi. Bu tehlikeyi bertaraf etmek için, bir ibret dersi verildi.
Ve şimdi bu, Ortadoğu’da etki gösteriyor.
ABD’nin işgal gücü olmadığı ülkelerdeki muhalif hareketler hakkında ne
düşünüyorsunuz ?
Birinci olarak zulme karşı direniş her zaman iyidir, Amerika, Avrupa ya
da Ortadoğu’da. İkinci olarak bu hareketler uzun zamandan beri var, yani
onlar Amerikan politikasının ürünü değiller.
Fakat onlar Amerikan hükümeti tarafından desteklenmektedirler.
Amerikan hükümeti demokrasi ihracında kendi hedeflerini güdüyor: Onun
işine muhalefetin tehdit ettiği hükümetler gelmiyorlar. Onlar Amerikan
politikasının çıkarlarını rahatsız ediyorlar – seçimlere müsade
etmediklerinden değil, fakat kendi dış siyasi hırslarından ABD’yi
rahatsız ediyorlar. CİA’in eskiden Güney Amerika’da gizliden yaptığı
hükümet darbelerini bugün ABD ve diğer dünya güçleri açıktan
yapmaktadırlar.
Avrupa hangi rolü oynuyor ?
İki dünya güç bloğunun siyasetçileri çıkar ve araçlar konusunda
birbirlerine çok benziyorlar. Çoğu zaman beraber çalışıyorlar,
Yugoslavya’ya karşı savaş bunun için sadece bir örnek.
Siz bu savaşın Kosova’da birçok insanın hayatını kurtardığına inanmıyor
musunuz ?
Hayır. Artık Biritanya Savunma Bakanlığı gibi resmi daireler tarafından
bile Yugoslavya’nın bombalanmasından önceki Kosova’daki çoğu
cinayetlerin Kosova’lu kurtuluş ordusu tarafından gerçekleştirildiği
kanıtlandı. Nato-savaşından sonra Sırpların etnik temizlik girişimleri
başladı. Bu hususta Avrupa’da da sessizlik hakim. Hayır, ben Avrupa’ya
ümit beslemiyorum. Ben, bu politikalara bir gün belki ‘yeter artık’
diyecek insanlara ümit besliyorum.
|