Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 316 | Nisan  2005

                   

 

 


Kendi Ülkesinde Nükleer Terör

 

Çev: Kamil Cengiz ZNet / 01.03.2005 Noam Chomsky

 

Merih gezegeninden akıllı canlıların buradaki tuhaf insan türünü gözlemlediklerini tasavvur edelim, ben onların bizim türümüzün hayatta kalacağı konusunda bahse gireceklerine inanmıyorum – bu ya da gelecek nesil için. Bizim bugüne kadar gelmemiz bile bir mucize. Son yıllarda dünya tamamen imha olma noktasına çok aşırı bir biçimde yaklaşmıştı – bir atom savaşı sonrası imhasına. New Mexico bu bağlamda önemli bir rol oynuyor. Sürekli bir atom savaşı neredeyse bir mucize sonucu engellendi. Ve tehdit büyümektedir – Amerikan yöneticileri tarafından bilinçli olarak takip edilen bir politikanın sonucu. Amerikan Savunma Bakanı Donald Rumsfeld böyle bir politikanın imha olma tehlikesini güçlendirmeye devam edeceğini çok iyi biliyor. Aslında bu durumun gerçekleşme ihtimali o kadar yüksek değil, fakat eğer muhtemel olmayan hadiseler yoğunlaşırsa, bu durumun er veya geç vukubulma ihtimali yine de yüksek olur. Konuları önem sırasına koyduğumuzda kelimenin tam anlamıyla insan türünün geleceğini belirleyen acil konuların bulunduğunu görürüz. İnsanlığın geleceğini belirleyen konuların arasında Atomsavaşı konusu yer alıyor – böyle bir tehlike çoktandır ciddiye alınması gerekiyor.

En soğukkanlı ve ciddiye alınan magazinlerde bile ileri gelen stratejik analistlerin bu konudaki uyarılarını okumak mümkün: Şu an ki Amerikan tutum – askeri yapıda tadilat yapma – ‘ültimatif bir bedbahtlık’ (‘ultimate doom’) tehlikesini uzak olmayan bir gelecek için ortaya çıkarmaktadır. Bütün bunlar bir aksiyon-reaksiyon-dolaşımına yol açıyor ki, reaksiyon gösterenler diğerleri oluyor. Biz gitgide daha fazla ‘Hairtrigger-mekanizmaları’na (bir mekanizma minimal bir sebep tarafından harekete geçiriliyor, K.C.) bağımlı hale geliyoruz. Bu tür aşırı tahripkar mekanizmalar daha fazla olanaklı hale gelmektedirler.

Bu cümleden olarak uzayın silahlandırılması türümüz için çok kolay bir şekilde yok olmasına yol açabilir – aşırı derecede arttırılan bir silahlanma. Bu tema yoğun bir şekilde işlenmeli. New Mexico için bu büyük bir konu, zira orası insanlığın yok oluşunun potansiyel olarak başlatıldığı merkezlerden bir tanesidir. Clinton döneminde Strategic Command ‘The Essentials of Post Cold War Deterrence’ başlıklı bir döküman yayınlandı. Strategic Command nükleer silahlar üzerinde sorumlu makamdır. Bu döküman benim hayatımda okuduğum en korkunç dökümanlardan bir tanesidir. Ancak bu döküman çok az dikkate alındı. Raporda Strategic Command, nükleer silahlar kuvvetlerimizi ve diğer silahlı kuvvetlerimizi Soğuk Savaş dönemi sonrasında nasıl şekillendireceğiz sorusunu sormaktadır. Rapor, bizim birinci olarak atom silahlarına bel bağlamamız gerektiği sonucuna varıyor, zira diğer kitle imha silahlarıyla – kimyasal ya da biyolojik- kıyaslandığında bunların sonuçları daha doğrudan, tahripkar ve müteessir. Sonuçları sadece tahripkar olmakla kalmaz, fakat adeta terör yayarlar. Bu nedenle nükleer silahlar bizim sözde caydırmamızın çekirdeğini oluşturmalıymış.

‘Caydırmak’tan maksat, hakikatte bizim kendi saldırı gücümüzü öncelikli olarak atom silahlarına dayandırmamızdır, çünkü bunların tahripkar etkisi var ve terör estiriyorlar.

Artı, bizim çok yoğun bir nükleer silahlı kuvvetlere sahip oluşumuzun başlı başına her uluslararası çatışmaya etki yapması sözkonusu – insanlar böylesine büyük bir güce sahip oluşumuzdan dolayı bizden korkuyorlar. En iyisi biz irrasyonel bir ulusal kimlik geliştirelim ve artı kontrol edilemez bir silahlı kuvvetler, ve herkes bizim karşımızda titrer. Bu bizi, istediğimiz herşeyi elde etme durumuna getirir. İnsanlar bizden haklı olarak korkacaklar çünkü atom silahlarımız bu insanların topunu havaya uçurabilir. Oysa bunlar hepimizi havaya uçuracak, eğer kontrolden çıkarlarsa.

Space Administration’un 2020 yılı için yaptığı öngörüyü okuyun. Bu yayında Space Administration şunları söylüyor: Yeni sınır çizgisi uzaydır. Biz onun üzerinde askeri sebeplerden dolayı kontrolü ele geçirmemiz gerekiyor– ve rakibimizin olmamasını garanti altına almamız gerekiyor. Sözkonusu olan, ani kitlesel imhanın enstrümanlarını hazır tutan bir uzaydır.

1967’de uzayın kullanılması konusunda bir anlaşma yapılmıştı – dişsiz bir kaplan. Fakat en azından uzayı barışçıl hedefler için kullanmaya çağrıda bulunmaktadır. BM asamblesinin silahsızlandırma komitesi bu anlaşmayı güçlendirmek için çaba sarfetti, ancak unilateral bloke edildi – ABD tarafından. BM kararı 2000 yılından beri bloke altında. Çin’liler kararın genişletilmesini istiyorlar. Fakat bundan ABD’de bir şey bilinmiyor. 2000 yılında sadece bir gazete bu haberi verdi – Utah’da küçük bir gazete. Bütün dünya, çok zekice planlanmış gözlem sistemlerinin ve artı herşeye uzaydan saldırma imkanına sahip envai çeşit komplike, öldürücü imha silahlarının ağıyla çevriliymiş, muhtemelen bu doğrudur da.
Biz burada uzaydaki atom silahlarından ve uzaydaki enerji üretimi için nükleer tesisatlardan bahsediyoruz. Bütün bunlar kontrolden çıkabilir ve patlayabilir – tahmin edilemeyecek sonuçlarıyla beraber.

Bush-yönetiminin iktidarı devralmasıyla herşey daha da aşırıya gitti. Clinton-doktrini ‘uzayın kontrolü’nden bahsediyordu. Şimidiki yönetim ‘uzayın ele geçirilmesi’ne ve ‘heryerde doğrudan angajman’a geçti (kendi ifadeleri) – yani yeryüzünde her bölge önceden bildirilmeden anında imha edilebilir.

Yukarıdaki yazı Chomsky’nin İRC (İnternational Relation Center)’nin 25. yıldönümü münasebetiyle Santa Fe’de 25.01.2005’de yaptığı bir konuşmadır. Chomsky İRC-yönetiminin üyesidir.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...