|

“Vicdan Komitesi”nin Vicdanı Var Mı?
Ahmet Kekeç / 07.03.2005 / Yeni Şafak
ABD basınının Türkiye takıntısı sürüyor.
Washington Post gazetesi, bu kez, Türkiye'yi "son yüzyılda soykırım ve
insanlığa karşı diğer suçların işlendiği ülkeler" arasında göstermiş.
Gazetenin iddiasına göre, 1915-1918 yılları arasında Türkiye'de tamı
tamına 1,5 milyon Ermeni öldürülmüş.
Orhan Pamuk daha insaflı...
İlaveten 30 bin Kürt'ün katledildiğini söyleyen Pamuk bu rakamı 1
milyonda sabitlemişti.
Washington Post gazetesi bir kıyak daha geçmiş, listenin başına
Türkiye'yi yerleştirmiş. Tabii ki, gazeteyi yayına hazırlayan eşhas,
sözkonusu kıyımın İttihat Terakki yönetiminde gerçekleştiğini, kıyım
emri verdiği iddia edilenlerin "Divan-ı Örfi Mahkemesi"nde yargılanıp
idam edildiklerini ya bilmiyor, ya da bilmek işlerine gelmiyor.
Bu olaydan Türkiye'yi sorumlu tutanların, doğal olarak, Türkiye
Cumhuriyeti'nin İttihat ve Terakki'yle ödeştikten sonra kurulduğunu,
dolayısıyla bir "red temeli" üzerinde oturduğunu görmek de işlerine
gelmeyecek.
Evet, oldu tatsız bir hadise. İki taraftan da yığınla insan öldü. Keşke
olmasaydı.
Meraklıları, bir de hadisenin İngiltere, dolayısıyla "İntelligence
Service" boyutuna bir göz atsınlar... Bakalım ne görünecek? Bakalım,
Türkiye'de olup bitenler, Endonezya'da, Dominik'te, Kamboçya'da, hatta
bazı Orta Afrika ülkelerinde yaşanan "tatsız olaylar"dan farklı bir
manipülasyonun ürünü mü?
Washington Post gazetesi, ayrıca, Nazi Almanyasındaki Yahudi soykırımı
ile Kamboçya, Bosna ve Ruanda'daki katliamları da bir şekilde listeye
dahil etmiş. Fakat, dediğim gibi, ilk sırada Türkiye yer alıyor.
Listeyi hazırlayan ekip, ABD'deki "Holokost Anma Müzesi"ne bağlı "Vicdan
Komitesi"nin verilerini baz almış.
Bu kadar vicdanlı "insansever" insanı birarada gör de, rahmetli Cemil
Meriç'i hatırlama. Üstad, marksizmden egzistansiyalizme, sözünü
dinletmek isteyen her felsefenin (her doktrinin, her düşüncenin, her
medeniyet projesinin) kendini "insanseverlik kaftanı"na bürümek zorunda
hissettiğini anlattıktan sonra şöyle diyordu:
"Batının vicdanı olmaz... Hümanizm de bir kelime değil, bir bukalemun...
Bir kavram değil, bir kılıf..."
Neyin mi kılıfı?
Elbette sömürgeciliğin, dünya savaşlarının, nükleer cinayetlerin...
Benim aklıma da, nasıl olduysa insansever "Vicdan Komitesi"nin gözünden
kaçmış başka toplu cinayetleri geliyor.
Herhangi bir listede yer almadığı için sıralıyorum:
Bir büyük ülke, hadi adını da verelim, Amerika Birleşik Devletleri,
1898'de Meksika'yı ve Küba'yı, 1921'de Nikaragua'yı işgal etti, geride
onbinlerce ölü bıraktı. 1945'te Japonya'nın Hiroşima ve Nagazaki
kentlerine "atom bombası" atarak 250 bin kişiyi öldürdü. 1955'te
Endonezya, Laos ve Kamboçya'da çok sayıda kanlı operasyon düzenledi.
1956-59'da Küba'da 60.000 kişiyi katletti. 1965'te Suharto'yla işbirliği
yaparak 1 milyondan fazla Endonezyalı'yı yok etti. Aynı yıl katil
paraşütçülerini gönderip 10 bin Dominikliyi öldürdü. 1975'te Güney
Asya'dan çekildiğinde, Vietnam'da 4 milyon, Kamboçya ve Laos'ta 1 milyon
ceset bıraktı. 1973'te Şili'de düzenlediği darbe ile binlerce kişiyi
katletti. Faşist generallerle işbirliği yaparak 30 bin Arjantinli'yi
öldürdü.
1983'teki Lübnan ve Grenada, 1986'da Libya, 1989'da Panama, 2001'de
Afganistan, 1991 ve 2002'de Irak...
Yıkılmış kentler, açlığa terkedilmiş çocuklar, milyonlarca ölü beden...
Bu listeye, Amerika'nın en saygın tarihçilerinden David E. Stannard
yazdığı kitabı da ekleyebilirsiniz. "Amerika'nın Soykırım Tarihi" (Gelenek
Yayınları) başlığıyla Türkçe'ye çevrilen kitabında Stannard, milyonlarca
Kızılderili'nin başına gelenleri anlatıyor.
Bütün bunlar "Holokost Anma Müzesi"nde bir standı haketmiyor mu?
|