Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 316 | Nisan  2005

                   

 

 


“Vicdan Komitesi”nin Vicdanı Var Mı?

Ahmet Kekeç / 07.03.2005 / Yeni Şafak

ABD basınının Türkiye takıntısı sürüyor. Washington Post gazetesi, bu kez, Türkiye'yi "son yüzyılda soykırım ve insanlığa karşı diğer suçların işlendiği ülkeler" arasında göstermiş. Gazetenin iddiasına göre, 1915-1918 yılları arasında Türkiye'de tamı tamına 1,5 milyon Ermeni öldürülmüş.
Orhan Pamuk daha insaflı...
İlaveten 30 bin Kürt'ün katledildiğini söyleyen Pamuk bu rakamı 1 milyonda sabitlemişti.
Washington Post gazetesi bir kıyak daha geçmiş, listenin başına Türkiye'yi yerleştirmiş. Tabii ki, gazeteyi yayına hazırlayan eşhas, sözkonusu kıyımın İttihat Terakki yönetiminde gerçekleştiğini, kıyım emri verdiği iddia edilenlerin "Divan-ı Örfi Mahkemesi"nde yargılanıp idam edildiklerini ya bilmiyor, ya da bilmek işlerine gelmiyor.
Bu olaydan Türkiye'yi sorumlu tutanların, doğal olarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin İttihat ve Terakki'yle ödeştikten sonra kurulduğunu, dolayısıyla bir "red temeli" üzerinde oturduğunu görmek de işlerine gelmeyecek.
Evet, oldu tatsız bir hadise. İki taraftan da yığınla insan öldü. Keşke olmasaydı.
Meraklıları, bir de hadisenin İngiltere, dolayısıyla "İntelligence Service" boyutuna bir göz atsınlar... Bakalım ne görünecek? Bakalım, Türkiye'de olup bitenler, Endonezya'da, Dominik'te, Kamboçya'da, hatta bazı Orta Afrika ülkelerinde yaşanan "tatsız olaylar"dan farklı bir manipülasyonun ürünü mü?
Washington Post gazetesi, ayrıca, Nazi Almanyasındaki Yahudi soykırımı ile Kamboçya, Bosna ve Ruanda'daki katliamları da bir şekilde listeye dahil etmiş. Fakat, dediğim gibi, ilk sırada Türkiye yer alıyor.
Listeyi hazırlayan ekip, ABD'deki "Holokost Anma Müzesi"ne bağlı "Vicdan Komitesi"nin verilerini baz almış.
Bu kadar vicdanlı "insansever" insanı birarada gör de, rahmetli Cemil Meriç'i hatırlama. Üstad, marksizmden egzistansiyalizme, sözünü dinletmek isteyen her felsefenin (her doktrinin, her düşüncenin, her medeniyet projesinin) kendini "insanseverlik kaftanı"na bürümek zorunda hissettiğini anlattıktan sonra şöyle diyordu:
"Batının vicdanı olmaz... Hümanizm de bir kelime değil, bir bukalemun... Bir kavram değil, bir kılıf..."
Neyin mi kılıfı?
Elbette sömürgeciliğin, dünya savaşlarının, nükleer cinayetlerin...
Benim aklıma da, nasıl olduysa insansever "Vicdan Komitesi"nin gözünden kaçmış başka toplu cinayetleri geliyor.
Herhangi bir listede yer almadığı için sıralıyorum:
Bir büyük ülke, hadi adını da verelim, Amerika Birleşik Devletleri, 1898'de Meksika'yı ve Küba'yı, 1921'de Nikaragua'yı işgal etti, geride onbinlerce ölü bıraktı. 1945'te Japonya'nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine "atom bombası" atarak 250 bin kişiyi öldürdü. 1955'te Endonezya, Laos ve Kamboçya'da çok sayıda kanlı operasyon düzenledi. 1956-59'da Küba'da 60.000 kişiyi katletti. 1965'te Suharto'yla işbirliği yaparak 1 milyondan fazla Endonezyalı'yı yok etti. Aynı yıl katil paraşütçülerini gönderip 10 bin Dominikliyi öldürdü. 1975'te Güney Asya'dan çekildiğinde, Vietnam'da 4 milyon, Kamboçya ve Laos'ta 1 milyon ceset bıraktı. 1973'te Şili'de düzenlediği darbe ile binlerce kişiyi katletti. Faşist generallerle işbirliği yaparak 30 bin Arjantinli'yi öldürdü.
1983'teki Lübnan ve Grenada, 1986'da Libya, 1989'da Panama, 2001'de Afganistan, 1991 ve 2002'de Irak...
Yıkılmış kentler, açlığa terkedilmiş çocuklar, milyonlarca ölü beden...
Bu listeye, Amerika'nın en saygın tarihçilerinden David E. Stannard yazdığı kitabı da ekleyebilirsiniz. "Amerika'nın Soykırım Tarihi" (Gelenek Yayınları) başlığıyla Türkçe'ye çevrilen kitabında Stannard, milyonlarca Kızılderili'nin başına gelenleri anlatıyor.
Bütün bunlar "Holokost Anma Müzesi"nde bir standı haketmiyor mu?
 

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...