|

Örtülü
/ Örtüsüz
Yusuf Kaplan / 09.03.2005 / Yeni Şafak
İngiltere'de
çarşafın serbest bırakılmasını, Anglo-saksonların laiklik anlayışındaki
liberalizmle ("light"lıkla) açıklayabilir miyiz? Elbette ki, evet.
Ancak bu, meselenin görünen ve ilk bakışta görülen yüzüdür; arızî
yönüdür. Meselenin bir de görünmeyen, örtülen, örtük kalması istenen
asıl yönü, aslî yüzü var; ki bu, İngilizlerin, ne denli hinoğlu hin
olduklarını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Peki, İngilizlerin hinoğlu hinliği, cinoğlu cinliği bu işin neresinde
gizli? Şu soru da çok anlamsız değil: Biz, üstelik de kahir ekseriyeti
müslüman olan bir ülkede başörtüsünün nasıl özgürleştirileceği konusunda
akla karayı seçen bir mücadele verirken, İngiltere'de, gayr-ı Müslim bir
ülkede başörtüsünün, üstelik de çarşaf formunda serbest bırakılmasını
alkışlamak, takdirle karşılamak gerekmiyor mu? Burada da bir oyun var
yani?
Eğer imaj çağında yaşamıyor ve "medeniyetler arasındaki çatışma"nın
öncelikli olarak medya üzerinden yürütüldüğünü, medyanın bir savaş ve
propaganda makinesi gibi kullanıldığını görmüyor olsaydık, belki,
İngilizlerin bu tavrını olumlu bulabilir, hatta takdirle
karşılayabilirdik.
Ama artık çağımızda, varoluş ve hâkimiyet savaşları medya üzerinde ve
medya üzerinden yürütüldüğü için, İngilizlerin çarşafı serbest
bırakmalarını takdirle karşılayabilmemiz biraz güçleşiyor. İşin içinde
güç / iktidar ilişkileri olduğu için güçleşiyor bu iş.
Karşımızda, İngilizler gibi diplomasi, dolayısıyla "ikiyüzlülük dehası"
bir millet olduğunu gözardı edemeyiz.
Bu iki temel gerçeği göz önünde bulundurarak, İngilizlerin çarşafı
serbest bırakma girişimlerinin zamanlamasının nasıl İngilizlerin bir
taşla en az birkaç kuş vurma, "kaz gelecek yerden tavuk esirgememe"
becerisi gösterdiklerini teslim etmeliyiz, diyorum.
Zamanlamaya bakın: Fransa, Almanya, Hollanda gibi Avrupa'nın ağır
topları sayılabilecek ülkelerinde başörtüsü art arda yasaklanıyor.
Amerika, 11 Eylül numarasıyla İslâm dünyasını adım adım işgal ederek,
İslâmî söylemleri boğacak, İslâm dünyasının İslâm ekseninde ortak
bölgesel ve küresel projeler geliştirmelerini, gerçek anlamda ekonomik
ve siyasal bağımsızlıklarını kazanmalarını ve güçlenmelerini sağlayacak
girişimleri şimdiden kontrol altına almak, engellemek istiyor.
Tam böyle bir zaman diliminde İngilizlerin başörtüsünü serbest
bırakmaları, İngilizlerin, hem Amerika'ya, hem de Avrupa Birliği'nin
ağır toplarına karşı, sonuçları uzun vadede alınabilecek bir siyâsî ve
ekonomik başarı elde etmelerini sağlayacaktır: Bu, İslâm'ın tehdit
olarak konumlandırıldığı 11 Eylül tezgâhından sonra Avrupa ve Amerika
ile ekonomik ilişkilerini gözden geçirmek zorunda kalan İslâm dünyasının,
özellikle de Arapların İngilizlere büyük sempati beslemeleri için
yeterlidir. Bu iş sadece sempati boyutunda kalmayacak, 11 Eylül'den
sonra Amerika'dan kaçacak yer arayan Arap sermayesinin Newyork'tan
Londra'ya akmasına ve aktarılmasına yol açacaktır.
Çatışmacı Batı uygarlığı, dün olduğu gibi yarın da ancak türlü
çatışmalar ile varlığını sürdürmeye çalışıyor. İngilizler, bu çatışmadan
yine en kârlı aktör olarak çıkmanın oyunlarını sahneye koyuyorlar.
Üstelik bu kez, müslümanların en önemli ve en güçlü varoluş
sembollerinden biri olan başörtüsü üzerinden bu oyunu tezgâhlıyorlar.
İngilizlerin nasıl "ayartıcı" bir "sarraf" olduklarını, başörtüsünü
hegemonik güç mücadelelerini örtmeye yarayacak kadar ustalıklı bir
çarşaf oyunu oynamalarından anlayabiliriz.
İyi de, bu arada, bu ülkedeki başörtüsü mücadelesi ve meselesi ne olacak?
Bu sorunun cevabını Türkiye'nin yarı resmî El-Ahram’ı gibi yayın yapan
Hürriyet gazetesinin birkaç haftadır yaptığı ve kampanyaya dönüştürmeye
çalıştığı işlere bakarak verebiliriz: Hürriyet gazetesi, başörtüsü örtme
hürriyetini yok ederek, bunu da toplumu buna alıştırarak, "bakın filan
hanımefendi başını nasıl açmış!", veya "filan beyefendinin eşi, nasıl
eşi görülmemiş, şapka kaldırılacak ve giydirilecek işler yapıyor; görün
ve ibret alın!" dedirterek yapmaya çalışıyor.
Örtü üzerinde mutabakat, başörtüsü meselesinin üzeri böylelikle
örtülerek sağlanacak galiba!
Görüyorsunuz, bu dünya ne kadar tuhaf, değil mi? Biri (İngilizler) örtü
üzerinden örtülü bir kazanç elde etmeye çalışırken, bir diğeri, yani
bizimkisi, örtülüleri örtüsüzlüğe alıştırarak, bu düzenin devam etmesini
sağlamaya çalışıyor!
Gözümüzü dört açalım ve örtümüzün üzerini tuhaf numaralarla
örttürmeyelim vesselam, diyorum.
|