|

Kırgızistan’da Neler Oluyor?
Kırgızistan’da devlet başkanı Asker Akayev’in iktidardan
düşmesiyle neticelenen olaylar, SSCB’nin dağılmasından sonra ortaya
çıkan cumhuriyetlerde bir takım yeni gelişmeleri tetikleyecek gibi
görünüyor. Olayların başlangıcı, seyri ve sonucuna bakıldığında,
‘tertip’ olduğu aşikar olan gelişmeleri, küresel siyasetteki
yeri açısından değerlendirmek önem arz ediyor.
Bilindiği gibi, SSCB’nin dağılması, sürdürülebilir bir
siyaset olmaktan çıkmış olan Soğuk Savaş’ın resmen bittiği anlamına
geliyordu. Soğuk savaş dönemi kavramları ve kurumlarının, artık yeni
dünyada yeri olmayacaktı. Örneğin NATO, Kuzey Atlantik bölgesiyle
sınırlı bir savunma örgütü olmaktan çıkacak, yeri ‘görev’ler
üstelenecekti. Tıpkı bunun gibi, SSCB’nin bakiyesi olan ülkeler de,
resmen cumhuriyet adını alacaklar, ancak yeni ‘geçiş’ döneminde Rusya
ile olan ilişkilerini belirli bir dengede yürüteceklerdi. Bağımsız
Devletler Topluluğu, bu dengeyi korumak için ihdas edildi ve görevini bu
dönem boyunca layıkıyla ifa etti.
Ancak, bu dönemin bir ‘geçiş’ süreci olduğunu hatırlardan
çıkmamalıdır. Çünkü küresel siyaset açısından, SSCB’den kopan ülkelerin,
Rusya ‘nüfuz alanı’ içinde kalması önemliydi. ABD, bu konuda, Rusya ile,
bir anlamda, ‘zımnen’ anlaşmıştı. Böylece bu ülkelerin, başka iktidar
alanlarının etkisi altına girme riski önlenmiş olacaktı. Rusya, bu
fonksiyonu gördüğü için de, ABD’nin ekonomik yardımlarına mahzar
olacaktı.
Fakat son yıllarda, artık bu geçiş döneminin bir şekilde sona ermekte
olduğuna dair açık işaretler alınmaya başlandı. Önce Gürcistan ardından
da Ukrayna’da gerçekleşen ‘Kadife Devrimler’, bunun ilk işaretlerini
vermişti. Özellikle Ukrayna’daki olaylar, küresel sistemin, bu konudaki
‘iradesi’ni göstermesi açısından önemliydi. Çünkü ABD’nin desteklediği
Victor Yuşçenko, ilk seçimlerde kaybettiği açıklanmasına rağmen,
seçimler yeniletilerek, devlet başkanı seçilmişti. Gürcistan’da
Sevardnadze’nin devrilişi de, benzeri bir süreç sonucunda
ger-çekleşmişti.
Kırgızistan’da ise, çoktan beridir, bu sürecin devamı
olarak bir takım gelişmelerin olması bekleniyordu. Özellikle 27
Şubat’taki Parlamento seçimleri, önemli bir dönemeç noktasını teşkil
edecekti. Eğer bu seçimlerde olmazsa, Ekim’de yapılacak Devlet
Başkanlığı seçimlerinde, eski başbakan Kurmanbek Bakiyev ve eski
dışişleri bakanları Roza Otunbayeva’nın başını çektiği muhalefetin ciddi
bir çıkış gerçekleştireceği bekleniyordu. Ancak artan yolsuzluklar;
parlamento seçimlerinin Akayev’in ‘aile meselesi’ne dönüştürülmesi,
Akayev’in baldızı, kızı ve oğlu’nun aday gösterilmesi, bir süre önce
Milli Olimpiyat Komitesi başkanlığına getirilen damadının ülke
ekonomisinin belirli alanlarını kontrolünde tutması, Başbakan Tanayev’in
oğlu ve Cumhurbaşkanlığı İdaresi Başkanı’nın kayınpederi ve diğer
akrabaların da seçimlere katılması, muhalefetinin sesinin daha gür
çıkmasına neden oldu. Ortamı iyi değerlendiren Bakiyev, bin kişilik bir
isyancı grubun gerçekleştirdiği ‘kadife devrim’ ile yönetimi ele
geçirdi. Yeni yönetim, klasik bir taktik deneyerek, seçimlerin kısa
zamanda -Haziran’da- yapılacağı taahhüdünde bulundu.
Bu arada, Kırgızistan’daki bu gelişmenin diğer Ortaasya
ülkelerine de sıçrama ihtimali olduğunu görmek gerekmektedir. Zira bu
sürecin küresel bağ-lantıları vardır ve süreci belirleyen etken de bu
küresel güçlerdir. Burada, eski SSCB bakiyesi ülkelerin, ABD’nin kurmaya
çalıştığı Yeni Dünya Düzeni’ne eklemlenmesi amacı belirleyici
olmaktadır. Bu ülke-ler, yeni düzenin hatlarının netleşeceği süreye
kadar Rusya’nın nüfuz alanında kaldı; fakat artık yavaş yavaş küresel
sisteme eklemlenmesi gerekiyordu. Ayrıca bu sürecin, BOP projesi ile
ilgisini de görmek gerekmektedir. Ortadoğu’nun yeniden dizaynı amacını
deklare etmiş olan Amerika’nın, kuzeyde, ‘istikrarlı’ bölgeler
oluşturmak istemesi gayet doğaldır. Kırgızistan’daki son gelişmeleri de
bu zaviyeden görmek yararlı olacaktır. |