Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 316 | Nisan  2005

                   

 

 


Kırgızistan’da Neler Oluyor?

Kırgızistan’da devlet başkanı Asker Akayev’in iktidardan düşmesiyle neticelenen olaylar, SSCB’nin dağılmasından sonra ortaya çıkan cumhuriyetlerde bir takım yeni gelişmeleri tetikleyecek gibi görünüyor. Olayların başlangıcı, seyri ve sonucuna bakıldığında, ‘tertip’ olduğu aşikar olan gelişmeleri, küresel siyasetteki yeri açısından değerlendirmek önem arz ediyor.

Bilindiği gibi, SSCB’nin dağılması, sürdürülebilir bir siyaset olmaktan çıkmış olan Soğuk Savaş’ın resmen bittiği anlamına geliyordu. Soğuk savaş dönemi kavramları ve kurumlarının, artık yeni dünyada yeri olmayacaktı. Örneğin NATO, Kuzey Atlantik bölgesiyle sınırlı bir savunma örgütü olmaktan çıkacak, yeri ‘görev’ler üstelenecekti. Tıpkı bunun gibi, SSCB’nin bakiyesi olan ülkeler de, resmen cumhuriyet adını alacaklar, ancak yeni ‘geçiş’ döneminde Rusya ile olan ilişkilerini belirli bir dengede yürüteceklerdi. Bağımsız Devletler Topluluğu, bu dengeyi korumak için ihdas edildi ve görevini bu dönem boyunca layıkıyla ifa etti.

Ancak, bu dönemin bir ‘geçiş’ süreci olduğunu hatırlardan çıkmamalıdır. Çünkü küresel siyaset açısından, SSCB’den kopan ülkelerin, Rusya ‘nüfuz alanı’ içinde kalması önemliydi. ABD, bu konuda, Rusya ile, bir anlamda, ‘zımnen’ anlaşmıştı. Böylece bu ülkelerin, başka iktidar alanlarının etkisi altına girme riski önlenmiş olacaktı. Rusya, bu fonksiyonu gördüğü için de, ABD’nin ekonomik yardımlarına mahzar olacaktı.
Fakat son yıllarda, artık bu geçiş döneminin bir şekilde sona ermekte olduğuna dair açık işaretler alınmaya başlandı. Önce Gürcistan ardından da Ukrayna’da gerçekleşen ‘Kadife Devrimler’, bunun ilk işaretlerini vermişti. Özellikle Ukrayna’daki olaylar, küresel sistemin, bu konudaki ‘iradesi’ni göstermesi açısından önemliydi. Çünkü ABD’nin desteklediği Victor Yuşçenko, ilk seçimlerde kaybettiği açıklanmasına rağmen, seçimler yeniletilerek, devlet başkanı seçilmişti. Gürcistan’da Sevardnadze’nin devrilişi de, benzeri bir süreç sonucunda ger-çekleşmişti.

Kırgızistan’da ise, çoktan beridir, bu sürecin devamı olarak bir takım gelişmelerin olması bekleniyordu. Özellikle 27 Şubat’taki Parlamento seçimleri, önemli bir dönemeç noktasını teşkil edecekti. Eğer bu seçimlerde olmazsa, Ekim’de yapılacak Devlet Başkanlığı seçimlerinde, eski başbakan Kurmanbek Bakiyev ve eski dışişleri bakanları Roza Otunbayeva’nın başını çektiği muhalefetin ciddi bir çıkış gerçekleştireceği bekleniyordu. Ancak artan yolsuzluklar; parlamento seçimlerinin Akayev’in ‘aile meselesi’ne dönüştürülmesi, Akayev’in baldızı, kızı ve oğlu’nun aday gösterilmesi, bir süre önce Milli Olimpiyat Komitesi başkanlığına getirilen damadının ülke   ekonomisinin belirli alanlarını kontrolünde tutması, Başbakan Tanayev’in oğlu ve Cumhurbaşkanlığı İdaresi Başkanı’nın kayınpederi ve diğer akrabaların da seçimlere katılması, muhalefetinin sesinin daha gür çıkmasına neden oldu. Ortamı iyi değerlendiren Bakiyev, bin kişilik bir isyancı grubun gerçekleştirdiği ‘kadife devrim’ ile yönetimi ele geçirdi. Yeni yönetim, klasik bir taktik deneyerek, seçimlerin kısa zamanda -Haziran’da- yapılacağı taahhüdünde bulundu.      

Bu arada, Kırgızistan’daki bu gelişmenin diğer Ortaasya ülkelerine de sıçrama ihtimali olduğunu görmek gerekmektedir. Zira bu sürecin küresel bağ-lantıları vardır ve süreci belirleyen etken de bu küresel güçlerdir. Burada, eski SSCB bakiyesi ülkelerin, ABD’nin kurmaya çalıştığı Yeni Dünya Düzeni’ne eklemlenmesi amacı belirleyici olmaktadır. Bu ülke-ler, yeni düzenin hatlarının netleşeceği süreye kadar Rusya’nın nüfuz alanında kaldı; fakat artık yavaş yavaş küresel sisteme eklemlenmesi gerekiyordu. Ayrıca bu sürecin, BOP projesi ile ilgisini de görmek gerekmektedir. Ortadoğu’nun yeniden dizaynı amacını deklare etmiş olan Amerika’nın, kuzeyde, ‘istikrarlı’ bölgeler oluşturmak istemesi gayet doğaldır. Kırgızistan’daki son gelişmeleri de bu zaviyeden görmek yararlı olacaktır.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...