|

AKP, NEREYE KOŞUYOR?
Son birkaç aydır farklı kesimlerde AKP’ye yönelik
eleştirilerden yola çıkarak, AKP’nin, küresel siyasetin desteğini
yitirdiğine dair bir çıkarımda bulunmak doğru mudur? Geçtiğimiz sayıda
da ifade ettiğimiz üzere, böylesi bir çıkarımda bulunmak için henüz
erkendir. Çünkü ülkedeki siyasal ve ekonomik dengeler buna müsait
değildir. Bunun yerine, olan - biteni, bir ‘hazırlık’ veya ‘zemin
yoklama’ çabası olarak görmek daha doğrudur. Şurası kesindir ki, AKP,
geçen iki buçuk yıl zarfında, IMF politikaları ve Türkiye’nin siyasetini
yeniden şekillendirme çabaları doğrultusunda üzerine düşen görevi
yapmıştır. Küresel güç bloğu ve onun yerel uzantıları, bu görevin
layıkıyla yapıldığına dair bir kanaat sahibi olduklarında, görevi icra
edenlere bir takım mesajlar göndermek isterler. Bunu geçtiğimiz iki
buçuk yıl içinde yapmaları gerekmiyordu; zira bu tür bir ‘uyarı’nın, en
azından, olumsuz ‘psikolojik’ etkileri olabilirdi. Fakat görevin bir
biçimde yerine getirildiğine dair işaretler alındığında, bu kez, güç
blokları, asıl gücün kendilerinde olduğunu göstermek adına bazı
atraksiyonlarda bulunurlar. Böylece, bir anlamda, ihaleyi almış olan
müteahhide, ‘sınırları’ hatırlatılmış olur. Bu, müteahhidin, belirlenen
sınırları aşmak istediği için veya böylesi bir risk olduğuna dair
emareler gösterdiği için yapılmaz; sadece ve sadece, gücün asli
sahiplerinin mevkilerini bir kez daha ele güne karşı gösterme
isteklerini yansıtır. Küresel sistemin işleyişine bakıl-dığında,
sözde-bağımsız ülkelerin gerçek pozisyonlarını bu perspektiften görmek
mümkündür.
Bu açıdan bakıldığında, AKP, görevi ne kadar layıkıyla yerine getirirse
getirsin, süreci tayin eden güç olmadığı için, bir şekilde iktidarını
yitirecektir. Ancak bu-nun zamanı, şartlara bağlıdır. Belki bir dönem
daha iktidarını koruyabilecektir. Fakat bu dahi, bu asli gerçeği
değiştirmez. İşte son dönemde, AKP’ye yöneltilen ve kimi zaman sertleşen
eleştirileri bu noktadan değerlendirmek mümkündür. AKP’den kopan
milletvekilleri üzerinden yeni bir siyaset dizay-nına gidildiği sonucunu
çıkarmak için de henüz erkendir. Zira benzer yönde kopmalar CHP
tarafında da olmaktadır. Bütün bunlar, bir nevi ‘ilk denemeler’
kabilindendir ve hazırlık faaliyetleri olarak görülebilir. Pek çoğundan
netice alınmaması da mümkündür. Çünkü küresel siyasete yön verenler,
‘dengeler’ konusunda çok hassastır; bunların bozulması, daha başka
çıkarlarına zarar vereceği için, küçük bazı çıkarları, bunlara
değişmezler. Ancak küçük çıkarların zaman içinde ‘büyümesi’ durumunda,
küresel güç, bunu değerlendirir ve yeni bir dizayn faaliyetine
girişebilir. Ancak, yakın dönemde böylesi bir çabanın olacağına dair
açık işaretler yoktur.
Bu arada AKP’nin de, bu yöndeki gelişmeleri dikkate alarak, bir anlamda,
yeni gelişmelerin önünü kesmeye yönelik bazı tedbirler alması mümkündür.
Siyasi partiler kanununda yapılan ve yeni oluşumların önünü almaya
yönelik değişiklik bunun bir örneğidir. Ayrıca AKP’nin söyleminin
‘popülist’ bir tona doğru kayma eğilimini de bu bağlamda değerlendirmek
mümkündür. Ancak tüm bu gelişmeleri, mevcut siyasi dengelerde ciddi bir
değişiklik olabileceğine hamletmek isabetli değildir. |