Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 313 | Aralık  2005

                   

 

 


Beyazıt Kulesi Başı

Örtülülere Kapalı

Mehmet Şeker / 02.12.2004 / Yeni Şafak

İstanbul Üniversitesi bahçesi içinde yer alan Beyazıt Kulesi, itfaiye teşkilatına devredildi; haberiniz olmuştur.        

Şu günlerde kulenin turizme açılması planlanıyor; bunu da duymuşsunuzdur.

Peki ya şu husus kulağınıza geldi mi?..      
Eşsiz İstanbul manzarasını görmek isteyen yerli ve yabancı turistlere hizmet verilmesi düşünülürken, bir yerden -galiba rektörlük dolaylarından- itiraz yükseldi.

Sakıncalıymış.
Sebep derseniz...    
Başörtülüler de gelebilirmiş! 
Vay canına, hiç düşünmemiştik!     
Adam haklı.

Başı kapalı yerli ve yabancı turistler de kuleyi ziyaret etmek isterse, laikliğimiz zedelenmiş olmaz mı?  
Gözünüzün önüne bir getirin; örtülü kadınlar kızlar, kule merdivenlerini tırmanıp balkonundan etrafı seyredecekler.        
Süleymaniye, Haliç, Eyüp, Galata Köprüsü, Galata Kulesi, Boğaz, Marmara, Adalar, Sirkeci, Üsküdar, Çamlıca, Kadıköy, Sarayburnu, Ayasofya, Sultanahmet, Aksaray, Fatih velhasıl her taraf ayaklarının altında. 
Tam bir şehir panoraması.   
Hele denizdeki tekneler, gemiler, havada uçuşan martılar... Maazallah gelip geçen yahut Ahırkapı açıklarında demirleyen gemilerden etrafı seyredenler de kuledekileri görürlerse!..

Mâlûm, gemilerin çoğu yabancı.     
Adamlar bir bakar ki başı kapalı kadınlar kızlar, kuleye çıkmış şehri seyrediyor...
Sonra bizim imajımız ne olur onların gözünde, değil       mi ama?

Bunca yıldır başörtüsüne karşı yaptığımız şanlı mücadelemiz, bir anda silinip gitmiş olmaz mı? 

Zaten çoğu Avrupalı bizim sokaklarımızda develerin dolaştığını, kadınların çarşafla, erkeklerin de şalvarla dolaştığını sanıyor!  Biz bu imajı silip, ne kadar çağdaş, ne kadar batılı olduğumuzu gösterene kadar göbeğimiz çatladı!

Bütün çabamız bir kalemde yerle yeksan mı olsun? İmajımızı, laikliğimizi kesinlikle korumalı, mücadelemize devam etmeliyiz.

Turizm murizm ayağıyla başı kapalıları İstanbul'un göbeğindeki Beyazıt Kulesi'ne çıkartamayız!
Bugün kuleye çıkan, yarın Çankaya'ya da çıkmak isteyebilir. Tedbiri elden bırakmaya gelmez.  Merkezi iyi korumak için, çevredeki hattı güçlü savunmak zorundayız. 

Bakın laf buraya yuvarlanınca, akla neler geliyor?  Çankaya'daki Atakule'ye, İstanbul'daki Galata Kulesi'ne de başı örtülüleri çıkarmamak lazım aslında.   

Kuzum, nedir bu kule merakı?        
Şart mıdır başı kapalıların manzara seyretmesi?     Otursunlar evlerinde!        
Diğ mi efenim?

Şehrin manzarasını çok merak eden, camilerin minaresine çıkıp seyretsin!       
Görüyorsunuz, ne güzel çözümler üretebiliyoruz.   Başı açıklar isterse Beyazıt Kulesi'ne, kapalı olanlar da minarelerin şerefesine.

Haydi şerefe!..        
Şu işe bakın ki bugün burada size "angut" denen kuştan bahsetmeyi düşünüyordum, fakat araya bu konu girdi.

Artık anguttan başka bir zaman bahsederiz.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...