BOP’dan AB Sürecine
Akif Emre / 02.12.2004 / Yeni Şafak
BOP'un ne olduğun anlamak için onun 'nelerden ibaret olmadığı'nı
kavramamız gerekiyor. Çünkü BOP'un gerçekte neyi hedeflediğini
kavramadan ona karşı ne mücadele edilebilir ne de tedbir
geliştirilebilir.
Amerika'nın her geçen gün kan ve gözyaşıyla yoğurduğu Ortadoğu'da
yaşattığı acılar, gittikçe kendini de içine çeken bir bataklığa
dönüşüyor. Amerika'nın hegomonik konu-munu sürdürmek uğruna
Ortadoğu'daki varlığı; ister is-temez askeri, ekonomik çıkar hesaplarına
yoğunlaşmayı beraberinde getiriyor. Kendi toplumuna yabancılaşmış,
muhacir entellektüel seçkinlerin dışında hiç kimse Ameri-ka'nın
bölgedeki yağma ve işgale dayanan etkinliğini alkışlamıyor.
Amerikan işgalini alkışlayan zihniyetle Amerikan yapımı BOP arasında
birebir ilişki kurmadan bu projenin tam olarak neyi kapsadığını kavramak
mümkün değil. Kendi kültürel coğrafyasıyla hiçbir aidiyeti olmayan,
insani duygularla bile yaşanan vahşete karşı çıkmayan, ortalıkta dolaşan
yaldızlı lafların sözcülerinin zihniyet dünyası ile BOP'un hedefi
arasında zorunlu ilişkiye dikkat çekmek gerektiğini düşünüyorum.
Amerika'nın terörle mücadele adına yürüttüğü stratejinin sonuçta küresel
kapitalizmin geldiği yeni aşamadan bağımsız olmadığı, temelde küresel
kapitalizmin yeni evresi için gerekli bir operasyon olarak
tasarlandığını herkes biliyor. Askeri operasyonların temelde
imparatorluğa dönüşen Amerikanın önümüzdeki 30-40 için planlandığın
söylemek için çok ileri görüşlü falan olmaya da gerek yok.
Son zamanlarda basında da sık sık yer almaya başlayan Amerikan kaynaklı
doğrudan İslam dinini hedef alan haberler BOP'un nelerden ibaret
olmadığı konusuna yoğunlaşmamızı gerektiriyor. Küresel terörle savaş adı
altında 'küresel kapitalizmin haçlı seferi'ne dönüştürülen bu projenin
gözardı edilen boyutuna karşı bir bilinç geliştirmek gerekiyor. Burada
sürekli vurguladığımız gibi: BOP her şeyden önce bir zihniyet dönüşümü
projesidir. İslam dünyasının din anlayışını, medeniyet bilincini
dönüştürmeden ne askeri ne de ekonomik kuşatmanın mümkün olmayacağını en
iyi ırakta yaşananlar göstermektedir.
İslam âleminin küresel kapitalizmin yağma sofrası haline getirilmesi
için ekonominin dini-imanı olduğuna dair inancından, israf, faiz gibi
tüketim toplumunun temel ihtiyaçlarını reddeden anlayış ve
sosyo-ekonomik ilişki biçimlerinin, hasılı din anlayışının
dönüştürülmesi gerekmektedir.
Bu ise, modern Batı kapitalizmine gerçek anlamda direnen alternatif bir
medeniyet perspektif sunma iddiasındaki Müslümanların zihniyet
dünyasında çözülme gerçekleş-meden mümkün olmayacaktır. Kendi
medeniyetine güveni kalmayan toplumlar ne işgale karşı direnebilir ne de
sömürgeleştikleştiklerinin farkına varabilirler. Zira kölelik her zaman
zorla olmaz; çoğu kez kendilerinin köle, efendilerin efendi olarak
doğduğunu inanırlar.
BOP, bu anlamda İslam dünyasının kültürel kodlarını, zihniyet dünyasını
dönüştürmeyi amaçlayan bir projedir. Müslümanlarındin algısını, bundan
neşet eden medeniyetle ilişkileri dönüştürülmeden/koparılmadan ne askeri
operasyonlar kalıcı olabilir ne de küresel kapitalizme uygun bir toplum
oluşturulabilir.
Türkiye'ye İslam dünyasında bu anlamda rol biçilmek istemesi projenin
kapsamı hakkında yeterince fikir veriyor. BOP'un zihniyet dönüşümüyle
ilgili boyutu, Türkiye'nin AB'ye icbar edilmesinden bağımsız değildir.
BOP'a karşı AB'nin alternatif olarak gösterilmesinin bazı stratejik
gerekçelerle savunulmasını bir noktaya kadar anlamak belki mümkün; ama
zihniyet dönüşümü anlamında aynı stratejiden, Türkiye'nin Batı ile
ilişkilerinden bağımsız düşünülemez. Zamanlama olarak BOP ile AB
sürecinin paralel işlemesi tesadüf değildir.