|

Şeytan
İmparatorluğu ve İran’a Saldırı Planı...
İbrahim Karagül / 25.01.2005 / Yeni
Şafak
Seymour Hers’ün The New Yorker dergisinde yayınlanan,
ABD’nin İran’a saldırıya hazırlandığına ilişkin yazısı, George Bush’un
yemin töreninde yaptığı konuşmaya farklı bir anlam kazandırdı. Satır
aralarında ABD’nin 2005 yılında neler planladığına dair şifreler arandı.
Oysa Bush, 11 Eylül 2001’den sonra her vesile ile dile getirdiği
sözlerini tekrar etti. Yeni bir şey yoktu. Bir “Şeytan İmparatorluğu”na
doğru ilerleyen hegemonya arzuları, “yaz bizdensin ya da düşman”
dayatması, Haçlı Savaşı, kıyamet senaryoları, Mesihlik iddiaları,
Armegeddon hazırlığı ve Anglo-Sakson faşizmi her konuşmada öne çıktı.
Sadece Bush’un konuşmalarında değil, Afganistan ve Irak
işgalinden demokrasi ihracına, özgürlük palavrasından Ebu Gureyb ve
Guantanamo’ya, gizli işkence merkezlerin-den terörle savaşa, Irak’ta iç
savaş senaryosundan Şii-Sünni krizine, İran ve Suriye’ye saldırı
planlarından İslam’ı Batı’nın hazmedebileceği bir forma sokma
politikalarına kadar ABD’nin her söyleminde ve eyleminde aynı
işaretleri, aynı hedefleri, aynı zihinsel hastalığı görüyoruz.
ABD ve İsrail İran’a saldırır mı? saldırır. ABD ve
İsrail Suriye’ye saldırır mı? saldırır. ABD Irak’ta iç savaş çıkarmak
istiyor mu? istiyor. ABD’nin Türkiye ile ilgili de hesapları var mı?
var. ABD Şii-Sünni savaşı çıkarmak istiyor mu? Evet, istiyor. ABD
Kafkaslar’da, Orta Afrika’da, Güneydoğu Asya’da yeni harita taslakları
üzerinde çalışıyor mu? Evet, çalışıyor. ABD ve İsrail Ortadoğu’yu
yeniden tanzim etmek, sınırları değiştirmek istiyor mu? Evet, istiyor.
ABD Müslüman ülkeleri silahsızlandırıyor mu? Evet, silahsızlandırıyor.
ABD bütün İslam dünyasını kuşatıyor mu? Evet, kuşatıyor. ABD Müslüman
dünyanın zenginliklerine el koyuyor mu? Evet, el koyuyor. ABD
Müslümanlara yeni bir İslam anlayışı dayatıyor mu? Evet, dayatıyor. ABD,
terörle mücadeleyi İslam’la savaş olarak, İslam’ın siyasi gücünün
tasfiyesi olarak görüyor mu? Evet, görüyor. ABD ve İsrail, küresel
savaşı medeniyet savaşı olarak kurguluyor mu? Evet, kurguluyor. Bush ve
çevresi, İslam coğrafyasına yönelik istila stratejisini “Şeytanla savaş”
olarak görüyor mu? Evet, görüyor. Liste uzatılabilir. Her “evet”e cevap
oluşturacak resmi belgeler, ABD yönetimine bağlı think-tank/istihbarat
kuruluşlarının çalışmaları bu köşede yayınlandı.
ABD’nin, ahlaki erdeme ve siyasi olgunluğa göre hareket
ettiğini düşünenler bunların bir çoğuna “evet” demeyecek. Ama böyle bir
Amerika yok. Böyle bir İsrail de yok. ABD’nin siyasi, ekonomik ve askeri
gücü ideolojik bir kadronun elinde. Avrupa sınırına dayanan bir
ideolojik dalga var. Dünya, dini motiflerle süslenmiş bir faşizmin
tehdidi altına giriyor. Irak’ta yaşananlardan sonra ABD’nin İran’a,
Suriye’ye ya da bir başka bölgeye saldıramayacağını düşünenler
yanılıyor. Çünkü makul olana göre düşünüyorlar. Oysa ortada öyle bir
sağduyu yok, yakın zamanda da olmayacak. Bu nedenle 2005 bir önceki yıla
göre çok daha hareketli, çok daha sıcak, çok daha kaotik gelişmelere
sahne olacak.
ABD ve İsrail’in Suriye’ye saldırı planların hem ABD’de
hem de İsrail’de “resmi” ağızlardan çok kez ortaya konuldu. ABD ve
İsrail’in Irak yönetimi ile birlikte Suriye’ye nasıl saldıracağına dair
son senaryo İsrail kaynakları tarafından ortaya atıldı. Suriye’nin
kendini savunmak için silah almasına bile izin verilmiyor.
ABD ile İran arasında Irak’taki Şiiler üzerinden
yürütülen pazarlıklar kimseyi kandırmasın. Bölgeye dönük stratejiler çok
daha uzun vadeli ve geniş kapsamlı. İsrail Başbakan Yardımcısı ve Şimon
Peres bile dün, bütün dünyayı İran’a karşı hareket etmeye çağırdı. Buna
göre Şaron’un neler planladığını düşünün. İsrail ordusu yıllardır bu
saldırı için hazırlık yapıyor. Denizatlılarını bile buna göre yeniden
silahlandırdı. 1981 yılındaki Osirak saldırısından daha sofistike
saldırı planları yapıldı.
Hersh’ün yazısından önce Pentagon kaynaklı çok daha
detaylı bilgiler dünya basınına sızdı. Bu bilgiler 2 ve 23 Aralık
tarihlerinde bu köşede geniş biçimde yer aldı. Atlantic Monthly
dergisinin Aralık sayısında yer alan “Sıradaki İran mı olacak?” başlıklı
on sayalık yazıda Kasım ayında Pentagon’da yapılan bir çalışmadan söz
edildi. Çalışmanın sonuçları dışişleri, savunma, hazine, istihbarat,
ulusal güvenlik, genelkurmay ve adalet bakanlıkları temsilcilerinin
bulunduğu topluluğa takdim edildi. Üç aşamalı bir plan hazırlandı.
Birinci aşamada, rejimin merkez güçlerine yönelik ağır hava saldırıları
ve denizden yapılacak füze saldırıları öngörülüyor. İkinci aşamada,
nükleer çalışma yapılan bölgelerin bombalanması planlanıyor. Üçüncü
aşamada ise iç karışıklıklar çıkartarak rejim değişikliği amaçlanıyor.
Askerlerin Irak, Afganistan ve Azerbaycan’dan İran topraklarına girmesi
planlanıyor.
81 sayfalık simülasyonda haritalar, grafikler, operasyon
planları, operasyon süreleri, fotoğraflar, istihbarat bilgileri ve
istihbarat açıkları, İran’ın askeri kapasitesi, hava savunma füzeleri,
İsrail uçaklarının hangi ülkenin hava sahasını kullanacağı, Azerbaycan
ve Türkiye’de hangi hava üssü ve limanların kullanılacağı, Afganistan,
Azerbaycan, Irak ve Körfez’den hangi birliklerin sevk edileceği gibi
bütün detaylar bulunuyor. Nükleer çalışmaları engellemek için 90 gün,
rejim değişikliği için 60 gün belirlenmiş. Birinci hedef için: Tahran,
İsfahan, Hürremabad ve Drezfel’deki Devrim Muhafızları merkezlerine
yönelik ağır hava ve füze saldırıları (Bir gece). İkinci hedef için:
İran’ın nükleer tesislerine hava ve denizden yapılacak füze saldırıları,
hava saldırıları ve özel operasyonlar (5 gün). Pre-emptive saldırı
olarak: 300 hedef bombalanacak. Hedefler içinde 10 nükleer tesis, 125
destek tesisi, füze savunma sistemleri ve komuta kontrol mekanizmaları
var. Üçüncü hedef için: Geleneksel hava saldırıları, Özel Operasyon
Birlikleri ile konvansiyonel olmayan savaş yöntemi ve kara saldırısı
düzenlenecek, İran içindeki muhalifleri desteklenecek. Özel operasyon
birlikleri Azerbaycan ve Afganistan’dan girecek. Kara saldırısı Irak
üzerinden yapılacak. “90 günlük hazırlık aşaması, 45 günlük hava
saldırısı, 90 günlük kara saldırısı, 90 günlük de istikrar operasyonu”
öngörülmüş. Cheney’nin sözleri önemli. İran’a saldırı planını İsrail
yapıyor. Geniş çaplı işgal belki ertelenecek ancak nükleer tesislere
saldırı “mutlaka” gerçekleşecek.
|