|

Av Lav
Diz Geym!
Ece Temelkuran / 26.01.2005 / Milliyet
Irak
seçimlerinin reklam filmini izlediniz mi? Ben NTV'de tesadüf ettim. Işın
Eliçin sunuyordu haberleri. Önce tanıtım filmi gösterildi. Sonra Işın,
kendini tutamayarak, haklı olarak, ince bir alayla anlattı filmin
içeriğini. Çünkü "reklam" filmi şöyleydi:
Sabah olur. Bu, seçim sabahıdır. İnsanlar evlerinden çıkarlar; önce orta
yaşlı bir amca, sonra işinde gücünde bir esnaf, sonra kendi halinde bir
genç kadın. Sokaklara dökülürler. Derken efendim, aynı esnada kar
maskeli "kötü adam" rolündeki direnişçiler de teker teker sokaklara
çıkarlar. Seçim karşıtı afişler asarlar duvarlara. Ve fakat tam o sırada
mazbut, kendi halinde, masum (!) Irak halkıyla karşılaşırlar aynı
sokakta. Ne olur? Şöyle olur:
Önde Iraklı amca, arkada aydınlık yarınların Irak nüfusu, öylece
durulur. Gerilim artık hat safhadadır. Derken kar maskeliler üç iken,
"aydınlık yarınların Irak halkını" temsilen reklam filminde rol alan
figürasyon üç olur, beş olur, on olur, çoğalır da çoğalır. Filmin, kör
gözüm parmağına kabilinden ana fikri şu:
"Sandıklara gidiniz. Oy atınız. Üç beş çapulcuya pabuç bırakmayınız!
Sokaklarda çoğalınız. Siz direnişçilerden çoksunuz."
Ali Rıza Binboğa'nın sesiyle söylüyoruz:
"Yarınlar, yarınlar, yarınlar bizimdir!"
Texas-Karaman'ın oyunu
NBA basketbol liginin sloganlarındandır:
"I love this game!" Türkçe okunuşuyla "Ay lav diz geym!"; yani, "Bu
oyuna bayılıyorum"!
Ben de bayılıyorum doğrusu. Bizim İç Anadolu Bölgesi'nin muadili
sayılabilecek Texas yöresinin oyunlarına bayılıyorum. (Bush Texas
çıkışlıdır, o bakımdan!) Bu oyunda önce ölü köpek bakışlı bir adam
imparator olmaya soyunur. Dünyayı ele geçirmeye karar verir ve bunu "iyi
sebeplerle" yaptığına tuhaf bir biçimde inanır. Dünya, o ya da bu
sebeple bu deliliğin karşısında duramaz. Adamımız, "Orada bir yerlerde
silahlar var ve beni öldürmeye çalışacaklar" diyerek çıktığı
seferberliğinde kısa süre sonra orada bir yerlerde herhangi bir silah
olmadığını anlar. Gelin görün ki "Hay Allah, silah yokmuş! Ama madem
geldik kalalım bari!" diyerek istila ettiği memleketin üzerine, kendi
evindeymişçesine kurulur. Ne ki "yerliler" bu durumdan rahatsızdır.
Kendinin bütün dünyaya bila ücret sunulmuş bir lütuf olduğuna derinden
inanmış adamımız, durumu asabiyetle karşılar ve çoluk çocuk demeden,
gece-gündüz öldürmeye başlar. Fakat bu küçük Galya köyü bir türlü teslim
olmamaktadır! O vakit son model teknoloji devreye girer ve bir reklam
filmi çekilir:
Iraklılara "örnek Iraklı" gösterilir!
İşte bu oyuna bayılıyorum: İnsanları öldürüp, ülkelerini ele geçirip
sonra da onları, ne yapmalarını gerektiğini gösteren bir reklam filminde
figüran olarak oynatmaya... Bayılıyorum! |