Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 314 | Şubat  2005

                   

 

 


KURULTAY’DAN SONRA CHP


29 Ocak CHP Kurultay’ı, esas itibarıyla neyi yansıtıyor? Olan-biten acaba Baykal’ın bir muhalifini safdışı etme operasyonu mu, yoksa Baykal’ın CHP’den safdışı edilmesi operasyonu mu? Ya da yaşanan gelişmeler, artık miadı dolmuş bir partinin son çırpınışları mı?

Elbetteki son kurultay, bu tür sorulara ilişkin kimi cevapları içinde barındırıyor. Ancak en çok altı çi-zilmesi gereken hususların başında, CHP’nin artık siyaset üretemediği ve bu yüzden sık sık parti içi sorunlar yaşadığıdır. Aslında Baykal, yeniden CHP başkanı seçildikten sonra, partisini seçimlere hazırlarken, yeni bir strateji denemiş ve ‘Anadolu Müslümanlığı’na sempati ile yaklaşan bir tutum benimsemişti. Bu yüzden de ideolojik tavrı baskın olan sol kesimlerden epey sert eleştiriler almıştı. Fakat böylesi bir operasyonun, CHP’nin bünyesine uymadığı/uymayacağı belli olduğu için, kısa süre sonra bu söylemden vazgeçildi. Bunun dışında, klasik sol ya da sosyalist söylemin itibarını yitirmesinden sonra ‘üçüncü yol’ tarzı denemeler de CHP bünyesinde istediği yankıyı bulamadı. Parti, bürokratik/seçkinci görünümünü üzerinden atmayı başaramadı. Koalisyon hükümetinden sonra ortaya çıkan ‘fırsat’ı da değerlendiremedi ve yine halkın desteğine mazhar olamadı. Bütün bunlar açıkça gösteriyordu ki, CHP kadroları, siyaset üretemiyordu. Siyasetin olmadığı yerde ise, klikler, gruplar, kavgalar çıkması doğaldı. Nitekim CHP, son seçimlerden sonra da durulmadı ve Baykal’ın partinin başından ayrılması için alttan alta bir kampanya yürüdü. Çeşitli gruplar, farklı kulvarlarla çalıştılar. Ancak hiçbir grup, diğerlerini de ikna edecek herhangi bir proje üretemediği için, rakip grupların mücadelesi, sağlam bir zemine da-yanmaktan yoksun kaldı. Dolayısıyla, CHP’nin mevcut hal-i pür melali için söylenebilecek en uygun söz, mevcut sıkıntıların, aslen, ideolojik çekicilikten yoksun olmak ve politika üretememekten kaynaklandığı olmalıdır.

Bunun ötesinde, son gelişmelerin ardında, siyasal dengeler açısından bazı hesapların olması elbette mümkündür. Çünkü siyasi rejimlerde, dengelerin aniden değişmesi yerine, değişimin zamana yayılması yönünde bir eğilim vardır. CHP’nin temsil ettiği siyaset kulvarında da, tıpkı Erbakan’dan sonra AKP örneğinde uygulandığı gibi bir değişimi arzulayanlar vardır. Bunları, Türk siyasal yaşamındaki dengeler çerçevesinde düşündüğümüzde, bu tür taleplerin Washington’dan destek gördüğü yönündeki haberleri yadırgamamak gerekir. Her kesim için geçerli olan şey, CHP için niçin geçerli olmasın? Elbette CHP’yi de ‘içerden’ değiştirmek isteyenler, bu yönde bir takım girişimlerde bulunacak ve gerekli adımları atacaklardır. Zamanın birinde, meşhur bir politikacının itiraf ettiği üzere: “bu memlekette iktidara gelmek isteyen herkesin yolu Washington’dan geçer.” Bu, küresel sisteme bağlı bölgesel aktörlerin oynadığı siyaset oyununun bir cilvesidir. Bu kuralı kabul edenler, siyaset sahnesinde önemli rollere talip olabilirler. Sistem-içinde siyaset yapmayı tercih edenler için, bu tür ‘ön şartlar’ hiç haysiyet kırıcı değildir; bilakis ‘erdem’ olarak dahi görülebilir! Hatta meseleyi Kasımpaşa üslubuyla içselleştirenlerin dilinde bu işin “raconu budur.” Bu nedenle Sarıgül’ü Washington desteği yüzünden itham edenler, zamanında farklı bir şey yapıp-yapmadıklarına ya da başından beri, Washington vesayetine karşı durma yönünde bir siyaseti benimseyip-benimsemediklerine bakmalıdırlar.

Baykal’ın az bir farkla seçimleri alması ise, aslında onun istemediği bir netice olmuştur. Zaten bu nedenle, seçimden önce: “kazanamayacağım hiçbir seçime girmem” diyen Sarıgül, seçimden sonra: “mücadele henüz bitmemiştir” şeklinde açıklama yapmıştır. Sarıgül’ün aldığı oylar, Fazilet Partisi’nde Recai Kutan’a karşı, Abdullah Gül’ün aldığı oy nisbetine yakın çıkmıştır. Daha sonra, bu ekibin ikbalinin parladığı da görülmüştür. Sarıgül’ün aldığı oy oranı, gerçekten mücadeleyi bırakmaması için ona bir gerekçe sunmaktadır. Baykal, Sarıgül ve diğer bazı muhalifleri, kısa-vadede partiden ihraç etmeyi düşünse dahi, CHP içinde ciddi anlamda kopmalar olması ihtimali yüksektir. Bu durum, tıpkı Fazilet Partisi örneğinde olduğu gibi mi sonuçlanır, bunu zaman gösterecektir. Ancak Sarıgül’ün aldığı destek, görece yüksektir ve Eylül ayında yapılacak olağan kurultay’a kadar partide suların durulmayacağının ilk işareti olarak değerlendirilebilir.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...