Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 319 | Temmuz  2005

                   

 

 


Nelerle Uğraşıyoruz

Abdurrahim Karakoç / 15.06.2005 / Akit

Komşumuz İran, kendi cumhurbaşkanını seçti..
İran halkı hür iradeyle seçim sandığına gitti ve favori gösterilen Haşimi Rafsancani'yi değil, ismi pek duyulmayan Ahmedinecad'ı göreve getirdi..
İran cephesinden hiçbir itiraz çıkmadı.. Niye çıksın ki, halkın çoğunluğu verdi kararı..
Türk medyası köze basmış maymun misali sıçrayıp fırdönmeye başladı..
Ahmedinecad reform taraftarı değilmiş.. Size ne?
Kadınlar yine çarşaftan kurtulamayacaklarmış.. Vay babam vay!..
Türkiye'de yıllardan beri kadınlara çektirilmedik zulüm kalmadı.. Okullara alınmıyorlar, ihdas edilen "kamusal alan" hürriyet denilen hüma kuşunu sakatlıyormuş, aldırdığınız yok..
Siz sadece açılıp-saçılan, işret meclislerinde gayrimeşru istifade ettiğiniz kadınları mı kadından sayıyorsunuz?
Ötekiler kimin nesi oluyorlar?
Efendim, ABD de İran seçimlerinden rahatsızmış..
Irak'ta dökülen kandan, ırzına geçilen kadınlardan hiç rahatsız oluyor mu ABD?..
Utanmadan bir de İran kadınlarını mı muz gibi soyacaksınız?
Yaz geldi, sahillerimizde anaüryan gezenler, yaşadıkları pislikleri başkalarına da bulaştırmak isteyenler kadın mı, yoksa seks metaı mı?
Paralı zamparalarla sahil kentlerimizi dolduran kadınların yüzde kaçı nikâhlısıyla tatile çıkmıştır? Yüzde kaçı zamparasıyla ser/serip fink atmaktadır?
İran kadınları mı kaldı kendinize benzetemediğiniz?
İran seçimine saygı duymak varken, eleştiride bulunmak, hakarete varan aşağılamalara kalkışmak düpedüz terbiyesizliktir..
Siz zaten Türkiye'de yapılan seçimlerden de huzursuzsunuz.. Yanında yalakalığı şaha kaldırdığınız Başbakan Erdoğan'ı boğmak için aklınızdan geçenleri tahmin etmiyor muyuz? Emine Erdoğan'ın başını örtmesi sizleri çileden çıkarmıyor mu?
AKP iktidar oldu diye hâlâ yas çektiğinizin farkındayız.. Çünkü siz, solculardan başkasına iktidarı yakıştırmazsınız..
İran kendi tercihini yapmıştır.. Gayriye halt etmek düşer ancak..
Hayırlı işaretler:
Sayın Başbakanı ve AKP hükümetini gerektiğinde eleştirdik, gerektirdiğinde destekledik.. Bu sefer canla-başla desteklediğimi açıklamak zorundayım..
Başbakan sayın Erdoğan, ayda 7 milyarcık maaş alan milletvekillerinin; "maaşlarının azlığından, borçlarını ödeyemediklerinden, gelen misafirlerini yedirip-içirmek mecburiyetinde olduklarından" dolayı maaşlarının artırılmasını açıklamış bulunuyor..
Bu bir hayırlı işarettir..
Maaş yetmezliğinden zavallı duruma düşmüş milletvekillerimize değil 7 milyar, 50 milyar feda olsun..
Halkımızdan toplanan vergiler yetmezse yabancı ülkelerden borç alır, milletvekillerimizi sıkıntıdan kurtarırız.. CHP de bu düzeltmeye karşı çıkmaz.. Elbirliği ile milletvekillerimiz yoksulluktan kurtulurlar inşaallah..
Zamanı mı?
Ne bilelim, demek ki zamanı gelmiş.. "Kabul edenler?" sorusuna kalkmayacak el çıkmaz..
Aklınıza hemen asgari ücretliler, emekliler gelmesin.. Onların aldıkları paralardan bir miktar indirim yaparak milletvekillerimizi sevindirirsek ne mutlu..
Adil olur mu, derseniz, bırakın adaleti.. İşte size bir fıkra:
Bağdat'a yeni bir vali tayin edilmiş.. Vali bey bir ferman yayınlıyor: "Rüştünü ispat etmiş hiçbir kadın-erkek dul ve bekâr yaşamayacak. Meydanda toplanacaklar ve herkes beğendiğini seçip evlenecek."
Bir yaşlı nine, yakışıklı delikanlının elinden tutmuş, "yürü" diyor.. Ve fikrini açıklıyor:
"Bağdat Bağdat olalı böyle adaletli bir vali görmedi.."
Türkiye Türkiye olalı, neler görmedi ki? Bir yenisini daha görür ve sonra unutur gider..
Yoksulluk ve fukaralık sınırının tavanı, tabanı sadece masaldır.. Biz masal dinlemeyi seven bir milletiz çok şükür..

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...