Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 319 | Temmuz  2005

                   

 

 


İsrail Kuzey Irak’ta Ne Arıyor?

Serhat Erkmen / 30.05.2005 / ASAM

Irak Savaşı’ndan sonra üzerinde en çok spekülasyon yapılan konulardan birisi İsrail ile Iraklı Kürtler arasındaki ilişki olmuştur. İsrailli yetkililerin bu konu hakkında konuşmaktan ısrarla kaçınmaları 50 yıllık geçmişi olan bu iliş-kiler hakkında şüpheleri artırmakta ve birçok komplo teorisinin yayılmasına neden olmaktadır. Diğer yandan, bazı Kürt yazarlar İsrail ile Kürtler arasındaki ilişkilerin kurulmasının yararlı ve gerekli olduğunu ileri sürseler ve bunu da yazılarında güçlü bir biçimde savunsalar bile, en azından yazılı basında İsrail tarafında aynı coşkuyu bulmak mümkün değildir. Aşağıda da aktarılacağı gibi İsrail’in sadece Kuzey Irak’ta değil, Irak’ın diğer kısımlarında da ilişki içinde olduğu kişiler ve örgütler mevcuttur. Ancak, Kuzey Irak’ta özellikle Kürtler ile olan ilişkileri ekonomik olmanın ötesinde siyasi ve jeostratejik boyutlar da taşıdığından daha fazla dikkat çekmektedir. İsrail’in çevre ülkeler ile ilişkilerini geliştirme stratejisi David ben Gurion’dan bu yana bilinir ve İsrail’e ilişkin analizlerde temeli oluşturur. Bu nedenle, hem İsrail’e düşman bir Arap ülkesinin (Irak) parçalanması hem de Arap ülkelerinin çevresindeki devletlerle işbirliği kurma mantığı gereği, İsrail’in 1970’lerden itibaren Kuzey Iraklı Kürtlerle yakın ilişki kurduğu bir sır değildir. Bu olguyu hem İsrail’in eski başbakanlarından Menahem Begin İsrailli görevlilerin Kürt militanlarını eğittiğini söyleyerek hem de Molla Mustafa Barzani anılarında bahsederek ortaya koymuşlardır. Ancak, Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) İsrail ile ilişkiler meselesini Suriye ve İran ile bu gruplar arasındaki ilişkileri nedeniyle, İsrail ise Türkiye ile ilişkileri nedeniyle açıktan açığa konuşmamakta, fakat uzun süredir yürütmektedirler.

Soğuk Savaş ortamında SSCB yanlısı Irak’a karşı yürütülen Kürt ayaklanmasında İran aracılığıyla giden İsrail desteği 1980’lerde aynı düzeyde olmasa da devam etmiştir. Ancak ilişkilerin asıl karmaşıklaşması, Irak’ta güvenli bölgenin oluşturulmasından sonra gerçekleşmiştir. Kuzey Irak’ta Kürtlerin kontrolünün sağlanması sürecinde asıl rolü ABD üstlense de İsrail’in de bölgeye yönelik ilgisini kaybetmediği, ancak düşük profilli bir yaklaşım izlediği bilinmektedir. Özellikle, 1990’ların ortalarında gelişen Türk-İsrail ilişkilerinin bunda önemli rolü oynadığı söylenmelidir. Bu dönemde dahi ilişkilerin kesilmediğine dair bir çok bilgi bulunmasına rağmen, İsrail’in Türkiye ile ilişkilerini bozmamak için Kürtlerle ilişkisini sınırlandırma ihtiyacı, İsrail’in Kürtlerle ilişkilerinin en azından stratejik boyuta ulaşmasını engellemiştir. Fakat, ABD’nin Irak’a yönelik saldırısından sonra bu süreç farklı boyutlar kazanmıştır. Bugün İsrail’in Kuzey Irak konusundaki görüşleri ve stratejisi hakkında şunlar söylenebilir:

İsrail’in net ve sınırları belli olan bir Kuzey Irak politikası yoktur. İsrail’in Irak’taki çıkarları nasıl olduğuyla değil, ne olduğuyla doğrudan bağlantılıdır. Ülkenin parçalanıyor olması ya da olmamasından ziyade İsrail’in çıkarı, Irak’ın geleceğinin hem bölge ülkelerini hem de Irak ile ilişkileri nasıl etkileyeceği meselesinde yatmaktadır. Irak’ın parçalanmasının İsrail’e doğrudan bir zararı yoktur. Kar-zarar hesabı, ortaya çıkacak durumdan İsrail’in nasıl yararlanabileceğiyle ilişkilidir.

İsrail ile Kürtler arasındaki ilişkiler iyi durumdadır. İsrail Kürt devletine karşı değildir. Ancak gerçekleşmesinin olanaksız olduğunu düşünmektedir. Bunun en önemli nedenleri, ABD’nin ve bölge ülkelerinin bunu istememesidir. Buna ek olarak, İsrail, devletin kurulmasının, bölgede zaten mevcut olan sorunları daha da artıracağı kanısındadır. İsrail, Kürt devletine karşı değildir ama kurulması için özel bir çaba da sarfetmemektedir. Bunun en önemli nedeni Türkiye’dir. Ayrıca, ABD’nin Kürt devleti kurmak gibi bir projesi olduğuna İsrail inanmamaktadır. Bu nedenle, Türkiye’yi sebepsiz yere karşısına almak da istememektedir. Çünkü, bir Kürt devleti kurulması durumunda, Türkiye bundan ABD kadar İsrail’i de sorumlu tutacaktır. Türkiye ile ilişkiler gözönüne alındığında İsrail’in Kuzey Irak politikasının Kürtlerden yana olması beklenemez. Kuzey Iraklı Kürtler İsrail için Türkiye nedeniyle ikinci plandadır.

İran hala Orta Doğu’da önemli bir sorun oluşturmaktadır. Bu nedenle, İsrail’in, Irak’a ilişkin değerlendirmelerinde İran faktörünü göz ardı etmemek gerekmektedir. İsrail için en iyi senaryo ABD tarafından kontrol edilen zayıf bir Irak’tır. İsrail için Irak’ın parçalanması bir tehlike yaratacaktır. Basra Körfezi’nde güvenlik dengesi nedeniyle İran ve Irak arasında bir güç dengesi olması gerekmektedir.

İsrail’in Irak’taki gelişmelere bakış açısı özellikle stratejik bağlamda yukarıdaki gibi şekillenmesine rağmen pratikte farklı durumlarla karşılaşılmaktadır. Bölgede yapılan çalışmalar, görüşmeler ve bölgeden gelen bilgiler, İsrail’in özellikle Kuzey Irak’ta bazı girişimlerde bulunduğunu göstermktedir. Bu girişimlerin doğrudan Irak’ı parçalamak için yapıldığını ileri sürmek doğru olmasa da gelecekte olası bir parçalanma durumunda İsrail’in kendi çıkarlarını korumak ve Kuzey Irak üzerinde kontrol sağlamak yönünde girişimler olduğunu söylemek doğru olacaktır. Bu çerçevede İsrail’in Kuzey Irak’taki faaliyetlerine ilişkin şunlar söylenebilir:

Kürt Yahudilerinin Kuzey Irak Ziyaretleri:
1950’lere kadar, Irak’ın çeşitli bölgelerinde olduğu gibi Kuzey Irak’ta da bir miktar Yahudi yaşamaktaydı. Bunlar, özellikle 1948 Savaşı sonrası oluşan ortam nedeniyle Irak’tan ayrılmış ya da kovulmuşlardır. 1950-51 kitlesel göçüne kadar Yahudilerin Kuzey Irak’ta 200 kadar farklı yerleşim biriminde yaşadığı, ama nüfuslarının en yoğun olduğu yerlerin Musul, Erbil, Amadiya, Duhok ve Zaho olduğu belirtilmektedir. 1950-51’de İsrail’e giden bu Yahudilerin sayısının 100.000’ni bulduğu söylenmektedir. Nüfus artışı önemli oranda dış göçe dayanan İsrail içinde Kuzey Irak’tan giden Yahudilerin başlangıçta ikincil işlerde çalıştığı ancak topluma bir süre sonra uyum sağladığı görülmektedir. Özellikle, İsrail’deki inşaat sektörünün önemli bir kesimi Kuzey Iraklı Yahudilerin elindedir. Bu kişilerin zamanla zenginleştiği ve İsrail dev-leti içinde bazı önemli görevler üstlendiği bilinmektedir. Bunlar arasında en önemli kişilerden birisi İsrail eski Savunma Bakanı Yitzhak Mordechai’dir.

1991’de güvenli bölgenin kuruluşuna kadar, bu göçmen Yahudiler, Kuzey Irak’a dönememişlerdir. Ancak, “güvenli bölge”nin oluşturulmasından sonra turizm ve ticaret gibi nedenlerle bazı bölgelere gitmişlerdir. Ayrıca, bölgede faaliyet gösteren NGO’lar içinde çok sayıda Yahudi’nin görev yaptığı da bilinmektedir. 2003 Irak Savaşı’ndan sonra ise çok sayıda Yahudi’nin Kuzey Irak’a seyahatler düzenlediği bilinmektedir. Bunlar, özellikle, Süleymaniye ve Erbil gibi bölgelerde faaliyet göstermeye başlamışlar, kısa bir sürede de ticareti geliştirmişlerdir. Erbil’de, çoğunlukla Hıristiyanların yaşadığı Aynkava bölgesinde yerleştikleri bilinen bu kişilerin, diğer bölgelerde ikamet etmeleri daha zordur. Çünkü, her ne kadar, Kürtlerin büyük bir kısmı Yahudileri hoş karşılasa da İslamcı hareketlerin yayılması sonucunda tehlike oluşturan birçok mahalle ve yerleşim yeri vardır.

Musul, Kuzey Irak’ta Kürt kontrolünde olan bölgenin dışında olmasına rağmen, Musul’da Yahudilerin faaliyet gösterdikleri önemli şehirlerden birisidir. Musul’un bazı semtlerinde hâlâ eskiden kalmış Yahudi eserleri vardır. Örneğin Şifa Mahallesi’nde Irak’tan İsrail’e göç eden Yahudilere ait Hamam ve Sinagoglar bulunmaktadır. Ayrıca, eskiden dini okul olarak kullanılan binalar da kullanılabilecek durumdadır. Musul’da yaygın olan söylentilere göre 1950-51 göçü sırasında tüm Yahudiler kenti terketmemiştir. Yahudilerin %10 kadarının görünüşte din değiştirerek Musul’da kaldığı, gerçekte dinlerine bağlı olduğu düşünülmektedir. Musul’da son dönemde arazi satışındaki artış da bu sebebe bağlanmaktadır. İsrail’den gelen paralarla Musul’lu Yahudilerin bu toprakları satın aldıkları, istikrarsızlık ve kötü ekonomik koşullar nedeniyle de insanların arsalarını sattıkları düşünülmektedir. Bu durum büyük ihtimalle ekonomik güdülerle yapılan bir hareket olmasına rağmen, Musul halkı bu olguyu endişe ile karşılamaktadır. Arapların hafızasında İsrail devleti kurulmadan önce Yahudilerin Araplardan Filistin’de toprak almaları hale tazedir. Bu nedenle, Büyük İsrail’in içinde olan bu bölgenin ileride İsrail’e katılmak üzere bu din değiştirmiş Yahudiler tarafından alındığı düşünülmektedir. Benzeri bir algılama Türkiye’de de bulunmaktadır. GAP Projesi çerçevesinde kalan topraklarda son dönemdeki arazi alımlarının artışı ben-zer bir kaygıyı yaratmış, hatta bunun üzerine gazete haberleri ve araştırma ürünü olan kitaplar bile basılmıştır.

Ekonomik Faaliyetler:
Irak savaşı sonrası İsrail’in en önemli kazanımlarından birsi İsrail Şirketlerinin Irak alt yapısının yeniden inşası konusunda kazanmış oldukları ihalelerdir. Ancak, sadece inşaat alanında değil diğer alanlarda da ticaret yürütülmektedir. İsrail’in Irak’taki ekonomik faaliyetleri hakkında şunlar söylenebilir: İsrail’deki ekonomik sorunlar nedeniyle birçok şirket sorun yaşamaktadır. Irak pazarının İsrail mallarına açılması, bu şirketler için bir rahatlama olanağı sunmaktadır. Orijinal olarak İsrail’de üretilen birçok malın etiket değiştirilerek Irak’ta satıldığı bilinmektedir. Bu malların Ürdün üzerinden orta ve güney Irak’a, Türkiye üzerinden de Kuzey Irak’a gönderildiği gelen haberler arasındadır. Ayrıca Irak, İsrailli şirketler ile Arap şirketleri arasında bir buluşma noktası teşkil etmektedir. Irak’taki savaşın sonuçlanmasının ardından, İsrailli yetkililer Irak’ın yeniden inşasında İsrail’in alabileceği rolü üzerinde birden çok açıklama yapmışlardır. Bu konudaki ilk açıklama İsrail Alt Yapı Bakanı Yosef Paritzky tarafından yapılmıştır. Paritzky 1948 yılından bu yana faaliyeti durdurulan Hayfa petrol boru hattının açılmasını önermiştir. Ayrıca İsrail şirketleri Irak alt yapısının inşasından sorumlu, ABD Uluslararası Kalkınma Örgütü’ne teklifler götürdükleri bilinmektedir. Hatta, İsrail şirketlerinin baskısı ile Maliye Bakanı Benjamin Netanyahu, Irak’a yönelik ticaret yasağını da kaldırmıştır. Ayrıca, İsrail İhracat Enstitüsü’nden yapılan açıklamaya göre önümüzdeki üç yıl içersinde, İsrail’in Irak’a dolaylı ihracat hacminin 100 milyon dolar olacağı öngörülmektedir. İsrail; alt yapı, iletişim, taşımacılık ve sağlık gibi farklı sektörlerle Irak’ın yeniden inşasında rol almayı planlamaktadır. Hatta, 2004 yılında Irak’ın Geçici Ticaret Bakanı Muhammed El Cuburi 5 İsrail şirketinin Irak’ta ihale kazandıklarını açıklamış, ancak tepkiler üzerine anlaşmanın bakanlık tarafından değil, özel şirketler tarafından yapıldığını söyleyerek geri adım atmıştır.

Irak’ın genelinde İsrail şirketlerinin gösterdikleri faaliyetlerin yanısıra Kuzey Irak’ta da ekonomik girişimleri bulunduğu bilinmektedir. Çoğunlukla, arsa ve arazi alımı şeklinde gerçekleşen faaliyetlere ek olarak ev ve iş yeri satın alımlarının da önemli miktarda olduğu belirtilmektedir. Daha önce belirtilen örneğin yanısıra Erbil ve Kerkük’te de benzer örneklerin yaşandığı görülmektedir. Kerkük’te bazı Iraklılar, kendilerine evlerinin değerinin üç katı para önerildiğini söylerken diğer yandan Erbil’de de benzer olaylar meydana gelmektedir. Bazı Erbil sakinlerine göre Yeni Arap Mahallesi adı verilen yerleşim merkezinde çok sayıda ev, yüksek fiyatlarla satın alınmaktadır. Hatta, bazı söylentilere göre bazı Yahudiler Erbil’e bağlı Şaklava yerleşim biriminde bir büro açmışlar ve faaliyetlerini buradan yönlendirmektedirler. Benzer bilgiler Arap basınına da yansımıştır. Arap basınında yer alan haberlerde, Kuzey Irak'ta üç İsrail ve ABD destekli istihbarat biriminin Iraklılar'ın yurt dışına göç etmeleri için teşvik ettikleri ve bunların topraklarını satın aldıkları vurgulanmıştır. Iraklı gençlerin ve ailelerin göçe zorlandığı belirtilen haberde, ayrıca, İsrail adına Iraklılar'ı göçe zorlayan birimlerin başkanları arasında Amerika'da yaşayan Iraklı Abdurreşid el-Mutnah ve İngiltere'de ikamet eden el-Hamudi Abdulemir’in bulunduğu belirtilmiştir.

Siyasi Faaliyetler
1991’den beri göreli bir özerkliğe sahip olan Kuzey Irak, İsrail’in faaliyetleri için uygun bir alan haline gelmiştir. Bu durumda uzun yıllardır Kürt liderlerle olan yakın diya-loğun önemli bir etkisi olduğu söylenebilir. İsrail’in Kuzey Irak’taki varlığına ilişkin en açık örnekler New Yorker 21 Haziran 2004’te Seymour Hersh tarafından yayımlanan yazıda sergilenmektedir. Hersh’e göre, İsrail’in Kuzey Irak’taki faaliyetlerinin ana noktası, Irak’ta Suriye ve İran rejimleri ile Iraklı direnişçilere karşı bir hareket sahası yaratabilmektir. Hatta, Hersh, Kuzey Irak’ta İran’daki nükleer tesislere ilişkin istihbarat toplamak ve sabotaj eylemleri gerçekleştirmek amacıyla peşmergelerin İsrail tarafından eğitildiğini bile iddia etmiştir.

İsrail ile Kuzey Iraklı Kürt gruplar arasındaki ilişkiler daha önce de belirtildiği gibi belli açılardan her iki taraf için de sakıncalar içermektedir. Bu nedenle, özellikle İsrail, Türkiye ile ilişkileri çerçevesinde Irak’ta bağımsız bir dev-let istemediğini, Irak’ın toprak bütünlüğüne saygılı olduğunu ve Irak’ın toprak bütünlüğünün ayrıca İsrail’in çıkarına olduğunu vurgulamaktadır. Kürt gruplarla ayrıca bir ilişki kurma çabası da en azından görünürde yürütmemektedir. Diğer yandan, Kürt gruplar da benzer endişeleri taşımasına rağmen bazı Kürt yazarlar arasında İsrail ile ilişkilerin geliştirilmesini hararetle savunanlar bulunmaktadır. Kürtlerin, bağımsız bir devlet kurmak için İsrail’in desteğine ihtiyaç duyduğunu savunan bu görüş, Türkiye, Irak, İran ve Suriye’nin bir Kürt devletine karşı çıkacağını bu nedenle İsrail’in bir dengeleyici olabileceğini hesaplamaktadır. Ayrıca, hem Türkiye’nin hem de bazı Arap ülkelerinin İsrail ile ilişkileri olduğunu savunan bu kişiler, Kürtlerin tüm devletlerle ilişki kurmakta özgür olduklarını bunun aynı zamanda çıkarlarına olduğunu belirtmektedirler. Kürtler ile Yahudiler arasında bir düşmanlık olmadığı, siyasi olarak da işbirliğine gidilmesi gerekliliği son zamanlarda Kürt yazarlar arasında daha da güçlü bir biçimde vurgulanmaktadır.

Askeri-İstihbarati İlişkiler:
Kürtler ile İsrail arasındaki ilişkilerde ya da Kuzey Irak’taki İsrail faaliyetlerinde en çok spekülasyona açık olan konu istihbarati ilişkilerin varlığıdır. İstihbarat, doğası gereği gizli bir iştir. Bu nedenle, herhangi iki topluluk arasındaki istihbarat ilişkilerinde somut bilgilere da-yalı yorumlarda bulunulması güçtür. Ancak, daha önce de belirtildiği gibi İsrail’in Kuzey Iraklı Kürtlerle Soğuk Savaş’tan kalma ilişkilerinin bugünkü birçok faaliyete yansıdığı düşünülmektedir. Örneğin, Musul’da Kürt Yahudileri’nin Irak askeri kuvvetlerini araştırmak, silahlanma projelerin arkasındaki bilim adamlarını tespit etmek, Babil, Hille, Musul ve İmara’daki Yahudi mirasını korumak gibi görevleri olduğu söylentileri dolaşmaktadır. Ayrıca, Hersh’in makalesinde belirttiği faaliyetlerin gerçek olmadığını düşünmek için hiçbir neden yoktur. Türkiye’nin PKK terörüyle mücadelesinde İsrail’den istihbarat desteği aldığı ve askeri konulardaki işbirliğinin yanısıra terörle mücadelede istihbarat işbirliği içinde olduğu da en azından İsrail yetkilileri tarafından açıklanmış bir gerçektir. Özellikle, gelişmiş teknoloji araçları ile yapılan istihbarat çalışmasında İsrail’in üstünlüğü ve anılan bölgedeki etkinliği nedeniyle bu ilişki doğal görünmektedir. Dolayısıyla, bugün İsrail Kuzey Irak’ta istihbarat faaliyeti yürütsün ya da yürütmesin bu kapasitesinin olduğu bilinmektedir.

İsrail’in Kuzey Irak’taki faaliyetlerinin birçok gizli noktayı içerdiği malumdur. İlişkilerin açık yürütülmesinin bile travma yaratma kapasitesinin yüksek olduğu bu dönemde birçok açıdan gelişmiş olan ilişkilerin saklanma çabası ise olayları daha da vahim hale getirmektedir. Bu sorunun çözülebilmesi için bölge ülkelerinin İsrail’e güven duymaya başlaması gerekmektedir. Ancak, elbette bunun için İsrail’in inandırıcı ve samimi adımlar atması şarttır. Orta Doğu, belki de, en güçlü toplumsal hafızaya sahip insan topluluklarının yaşadığı coğrafyadır. Geçmişte yaşananlar, geleceği çok yakından etkilemektedir ve Orta Doğu’da geçmişte yaşananlar, İsrail’in Irak’taki faaliyetlerinden endişe duyanları haklı çıkaracak birçok örneği barındırmaktadır.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...