|

İran
Gerçeği
Sami Kohen / 28.06.2005 / Milliyet
Bütün dünya İran'daki
seçimleri Mahmud Ahme-dinecad'ın kazanmasını "sürpriz" olarak karşıladı.
Gerçekten seçimlerin ikinci turuna girilirken, bütün tahminler eski
cumhurbaşkanı Rafsancani'yi favori gösteri-yor, dış dünyada pek
tanımmayan Ahmedinecad'a pek şans tanınmıyordu.
Dünkü "Guardian" gazetesi, deneyimli İngiltere Dışişleri Bakanlığı'nın
da böyle bir yanılgıya düştüğünü, Tahran'daki büyükelçiliğinden gelen
raporların yanıltıcı mesajlar içerdiğini yazıyor ve bir bakanlık
yetkilisinin bu hatayı 1979'da Humeyni'nin Şah'ı devirme sürecinde
yapılan yanlış değerlendirmelere benzetiyordu.
Demek ki, genelde Tahran'dan (özellikle Batı başkentlerine) ulaşan
raporlar, bir hayli kompleks olan "İran gerçeği"ni doğru dürüst
yansıtmıyor...
* * *
Seçimlerin ikinci turu öncesinde Ankara'ya ulaşan raporların, Rafsancani
ile Ahmedinecad'ın "başa baş" gittiğini belirtmekle beraber,
Rafsancani'ye daha çok şans tanıdığı anlaşılıyor.
Ancak Türk Dışişleri'nde iki olasılık üzerinde değerlendirmeler
yapılırken, birçok Batı başkentinde Rafsancani'nin (ki tercih edilen
aday oydu) zaferi cepte keklik sanılıyordu.
Bir Türk yetkilisinin deyişiyle, bunun Batı'da "alenen beyan edilmesi"
İranlı seçmenler arasında tepkiye yol açtı ve bir bakıma Ahmedinecad'ın
galibiyetine katkıda bulundu.
Ama belki de Tahran'daki yabancı diplomatların ve göz-lemcilerin iyi
teşhis edemediği ve ilgili başkentlerdeki yetkililerin doğru
değerlendiremediği "İran gerçeği"nin başka yönleri var ki, asıl
Ahmedinecad'ı cumhurbaşkanlığı koltuğuna taşıyan faktörler de bunlardır.
49 yaşındaki Ahmedinecad eski bir "Humeynist devrimci" olduğu kadar, bir
"halk çocuğu". Bunu Tahran Belediye Başkanlığı sırasında gösterdi. Bu
seçimlerde de halkın dertlerini (işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk) hep öne
çıkardı, bunların çözümü yönünde vaatlerde bulundu. Kabul etmeli ki
halkın geniş bir kesimi için bu dertler, "reform", "demokrasi" gibi
kavramlardan daha somut ve pratik bir anlam taşıyor...
Ahmedinecad "Mollarşi" düzeninden ("Yüce Lider" Ayetullah Hamaney'den
ulemaya, ordudan bürokrasiye kadar) büyük maddi - manevi destek gördü.
Oysa reformcular bölündü. Bir kısmı ikinci turda oy kullanmadı...
Halkın önemli bir kısmı pragmatik bir lider olarak tanınan Rafsancani'ye
pek güvenemediği, hatta bazısı bundan önceki yöneticilerin vaatlerini
yerine getirmedikleri için onlara bir nevi tepki olarak Ahmedinecad'a
kaydı...
* * *
Şimdi olan oldu. Ahmedinecad'ın yönetiminde İran ne-reye gidecek? Geriye
(Humeyni dönemine) mi dönecek, içte ve dışta daha katı mı davranacak,
yoksa aşamalı bir dönüşüme yönelebilecek mi?
İlk bakışta İran'ın reform yolundan ayrılması, devrimin başındaki
dogmatik çizgisine kayması - ve dışta daha da izole olmak pahasına
dünyaya meydan okuması - olasılığı güçlü görünebilir. Nitekim ABD başta
olmak üzere bazı Batı başkentlerinde şimdiden böyle değerlendirmeler
yapılıyor. Yeni liderin geçmişteki sözleri ve 'icraatı' da bunu
destekler nitelikte...
Ama Ahmedinecad'ın zamanla değişebilecğini, önceki günkü basın
toplantısında sözünü ettiği ekonomik açılımları ve halkına verdiği sözü
gerçekleştirmek için daha pragmatik davranabileceğini de düşünebiliriz.
Kuşkusuz onun gibi bir tutucudan, reformcu kesimin beklediği köklü
değişiklikleri yapması beklenemez. Ama belki daha ılımlı ve uzlaşıcı bir
çizgiye gelebilir.
Bu olabilir de, olmayabilir de! Ama şimdiden "olmaz" deyip kestirmemekte
yarar var. Yoksa İran üzerindeki değerlendirme hatalarından biri daha
tekrarlanmış olur... |