|

Çocukluk hastalığı
Umur Talu / 30.06.2005 / Sabah
Başbakan'ın Avrupa
Birliği'ne "kültürel" hatırlatmaları ne kadar yerinde: "İnsanlığın
çocukluk hastalığı olan dini veya kültürel önyargılardan kurtulamamış
dostlarımıza, insanlığın büyük değerlerini hatırlatmak konusunda ısrarcı
olmayı sürdüreceğiz. AB'de demokratik nedenlerle de Türkiye'ye büyük
ihtiyaç var..."
Başbakan'ın "statükocular" için söyledikleri de çok yerinde:
"Bu ülkeyi sevmeyi kendi inhisarında gören, kendini ülkede yaşayan
herkesten haklı gören, millet iradesine kulak vermeyi bir türlü içine
sindiremeyen, demokrasiden korkan..."
Başbakan'ın bütün bunları, partisinin milletvekilleri önünde, onların
gözüne, kulağına, kalbine karşı söylemiş olması da çok yerinde.
Şimdi, her kim nasıl hazırlamış ve Başbakan'ın dudakları arasından nasıl
tane tane çıkmışsa, bu konuşma şahane bir "beyanname" olup aynı zamanda
bir "kontrol listesi" olarak da kullanılabilir.
Başta Başbakan, yani Recep Tayyip Erdoğan...
Sonra bakanlar, milletvekilleri, partililer, seçmenler; herkes bu
sözlerin işaret ettiği demokratik, ahlaki, kültürel, insani, siyasi,
vicdani duruş açısından kendisini sürekli kontrol edecek.
Kendilerini ve birbirlerini hep uyaracak:
"Hamza, dini önyargılı davranma. Bu çocukluk hastalığıdır" diyecek
mesela.
Hamza da, Sabahattin'e dönüp "Haklısın kardeşim. Lütfen insanlığın büyük
değerlerini bana hatırlatmayı hiç unutma" diye teşekkür edecek.
Sabahattin, Genel Merkez'den aldığı "İnsanlığın Büyük Değerleri" büyük
başlıklı ve...
"Dini veya kültürel önyargılar: İnsanlığın Çocukluk Hastalığı"
altbaşlıklı...
İlk maddeleri...
1.Dini önyargılardan kurtulunuz;
2.Kültürel önyargılardan da kurtulunuz;
3.İnsanlığın büyük değerlerini unutmayınız;
4.Ülkeyi sevmeyi kendi inhisarınızda görmeyiniz;
5.Kendinizi ülkede yaşayan herkesten farklı görmeyiniz;
6.Milletin iradesine kulak vermeyi sindiriniz;
7.Demokrasiden korkmayınız;
8.Bu maddeye gelince tekrar 1'inci maddeye dönünüz.
...şeklinde olan el kitapçığını Hamza'ya verecek.
Hamza ve Sabahattin'in bu bilinçli, "insanlığın büyük değerleri"ne
adanmış ve "dini ve kültürel önyargılar"dan arınmış, şu olgun yaşlarında
"çocukluk hastalığı"ndan iz bırakmamış "samimi demokrat" duruşları dalga
dalga Türkiye'ye yayılacak.
Başörtüsüz bir anne, oğlunun başörtülü bir kızla evlenmesine,
genelkurmay başkanı bir subay eşinin başörtülü kalmasına...
Yahut başörtülü bir başbakan eşi, bakan eşi, İmam Hatip'e gitmek
istememiş oğullarının başörtüsüz bir kıza da aşık olmasına asla "dini ve
kültürel önyargılar"la yaklaşmayacak.
Sünni aile Alevi dünürleri, Kürt Çerkez'i, Türk Arabı, Müslüman
Ermeni'yi, hani "Kazım Koyuncu'nun türküleri" gibi, hepimiz hepimizi
olduğumuz gibi kabul edeceğiz, çünkü olduğumuz gibi görünen,
göründüğümüz gibi olan ve herkesi öyle saygın kabul eden "büyükler" gibi
yaşayacağız.
Çünkü bileceğiz ki...
Bu ülkede öncelikle o sözleri söyleyen bir başbakan, çoktan aşmıştır "dini,
kültürel önyargılı çocukluk hastalığı"nı... Herhalde yani.
Öyle değil mi Hamza!
Yapma be Sabahattin!
|