|

İsrail
Neden Çılgınca Davranıyor?
Çev.: Kamil Cengiz
Der Spiegel, 17.07.2006
Tarihçi Dan
Diner*, İsrail'in aşırılara karşı neden bu kadar sert ve hesapsız
hareket ettiğini açıklıyor
SPIEGEL
ONLINE: Sayın Diner, şu an Ortadoğu'da nasıl bir çatışma
yaşamaktayız: İsrail ile Hizbullah, İsrail ile Lübnan, yoksa İsrail ile
Arap Dünyası arasında mı bir çatışma var ?
Diner:
Bu çatışma gerçekten çok yönlüdür. Fakat çatışmanın çekirdeğinde
herşeyden önce İsrail politikasının yeni bir vaziyeti bulunmaktadır.
Mevcut hükümet deklare edildiği gibi, işgal edilmiş bölgelerden - sınır
çizgilerinin düzeltilmesi dahil- tamamen vazgeçmeye hazırdır. Fakat tam
da bu sebepten dolayı caydırma unsuru o nisbette önemini artırdı. Bir
sınır çizgisinin ihlali, topluluğun varlıksal tehditi anlamına
gelmektedir. Bunlar işgal edilmiş bölgeler değil.
SPIEGEL
ONLINE: Yani İsrail'in Lübnan'daki temel hedefinin caydırma
potansiyelini ayakta tutmak olduğunu söylüyorsunuz ?
Diner:
Hem ayakta tutmak hem de tasdiklemek. Bu hükümet bu savaşla bir nevi
1948 sınırlarını müdafaa etmektedir. Önceden Gazze Şeridi ve Batı
Şeria'da olduğu gibi mekansal derinliğin yerine, geri çekilme
durumlarında her türlü sınır ihlallerinde İsrailliler şiddet kullanımına
yönelik daha büyük bir eğilime geçmiştir. Şunu söyleyebiliriz: İsrail
kendisini ne kadar çok 1948/49 sınırlarına doğru geri çekiyorsa, o
nispette meydan okurcasına caydırma hedefli şiddet kullanımıyla bu sınır
ihlalleri durumunu tasdiklemekte ve pekiştirmektedir. 1967 savaşına
benzer bir şekilde. Altı gün boyunca bir caydırma savaşıydı. Yedinci
günde işgale dönüştü. Bir de bu durum Hizbullah Şefi Hasan Nasrallah'ın
bir yanılgısıdır. O son asker kaçırma olayında halen doksanlı yılların
ruhundan hareketle yola çıktı, İsrail'in Gazze'den ve daha öncede 2000
yılındaki Güney Lübnan'dan geri çekilişine farklı ve daha keskin
bakıldığını farkedemeden. Mücadele, İsrail için artık prensip
karakterine büründü. Ülke, sanki bütün varlığı tehlikedeymiş gibi
davranmaktadır.
SPIEGEL
ONLINE: Peki, bu durumda İsrail'in harekatı Lübnan'ın sivil
altyapısından çok daha fazla Hizbullah'a yönelmesi gerekmez mi, ne de
olsa Lübnan ordusu saldırmadı, Hizbullah iki asker kaçırdı ?
Diner:
Bu doğru. Fakat İsrail, bu savaşı genelde havadan sürdürmektedir, karada
değil. Bu durumda sadece yollar, havalimanları ve köprüler gibi
stratejik hedefler sözkonusu olabilir. Burada İsrail örssüz çekiçliyor,
çünkü Lübnan hükümeti onun için ciddiye alınacak bir adres değil. Lübnan
hükümeti davranamıyor, çünkü Lübnan bir konkordans demokrasisidir ve
Hizbullah hükümetin bir parçasıdır. Onun tek seçeneği darbeleri
hazmetmektir ya da bir iç savaş tehlikesini göze almaktır. Fakat iç
savaş büyük Lübnan travmasıdır. Bu Lübnanlıları daha büyük bir korkuya
sevketmektedir.
SPIEGEL
ONLINE: Suriye, İran ve bölgenin diğer ülkelerinin çatışmadaki
rolleri nedir ?
Diner:
Bu çatışmanın bir üst düzeyidir. Bölgede bir bölünme var: Arapçılık
ideolojisinin kalıntılarıyla hareket eden bazı güçler ile Arap olanlar
ile Arap olmayanlar arasında bir fark görmeyen İslamileşme olgusunun
şekillendirdiği güçler karşı karşıyalar. Bu cümleden olarak Mısır, Suudi
Arabistan ve Ürdün, Hizbullah'ın İsrail'in harekatından sorumlu olduğunu
vurguladılar. Bu bir tesadüf değil, çünkü bu ülkeler bölgesel bir güç
olarak kendini inşa eden Tahran'ın elini bu oyunda görmektedirler. Buna
Araplar arasında iyi bakılmamaktadır. Buna karşın Suriye, her ne kadar
resmen arap-milliyetçi-seküler olsa bile sırf pragmatik sebeplerden
dolayı İran'la ortak bir dava güdüyor. Şam rejimi sırtını duvara
yaslamış vaziyette ve varlığını korumak için her fırsatı
değerlendirecektir.
SPIEGEL
ONLINE: O halde Tahran-Şam ekseni krizi potansiyel olarak
keskinleştirmektedir ?
Diner:
Sonuç itibariyle İran ve Suriye üzerinden Hizbullah'a ve hatta oradan
Hamas'a veya onun bazı kollarına ulaşan siyasi bir "tünel"
bulunmaktadır. İsrail, stratejisinde açık bir şekilde ortada olduğu
gibi, Hizbullah'ı yenmek ve Suriye'yi Hizbullah'ı destekleme ve böylece
kendisini zarara uğratma konusunda bir tercihle karşı karşıya getirmek
istemektedir. Böyle bir durum Şam havalimanında Hizbullah için İran'dan
roket takviyesi gelirse sözkonusu olur. İsrail duruma müdahele eder ve
çatışma iyice tırmandırılmış olur. Bu durumda İran'da sözünün eri
olduğunu ve Suriye ile Hizbullah'ın aktif bir şekilde arkasında olduğunu
göstermek zorunda kalır.
SPIEGEL
ONLINE: O halde siz çatışmanın Suriye ve İran'a kadar
yayılabileceğini muhtemel görüyorsunuz ?
Diner:
İsrail bunu en azından hareketinde hesaba katmaktadır. İran'la bile
çatışmayı, belki şu açıdan göze alıyor: İleride olacağına en iyisi şimdi
olsun. Bu durumda gerçi klasik bir savaş olmaz, daha çok hava harekatı
tarzında ve muhtemelen İran ve İsrail arasında karşılıklı roket
atışlarıyla bağlantılı. Çatışmanın tırmanması mantığı açısından bu
mümkün. Fakat şu an düşük bir ihtimalle.
SPIEGEL
ONLINE: Farzedelim, çatışma lokal kalmaya devam edecek. Ne zaman ve
ne ile bu çatışmalara son verilebilir ?
Diner:
İsrail için, kaybedildiğine inandığı caydırma kabiliyetini tekrar
kazanmak için ulaşması gereken somut askeri bir hedef bulunmamaktadır.
İsrail şu an bölgede var olan kendisinden korkulan imajını oynuyor:
Çılgınca hareket ediyor, artırılmış bir caydırma becerisi sonucuyla
birlikte. Düşmanlarının İsrail'in adeta çılgın, evet, hesaplanamaz bir
devlet olduğu konusunda ikna olmaları istenmektedir.
SPIEGEL
ONLINE: Bu vaziyet içerisinde uluslararası aracılık politikasının
bir şansı var mıdır ?
Diner:
Bunu şu an pek tasavvur edemiyorum. 1990'dan bu yana bölge, Soğuk
Savaş'ın düzenlemelerinin yıkılmasından etkilenmektedir. Sadece ABD
nüfuz sağlayabilir, fakat onun böyle bir şey istediği gözükmüyor. Ya da
bunu istedikleri halde yapamıyorlar. Muhtemelen her ikisiden de birşey
var.
SPIEGEL
ONLINE: Hizbullah'a yönelik ilk saldırılardan hemen sonra İran, atom
sorununda Batı ile bir uzlaşmanın mümkün olduğunu açıkladı. Aralarında
bir bağlantı tahmin ediyor musunuz ?
Diner:
İlk etapta İran'ın İsrailli askerlerin Gazze Şeridi ve Kuzey İsrail'den
kaçırılmasıyla Batıya ve dünyaya "bakın, biz bölgeyi ateşe bile
verebiliriz" mesajını vermek istedikleri izlenimi oluşuyor. Zira tam o
zamanlarda Hizbullah tarafında iki askerin kaçırılması Tahran'ın nüfuzu
ve yardımı olmadan gerçekleşmiş olamaz. Sonuç: Şimdi G8-liderleri St.
Petersburg'da neredeyse sadece Ortadoğu üzerinde konuştular ve İran'ın
nükleer programı üzerinde konuşamadılar. En azından Lübnan üzerindeki
dumanlar onun ötesine ulaşacak bakışları engelledi.
SPIEGEL
ONLINE: İsrail'in Lübnan'daki hava saldırıları birçok sivil kurbana
yol açtı, muhtemelen Hizbullah savaşçılarından çok daha fazla. Bu
İsrail'in karşı koyuşunun meşruiyeti açısından bir problem midir ?
Diner:
Elbette, tartışmasız. Fakat bunun esas sebebi, Hizbullah'ın ikinci
planda İsrail'in hedefi olmasıdır. Birinci sırada caydırmanın gösterisi
gelmektedir. Bu olmadan sınır çizgilerinin kesinliğine ve böylece işgal
altındaki bölgelerden geri çekilmeye geri dönüş yoktur.
*
Tarihçi Dan Diner, 60 yaşında, Leipzigdeki (Almanya)
Simon-Dubnow-Enstitüsünü yönetiyor ve Kudüsdeki İbrani Üniversitesinde
Yeni Tarih hocalığı yapmaktadır. En son "Mühürlenmiş Zaman. İslam
Dünyasındaki Duraklama Üzerine" isimli kitabı yayınlandı. |