Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 332 | Ağustos  2006

                   

 

 


İsrail Neden Çılgınca Davranıyor?

 

Çev.: Kamil Cengiz

Der Spiegel, 17.07.2006

Tarihçi Dan Diner*, İsrail'in aşırılara karşı neden bu kadar sert ve hesapsız hareket ettiğini açıklıyor

SPIEGEL ONLINE: Sayın Diner, şu an Ortadoğu'da nasıl bir çatışma yaşamaktayız: İsrail ile Hizbullah, İsrail ile Lübnan, yoksa İsrail ile Arap Dünyası arasında mı bir çatışma var ?

Diner: Bu çatışma gerçekten çok yönlüdür. Fakat çatışmanın çekirdeğinde herşeyden önce İsrail politikasının yeni bir vaziyeti bulunmaktadır. Mevcut hükümet deklare edildiği gibi, işgal edilmiş bölgelerden - sınır çizgilerinin düzeltilmesi dahil- tamamen vazgeçmeye hazırdır. Fakat tam da bu sebepten dolayı caydırma unsuru o nisbette önemini artırdı. Bir sınır çizgisinin ihlali, topluluğun varlıksal tehditi anlamına gelmektedir. Bunlar işgal edilmiş bölgeler değil.

SPIEGEL ONLINE: Yani İsrail'in Lübnan'daki temel hedefinin caydırma potansiyelini ayakta tutmak olduğunu söylüyorsunuz ?

Diner: Hem ayakta tutmak hem de tasdiklemek. Bu hükümet bu savaşla bir nevi 1948 sınırlarını müdafaa etmektedir. Önceden Gazze Şeridi ve Batı Şeria'da olduğu gibi mekansal derinliğin yerine, geri çekilme durumlarında her türlü sınır ihlallerinde İsrailliler şiddet kullanımına yönelik daha büyük bir eğilime geçmiştir. Şunu söyleyebiliriz: İsrail kendisini ne kadar çok 1948/49 sınırlarına doğru geri çekiyorsa, o nispette meydan okurcasına caydırma hedefli şiddet kullanımıyla bu sınır ihlalleri durumunu tasdiklemekte ve pekiştirmektedir. 1967 savaşına benzer bir şekilde. Altı gün boyunca bir caydırma savaşıydı. Yedinci günde işgale dönüştü. Bir de bu durum Hizbullah Şefi Hasan Nasrallah'ın bir yanılgısıdır. O son asker kaçırma olayında halen doksanlı yılların ruhundan hareketle yola çıktı, İsrail'in Gazze'den ve daha öncede 2000 yılındaki Güney Lübnan'dan geri çekilişine farklı ve daha keskin bakıldığını farkedemeden. Mücadele, İsrail için artık prensip karakterine büründü. Ülke, sanki bütün varlığı tehlikedeymiş gibi davranmaktadır.

SPIEGEL ONLINE: Peki, bu durumda İsrail'in harekatı Lübnan'ın sivil altyapısından çok daha fazla Hizbullah'a yönelmesi gerekmez mi, ne de olsa Lübnan ordusu saldırmadı, Hizbullah iki asker kaçırdı ?

Diner: Bu doğru. Fakat İsrail, bu savaşı genelde havadan sürdürmektedir, karada değil. Bu durumda sadece yollar, havalimanları ve köprüler gibi stratejik hedefler sözkonusu olabilir. Burada İsrail örssüz çekiçliyor, çünkü Lübnan hükümeti onun için ciddiye alınacak bir adres değil. Lübnan hükümeti davranamıyor, çünkü Lübnan bir konkordans demokrasisidir ve Hizbullah hükümetin bir parçasıdır. Onun tek seçeneği darbeleri hazmetmektir ya da bir iç savaş tehlikesini göze almaktır. Fakat iç savaş büyük Lübnan travmasıdır. Bu Lübnanlıları daha büyük bir korkuya sevketmektedir.

SPIEGEL ONLINE: Suriye, İran ve bölgenin diğer ülkelerinin çatışmadaki rolleri nedir ?

Diner: Bu çatışmanın bir üst düzeyidir. Bölgede bir bölünme var: Arapçılık ideolojisinin kalıntılarıyla hareket eden bazı güçler ile Arap olanlar ile Arap olmayanlar arasında bir fark görmeyen İslamileşme olgusunun şekillendirdiği güçler karşı karşıyalar. Bu cümleden olarak Mısır, Suudi Arabistan ve Ürdün, Hizbullah'ın İsrail'in harekatından sorumlu olduğunu vurguladılar. Bu bir tesadüf değil, çünkü bu ülkeler bölgesel bir güç olarak kendini inşa eden Tahran'ın elini bu oyunda görmektedirler. Buna Araplar arasında iyi bakılmamaktadır. Buna karşın Suriye, her ne kadar resmen arap-milliyetçi-seküler olsa bile sırf pragmatik sebeplerden dolayı İran'la ortak bir dava güdüyor. Şam rejimi sırtını duvara yaslamış vaziyette ve varlığını korumak için her fırsatı değerlendirecektir.

SPIEGEL ONLINE: O halde Tahran-Şam ekseni krizi potansiyel olarak keskinleştirmektedir ?

Diner: Sonuç itibariyle İran ve Suriye üzerinden Hizbullah'a ve hatta oradan Hamas'a veya onun bazı kollarına ulaşan siyasi bir "tünel" bulunmaktadır. İsrail, stratejisinde açık bir şekilde ortada olduğu gibi, Hizbullah'ı yenmek ve Suriye'yi Hizbullah'ı destekleme ve böylece kendisini zarara uğratma konusunda bir tercihle karşı karşıya getirmek istemektedir. Böyle bir durum Şam havalimanında Hizbullah için İran'dan roket takviyesi gelirse sözkonusu olur. İsrail duruma müdahele eder ve çatışma iyice tırmandırılmış olur. Bu durumda İran'da sözünün eri olduğunu ve Suriye ile Hizbullah'ın aktif bir şekilde arkasında olduğunu göstermek zorunda kalır.

SPIEGEL ONLINE: O halde siz çatışmanın Suriye ve İran'a kadar yayılabileceğini muhtemel görüyorsunuz ?

Diner: İsrail bunu en azından hareketinde hesaba katmaktadır. İran'la bile çatışmayı, belki şu açıdan göze alıyor: İleride olacağına en iyisi şimdi olsun. Bu durumda gerçi klasik bir savaş olmaz, daha çok hava harekatı tarzında ve muhtemelen İran ve İsrail arasında karşılıklı roket atışlarıyla bağlantılı. Çatışmanın tırmanması mantığı açısından bu mümkün. Fakat şu an düşük bir ihtimalle.

SPIEGEL ONLINE: Farzedelim, çatışma lokal kalmaya devam edecek. Ne zaman ve ne ile bu çatışmalara son verilebilir ?

Diner: İsrail için, kaybedildiğine inandığı caydırma kabiliyetini tekrar kazanmak için ulaşması gereken somut askeri bir hedef bulunmamaktadır. İsrail şu an bölgede var olan kendisinden korkulan imajını oynuyor: Çılgınca hareket ediyor, artırılmış bir caydırma becerisi sonucuyla birlikte. Düşmanlarının İsrail'in adeta çılgın, evet, hesaplanamaz bir devlet olduğu konusunda ikna olmaları istenmektedir.

SPIEGEL ONLINE: Bu vaziyet içerisinde uluslararası aracılık politikasının bir şansı var mıdır ?

Diner: Bunu şu an pek tasavvur edemiyorum. 1990'dan bu yana bölge, Soğuk Savaş'ın düzenlemelerinin yıkılmasından etkilenmektedir. Sadece ABD nüfuz sağlayabilir, fakat onun böyle bir şey istediği gözükmüyor. Ya da bunu istedikleri halde yapamıyorlar. Muhtemelen her ikisiden de birşey var.

SPIEGEL ONLINE: Hizbullah'a yönelik ilk saldırılardan hemen sonra İran, atom sorununda Batı ile bir uzlaşmanın mümkün olduğunu açıkladı. Aralarında bir bağlantı tahmin ediyor musunuz ?

Diner: İlk etapta İran'ın İsrailli askerlerin Gazze Şeridi ve Kuzey İsrail'den kaçırılmasıyla Batıya ve dünyaya "bakın, biz bölgeyi ateşe bile verebiliriz" mesajını vermek istedikleri izlenimi oluşuyor. Zira tam o zamanlarda Hizbullah tarafında iki askerin kaçırılması Tahran'ın nüfuzu ve yardımı olmadan gerçekleşmiş olamaz. Sonuç: Şimdi G8-liderleri St. Petersburg'da neredeyse sadece Ortadoğu üzerinde konuştular ve İran'ın nükleer programı üzerinde konuşamadılar. En azından Lübnan üzerindeki dumanlar onun ötesine ulaşacak bakışları engelledi.

SPIEGEL ONLINE: İsrail'in Lübnan'daki hava saldırıları birçok sivil kurbana yol açtı, muhtemelen Hizbullah savaşçılarından çok daha fazla. Bu İsrail'in karşı koyuşunun meşruiyeti açısından bir problem midir ?

Diner: Elbette, tartışmasız. Fakat bunun esas sebebi, Hizbullah'ın ikinci planda İsrail'in hedefi olmasıdır. Birinci sırada caydırmanın gösterisi gelmektedir. Bu olmadan sınır çizgilerinin kesinliğine ve böylece işgal altındaki bölgelerden geri çekilmeye geri dönüş yoktur.

* Tarihçi Dan Diner, 60 yaşında, Leipzigdeki (Almanya) Simon-Dubnow-Enstitüsünü yönetiyor ve Kudüsdeki İbrani Üniversitesinde Yeni Tarih hocalığı yapmaktadır. En son "Mühürlenmiş Zaman. İslam Dünyasındaki Duraklama Üzerine" isimli kitabı yayınlandı.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...