Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 332 | Ağustos  2006

                   

 

 


İşbirlikçi Müslümanlar

Nuray Mert/04.07.2006/Radikal

Uzun mevzu, bir köşe yazısına sığmaz diye yazmak istemiyordum ama sabrım taştı. Geçen hafta sonu, 'medeniyetleri buluşturalım, Müslümanlarla Batı'yı barıştıralım' temalı toplantılardan birini daha izleme fırsatı buldum. İstanbul'da yapılan konferansın başlığı 'Avrupa Müslümanları' idi, ama asıl konu, yine, Müslümanlarla 'Batı'yı barıştıralım meselesi idi.
Avrupa'da göçmen olarak giden ve birkaç nesildir oralarda yaşayan Müslüman nüfusun binbir sorunu var. Ben İngiltere başta olmak üzere, bu ülkelerde yaşanan sorun ve tartışmaları yıllardır izliyorum. Gerçekten üzerinde uzun uzun düşünülmesi tartışılması gereken çok konu var. İngiltere'de bu tartışmalar, Humeyni'nin Salman Rüşti hakkında verdiği ölüm fetvası ile doruğa çıkmıştı, ancak, 11 Eylül'den sonra bu tartışmalar farklı bir boyut kazandı. Bu da son derece doğal, ama mesele sadece bu değil. Çünkü, bu tarihten sonra mesele hızla, 11 Eylül bahane edilerek, 'terörle savaş' adı altında başlatılan saldırgan emperyal politikaların meşrulaşması/ meşrulaştırılması eksenine oturtuldu.
Tam da bu nedenle, söz konusu konferans dolayısıyla Türkiye'ye davet edilen isimler ve söyledikleri son derece önemli mesajlar barındırıyordu. Bir kere, tüm benzer toplantılarda olduğu gibi, bu toplantılarda da yapılan konuşmalar sanki, Irak işgali gibi yakıcı bir konu hiç olmamış gibi, dünya bir gül bahçesiymiş de, Müslümanlarla 'Batı' arasındaki sorun, bir 'farklılıklarla bir arada yaşama' ve 'höşgörü kültürü'nü yaymak meselesiymiş gibi ikiyüzlü bir zeminden hareket eden konuşmalardı. Önemli davetlilerden, şeyh Yusuf Al-Quradawi, çiçek, böcek edebiyatı üzerine kurduğu uzun konuşmasında bir kez bile Irak'tan bahsetmediği gibi, 'evet, Haçlılardan sömürge dönemine, tarihte birçok şey oldu ama gelin bunları unutalım' çağrısında bulundu. Evet Haçlılar falan çok geride kaldı, bugün olanları anlamamız için açıklayıcı tarafları yok, ama sömürge dönemini neden gelin unutalım? Bence gelin unutmayalım, unutturmayalım, unutturulmasına izin vermeyelim, çünkü halihazırda sadece Müslüman coğrafyası değil, tüm dünya çok ciddi ve gaddar bir emperyal saldırıya maruz kalmış vaziyette.
Bu koşullar altında unutmak/unutturmak, barışa değil ama emperyalist politiklara hizmet edecek. Tıpkı daha önce olduğu gibi. Daha önce de, emperyalistler şeyhlerle, emirlerle işbirliği yapıp, milyonların kaderiyle oynadılar. Üstelik, iş sömürgecilik dönemiyle bitmedi, Soğuk Savaş döneminde de, Müslümanlar üzerinden politika yapanlar benzer bir işlev yüklendiler.
Barış mesajı bu kirli işbirliği çerçevesinde telaffuz edildiği sürece hiçbir karşılığı olmaz/olmayacak. Dahası, barış umudu, bu kirli resim içinde boğulacak. Irak'ı işgal edenlerle kol kola gezenlerin verdiği mesaj ne olursa olsun, buna isyan eden insanlar tam tersine savrulacak, başka kirli işbirliklerinin tuzağına düşecek.
Bu adamlar bunun farkında mı, umurlarında mı bilemem ama hepimizin umurunda olmalı.
11 Eylül'den hemen sonra apar topar Bush'un ofisine davet edilen, 'şeyh' Hamza Yusuf kimi neye ikna edebilir? Son zamanların parlayan yıldızı Tarık Ramazan, söylediği birçok şey son derece makul olmasına rağmen Blair'e yakınlığı yüzünden samimiyse bile kimseye derdini anlatamayacak. Böyle olması da çok doğal. İnsanlar, Afganistan'ı tarumar eden, Irak'ı yerle bir eden, yüz binden fazla insanın ölümünden sorumlu politikacılar bu adamlara neyi danışıyor diye sormaz mı? Kerametleri neyse, tüm bu felaketlere bir nebze olsun çare olamamış danışmalar neyin nesi diye öfkelenmez mi? Bu adamlar mı, barış kültürünün önderliğini yapacak, dünya yanarken, Avrupa'da yaşayan Müslümanlarla, Batılı değerler arasında uzlaşma sağlayacak? Hem hangi Batı? Benim söylediklerimi üstelik çok daha yüksek sesle söyleyen Batılılar var, bir de gidip onlarla tartışsınlar, aksi takdirde İslam'ın da, Batı'nın da ipini pazara çıkarmaktan başka bir işlevleri olmuyor/olmayacak.
Sarıklı dolaşmakla, isminin önünde şeyh olmasıyla, konuşmaların başında Bismillah çekmekle Müslümanları tavlayacaklarını düşünüyorlarsa yanılıyorlar, yaptıklarının veballeri büyük, hesabını ahirette Allah'a verirler, en büyük hüküm verici odur, orası öyle, ama unutmayalım bizim de, onlar oraya göçmeden, emperyalist politikaların önünü açma işlevlerini sorgulamak gibi bir mükellefiyetimiz var.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...