|

İşbirlikçi Müslümanlar
Nuray Mert/04.07.2006/Radikal
Uzun mevzu,
bir köşe yazısına sığmaz diye yazmak istemiyordum ama sabrım taştı.
Geçen hafta sonu, 'medeniyetleri buluşturalım, Müslümanlarla Batı'yı
barıştıralım' temalı toplantılardan birini daha izleme fırsatı buldum.
İstanbul'da yapılan konferansın başlığı 'Avrupa Müslümanları' idi, ama
asıl konu, yine, Müslümanlarla 'Batı'yı barıştıralım meselesi idi.
Avrupa'da göçmen olarak giden ve birkaç nesildir oralarda yaşayan
Müslüman nüfusun binbir sorunu var. Ben İngiltere başta olmak üzere, bu
ülkelerde yaşanan sorun ve tartışmaları yıllardır izliyorum. Gerçekten
üzerinde uzun uzun düşünülmesi tartışılması gereken çok konu var.
İngiltere'de bu tartışmalar, Humeyni'nin Salman Rüşti hakkında verdiği
ölüm fetvası ile doruğa çıkmıştı, ancak, 11 Eylül'den sonra bu
tartışmalar farklı bir boyut kazandı. Bu da son derece doğal, ama mesele
sadece bu değil. Çünkü, bu tarihten sonra mesele hızla, 11 Eylül bahane
edilerek, 'terörle savaş' adı altında başlatılan saldırgan emperyal
politikaların meşrulaşması/ meşrulaştırılması eksenine oturtuldu.
Tam da bu nedenle, söz konusu konferans dolayısıyla Türkiye'ye davet
edilen isimler ve söyledikleri son derece önemli mesajlar
barındırıyordu. Bir kere, tüm benzer toplantılarda olduğu gibi, bu
toplantılarda da yapılan konuşmalar sanki, Irak işgali gibi yakıcı bir
konu hiç olmamış gibi, dünya bir gül bahçesiymiş de, Müslümanlarla
'Batı' arasındaki sorun, bir 'farklılıklarla bir arada yaşama' ve
'höşgörü kültürü'nü yaymak meselesiymiş gibi ikiyüzlü bir zeminden
hareket eden konuşmalardı. Önemli davetlilerden, şeyh Yusuf Al-Quradawi,
çiçek, böcek edebiyatı üzerine kurduğu uzun konuşmasında bir kez bile
Irak'tan bahsetmediği gibi, 'evet, Haçlılardan sömürge dönemine, tarihte
birçok şey oldu ama gelin bunları unutalım' çağrısında bulundu. Evet
Haçlılar falan çok geride kaldı, bugün olanları anlamamız için
açıklayıcı tarafları yok, ama sömürge dönemini neden gelin unutalım?
Bence gelin unutmayalım, unutturmayalım, unutturulmasına izin
vermeyelim, çünkü halihazırda sadece Müslüman coğrafyası değil, tüm
dünya çok ciddi ve gaddar bir emperyal saldırıya maruz kalmış vaziyette.
Bu koşullar altında unutmak/unutturmak, barışa değil ama emperyalist
politiklara hizmet edecek. Tıpkı daha önce olduğu gibi. Daha önce de,
emperyalistler şeyhlerle, emirlerle işbirliği yapıp, milyonların
kaderiyle oynadılar. Üstelik, iş sömürgecilik dönemiyle bitmedi, Soğuk
Savaş döneminde de, Müslümanlar üzerinden politika yapanlar benzer bir
işlev yüklendiler.
Barış mesajı bu kirli işbirliği çerçevesinde telaffuz edildiği sürece
hiçbir karşılığı olmaz/olmayacak. Dahası, barış umudu, bu kirli resim
içinde boğulacak. Irak'ı işgal edenlerle kol kola gezenlerin verdiği
mesaj ne olursa olsun, buna isyan eden insanlar tam tersine savrulacak,
başka kirli işbirliklerinin tuzağına düşecek.
Bu adamlar bunun farkında mı, umurlarında mı bilemem ama hepimizin
umurunda olmalı.
11 Eylül'den hemen sonra apar topar Bush'un ofisine davet edilen, 'şeyh'
Hamza Yusuf kimi neye ikna edebilir? Son zamanların parlayan yıldızı
Tarık Ramazan, söylediği birçok şey son derece makul olmasına rağmen
Blair'e yakınlığı yüzünden samimiyse bile kimseye derdini anlatamayacak.
Böyle olması da çok doğal. İnsanlar, Afganistan'ı tarumar eden, Irak'ı
yerle bir eden, yüz binden fazla insanın ölümünden sorumlu politikacılar
bu adamlara neyi danışıyor diye sormaz mı? Kerametleri neyse, tüm bu
felaketlere bir nebze olsun çare olamamış danışmalar neyin nesi diye
öfkelenmez mi? Bu adamlar mı, barış kültürünün önderliğini yapacak,
dünya yanarken, Avrupa'da yaşayan Müslümanlarla, Batılı değerler
arasında uzlaşma sağlayacak? Hem hangi Batı? Benim söylediklerimi
üstelik çok daha yüksek sesle söyleyen Batılılar var, bir de gidip
onlarla tartışsınlar, aksi takdirde İslam'ın da, Batı'nın da ipini
pazara çıkarmaktan başka bir işlevleri olmuyor/olmayacak.
Sarıklı dolaşmakla, isminin önünde şeyh olmasıyla, konuşmaların başında
Bismillah çekmekle Müslümanları tavlayacaklarını düşünüyorlarsa
yanılıyorlar, yaptıklarının veballeri büyük, hesabını ahirette Allah'a
verirler, en büyük hüküm verici odur, orası öyle, ama unutmayalım bizim
de, onlar oraya göçmeden, emperyalist politikaların önünü açma
işlevlerini sorgulamak gibi bir mükellefiyetimiz var. |