|

İslam'ın Yumuşaması Savaşla Durduruldu
Neşe Düzel/24.07.2006/Radikal
• Bu
yaşanan, siyasal İslam'ın ılımlılaşması sürecidir. Hizbullah, Müslüman
Kardeşler, Hamas... Parlamento grupları dünya gerçeğiyle karşılaşınca
silahlı örgütlerine yabancılaştılar
• Hamas tam bölünecekken savaş çıktı. Hamas'ın siyasi kanadı İsrail'e
taviz verecekti ki, silahlı Hamas devreye girdi. Şimdi savaş
İsrail-Filistin sorununu 91'in gerisine götürdü
• Şii egemenliği 800 yıl sonra geri dönüyor. Ortadoğu'dan Pakistan'a,
Azerbaycan üzerinden Hazar'a, Tacikistan'a uzanan 800 milyon nüfuslu
'Şii hilali' ortaya çıkmak üzere .
NEDEN? Bülent Aras
Dünyanın belki de en büyük yeraltı zenginliklerine sahip olan
Ortadoğu aynı zamanda dünyanın en sorunlu bölgesi. Ortadoğu halkı sahip
olduğu zenginlikle huzurlu ve güvenli bir hayat kurmayı bir türlü
başaramıyor. Savaş ve acı, bu bölge için sanki kaçınılmaz bir kader. Ne
zaman barışa doğru bir adım atılsa, bölgenin savaştan beslenen unsurları
devreye giriyor ve bölgenin şahinleri toplumları kışkırtacak eylemler
düzenliyor. Son günlerde Ortadoğu'da bütün dünyayı tedirgin eden bir
savaş süreci başladı gene. Bu kez bu savaşı kimin, ne amaçla
kışkırttığını, niye bölgedeki örgütlerin ve ülkelerin barış sürecini
kesmek istediğini, neden İsrail'in bu kadar şiddetli bir karşılık
verdiğini, bunca insanın ölümüne yol açan çatışmalardan kimlerin ne tür
çıkarlar umduğunu Ortadoğu üzerine çalışmalar ve yayınlar yapan Işık
Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Doç. Bülent
Aras'la konuştuk.
Tam Ortadoğu'da barış ümitleri belirmişti ki birden bütün bölgeyi içine
alabilecek büyük bir savaşın eşiğinde bulduk kendimizi. Ne oldu? Barış
ihtimali nasıl bir anda savaşa dönüştü?
Ortadoğu'da savaş ihtimali her zaman vardır. Barış ve savaş Ortadoğu'da
hep yan yanadır. Son dönemde Filistin'de bir gelişme yaşanıyordu.
Seçimlerle Filistin'de hükümet olan Hamas'ın siyasi lideri Haniye ile
Filistin Kurtuluş Örgütü'nün siyasetteki uzantısı olan Filistin Devlet
Başkanı Mahmud Abbas arasında bir uzlaşma ihtimali ortaya çıkmıştı. Yani
Filistin siyasetinde ilk kez bir uzlaşma olacaktı ve Hamas da FKÖ gibi
bir şekilde 'iki devlet' modelini kabul edecekti. Bu da Filistin'le
İsrail'in konuşma masasına oturabilmesi demekti. İşte Hamas iki devletli
çözüme tam razı olmak üzereydi ki...
Ne oldu? Barış ihtimali niye çöktü?
Tek bir Hamas yok çünkü. Birkaç Hamas var. Bir tarafta Filistin'de
Haniye'den ve parlamenterlerden oluşan siyasi bir Hamas var. Öbür
tarafta da silahlı bir Hamas var. Hamas için iki devletli çözümü kabul
etmek çok zor bir aşamaydı.
Niye?
Çünkü bugüne kadar Hamas, İsrail'in işgal ettiği topraklardan
tamamen çekilmesini ve İsrail devletinin ortadan kaldırılmasını
istiyordu. Hamas'ın varoluş sebebi, FKÖ'nün ve Yaser Arafat'ın verdiği
tavizleri İsrail'den geri almaktı. Arafat, İsrail'in Filistinlilerden
aldığı toprakların artık İsrail toprağı olduğunu bir şekilde kabul
etmişti. Hamas ise '1967 Savaşı'ndan önceki duruma döneceğim' diyordu.
Ama Hamas'ın siyasetteki kanadı uluslararası ve ülke realiteleriyle
karşı karşıya geldi ve kendisi de tam taviz vermek üzereydi ki radikal
Hamas devreye girdi ve yeniden ortaya çıkan bir savaş ortamı bizi
1991'in bile gerisine götürdü. Tabii bir de şu var. Şu anda İran ve
Suriye, Filistin sorununu, kendi çıkarlarına kullanıyorlar.
Hangi açıdan kullanıyorlar?
Filistin-İsrail sorunu ne zaman yükselse, dünyanın İran ve Suriye'ye
ilgisi azalır. Filistin ve İsrail çatışması Ortadoğu'daki diğer ülkeler
ve sorunlar için bir paratonerdir ve dikkatler hemen Filistin sorununa
kayar. Nitekim son G-8 toplantısının esas gündemi İran ve Suriye
olacaktı. İran'daki nükleer faaliyet ve Suriye'de rejim değişikliği
konuşulacaktı. G-8'de bunlardan hiç bahsedilmedi. Tümüyle İsrail eksenli
bir toplantı yapıldı.
Hamas, sadece silahlı bir örgüt değil. Aynı zamanda Filistin'de seçimle
işbaşına gelmiş siyasi bir parti. İsrail askerini kaçıranlar, Filistin
hükümetinin yandaşları mı oluyor bu durumda?
Hayır. İsrail askerini kaçıranlar Hamas'ın iktidardaki kanadının
yandaşları değil. Hamas'ın silahlı kanadının işi bu. Çünkü Hamas'ın
radikal kanadı kendisini dünya tarafından kuşatılmış hissediyordu. Şu
anda silahlı Hamas'ın dünyadaki tek dostu İran ve daha küçük sorumlu
olarak da Suriye. Ortadoğu'da örgütlerle ilgili bir gerçek var.
Nedir bu gerçek?
Hizbullah'ın Lübnan, Müslüman Kardeşler'in Mısır, Hamas'ın da
Filistin parlamentolarında grupları var. Bu gruplar, günlük siyasette
ülke ve dünya gerçekleriyle karşılaştıklarında, hızla kendi örgütlerine
ve tabanlarına yabancılaşıyorlar. Muhalefetteki radikalliklerini,
düşmanlıklarını sürdüremiyorlar, ılımlılaşıyorlar. Aslında bu,
Ortadoğu'daki siyasal İslam'ın dönüşme ve değişme sürecidir. Radikal
örgütlerin siyasi kanatları iktidarda uluslararası toplumun kabul ettiği
ölçüleri benimseyerek ılımlılaşıyor.
Siyasal İslamcıların örgütleri iktidarda parçalanıyorlar mı?
Evet parçalanıyorlar ve siyasi kanattaki bu ılımlılaşma, örgütün silahlı
kanadını daha da sertleştiriyor ve radikalleştiriyor. Hamas'ta da böyle
oldu. Örgüt tam parçalanma ve bölünme arifesindeyken, savaş çıktı ve
Hamas'taki dönüşüm ve ılımlılaşma süreci kesildi. Şimdi siyasi kanatla
askeri tekrar birlikte hareket etmeye başladı. Eski Hamas'a yeniden
dönüldü. Şu anda Gazze ve Batı Şeria bu haldeyken, Hamas'ın bakanlarının
yarısı İsrail'in eliydeyken, Hamas bu ılımlılaşmayı sürdüremezdi.
Bu son olaylar Hamas'ın Filistin'deki siyasi gücünü nasıl etkiledi
peki?
Artırmadı ama geriletmedi de.
İsrail, askerinin kaçırılmasına çok sert ve genel inanca göre 'orantısız
bir şiddetle' cevap verdi. Peki Hamas tam yumuşarken, İsrail neden
savaşı tırmandırmak isteyen bir davranış biçimi sergiledi?
İsrail'de iktidar hep çok parçalıdır. Siyasal elitle güvenlik eliti
arasında her zaman ciddi bir uçurum vardır. İzak Rabin ve Ariel Şaron
örneğinde olduğu gibi zaman zaman güvenlik eliti ordudan ayrılıp sivil
siyasetin en tepesine geçer ve yumuşar, barış için en radikal adımları
atar ama... Ordu siyasi çözüme karşı çıkar, siyasetçinin durumu
algılayamadığını söyler ve sorunu askeri tedbirlerle çözmek ister. Şu
anda da İsrail'de inisiyatif siyasetçilerin elinden orduya ve
güvenlikçilere kaydı. Ve tüm Ortadoğu savaşın eşiğine geldi.
Devlet, politikacı ve halk, İsrail'in gösterdiği tepkiyle ilgili fikir
birliği içinde mi yoksa İsrail'de de bölünmeler var mı?
İsrail'de devasa bir bölünmüşlük var. Şu anda bir savaş durumu olduğu
için bu eleştiriler doğrudan orduyu hedef almıyor ama yapılanların
yanlış olduğuna dair hükümete ve güvenlik eksenli politikalara yönelik
'biz nereye itiliyoruz, uzun dönemde bunun sonucu ne olacak' diye
parlamentoda ve medyada çok ciddi eleştiriler var. Ama İsrail
siyasetinin sonunda her zaman rasyonel çözümü bulan bir mekanizması
vardır.
Nasıl bir mekanizma bu?
İsrail'de her zaman başlangıçta küçük bir olaydan çok büyük bir
güvenlik sorunu doğar. Bu güvenlik sorunu tırmanır ve İsrail'e en fazla
zararı vereceği noktaya geldiğinde, siyasilerin ve sivil toplumun
baskısı devreye girer, zararın telafi edilmesinin yolu açılır. Mesela
İsrail'in kendi etrafına ördüğü duvar sorunu çok tırmandırmıştı. Hemen
arkasından siyasal irade duvar sorununu geride bırakacak bir hamleyle
devreye girdi ve Gazze'den çekilmeyi gündeme getirdi.
Bu savaştan sonra da mı büyük bir barış hamlesi olacak sizce?
Eğer geçmişteki rasyonellik devam ederse evet yumuşama olacak.
Mesela İsrail'in Batı Şeria'dan çekilme girişimi olabilir bu adım. Ama
biz tabii bir hafta önce İsrail'in Lübnan'ı vuracağını da tahmin
etmiyorduk. Ortadoğu'da savaş çıkmaz, çıkamaz diyemezsiniz hiçbir zaman.
Tam tersi, bölgesel bir savaş da çıkabilir tabii.
Peki İsrail savaşı tırmandırmaktan ne umuyor?
Askeri kanat güvenliği sağlamayı umuyor. İsrail'in yaşamsal çıkarlarına
yönelik bir tehdidi kaldırmaya, terör sorununu çözmeye çalışıyor o
kadar.
Hamas, İsrail'i ne amaçla kışkırttı sizce?
Hamas'ın radikal kanadı çaresizlik, kuşatılmışlık içindeydi ve
kışkırtıldı. Öncelikle İran ve sonra da Suriye tarafından kışkırtıldı.
İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad bunun sinyallerini önceden verdi. En sert
açıklamalarını Filistin ve İsrail'le ilgili yaptı. Çünkü İran'ın nükleer
sorun nedeniyle kendi üzerindeki ilgiyi dağıtmasının tek yolu Filistin
sorununun tırmanmasıydı. Sorunun tırmanması Ahmedinecad'a çifte kazanç
getirdi. Hem İran'la ilgili nükleer tartışmayı unutturdu hem de
kendisini İslam dünyasının en cesur en güçlü lideri, hamisi gibi
yansıttı.
Hamas'tan sonra harekete geçen Lübnan'daki Hizbullah örgütü iki israil
askerini kaçırdı. Böylece savaş Lübnan'a da sıçradı. Hizbullah ne amaçla
yaptı bunu?
Burada da Hizbullah'ın radikal kanadı harekete geçti. Filistin'deki
çaresizliğe müdahale etti. Lübnan Hizbullah'ı hem Şii olması hem de
geçmişteki ilişkileri nedeniyle, İran'a Hamas'tan daha yakındır.
Hamas-Hizbullah-İran ve Suriye ittifakı vardır Ortadoğu'da.
Hamas örgütünün askeri kanadının lideri Suriye'nin başkenti Şam'da
yaşıyor. Bu durum da zaten, Hamas'ın Suriye tarafından desteklendiğini
gösteriyor. Suriye, istese Hamas'ı durdurabilir miydi?
Suriye sadece Hamas'ın Suriye içindeki varlığını durdurabilir. Ama
Hamas'ın tamamını durduramaz. Suriye Hamas'ı ve lideri Meşal'i İsrail'e
karşı bir g üç olarak kullanıyor, destekliyor. Suriye küçük bir ülke.
Rezervi yok, askeri ve ekonomik gücü yok. Nüfusu az. Suriye, bölgedeki
yumuşak karınlarla oynayarak, yani Hamas, Hizbullah gibi radikal
gruplarla, terör örgütleriyle oynayarak bölgede siyaseten güçlü olmaya
çalışıyor. Irak'taki Sünni radikal grupların büroları da zaten
Suriye'de. Abdullah Öcalan da Suriye'deydi. Şu anda İran, Hamas üzerinde
Suriye'den çok daha belirleyici. Ama İran da Hamas'ı durduramaz. Hamas'ı
sadece Filistin içi dengeler durdurabilir. Kısa vadede Hamas'ı
durdurabilecek unsur yok.
Suriye savaşın büyümesini istiyor mu peki?
İstemiyor. Suriye'ye girilmeden, Lübnan'ın güneyinde kalacak şekilde
çatışmaların sürmesini hem Suriye hem İran istiyor. Çünkü İran bu sayede
dünyayla nükleer sorununu Ağustos'a kadar erteledi. Nükleer programını
rahatça sürdürebilmek için bir zaman kazanma politikası uyguluyor İran.
Bu yüzden İsrail-Filistin sorununu ağustosta tekrar kaşıyıp yeni bir
problem çıkarabilir.
İsrail, Suriye'ye saldırır mı?
Hizbullah'a bağlı bu. Hizbullah'ın elinde 12-15 bin füze olduğu
söyleniyor. Şu anda da bir yıpratma savaşı yaşanıyor. Eğer ağır bir füze
saldırısıyla Hizbullah işi topyekûn bir savaşa çevirirse, İsrail'in
Suriye'ye girmesi kaçınılmaz olur. Ama ben hem İsrail içi, hem bölgesel
hem de uluslararası dengelerin devreye girip bu işi yumuşatacağını
düşünüyorum. Yine de Ortadoğu'da savaş için 'olmaz' da diyemezsiniz
hiçbir zaman.
İsrail Suriye'ye saldırırsa sonuç ne olur sizce?
Eğer saldırı öyle bir-iki terörist hedefi vurmak değil de büyük
olursa, bu iş Suriye'yle kalmaz. Ortadoğu'da büyük bir savaş çıkar. Bu,
1967 ve 1973'teki gibi bölgesel bir savaş olabilir. Ama Irak bu
haldeyken ABD böyle bir savaşa izin vermez. İsrail'in Suriye'yi vurması,
İran'ın da savaşa girmesi demektir. İran savaşın hızla kendine
sıçrayacağını bilir çünkü.
Dünya savaşı olur mu peki?
Hayır. Büyük güçlerin bizzat savaşa girmesi zordur. Bir kere Rusya
savaşın olmaması için bütün müdahaleyi yapar. Rusya nükleer işinde
İran'ın en büyük müttefiki. Bu işbirliğinden 20-30 milyar dolar
kazanıyor Rusya. Ayrıca İransız bir Rusya bölgede çok zorda kalır.
Rusya'nın şu anda İran'ı kaybetme lüksü yok. İran'ı kaybettiği anda
Rusya, 'gri Asya' siyasetini, yani Güney Asya, Afganistan, Pakistan,
Hindistan, Ortadoğu ve Hazar siyasetini yeniden yapılandırmak zorunda
kalır. Rusya'nın İran'la bu üç bölgede de ciddi bir işbirliği var.
Nasıl bir işbirliği bu?
1200'lerden yani Hatimi'ler döneminden beri İslam dünyasına Sünniler
hâkim. Hatimi'lerden bu yana ilk kez Şiilik bu coğrafyada egemen güç
olma imkânını yakaladı. Psikoanalitikte 'bastırılmışın geri dönüşü' diye
bir teori vardır. Bu geri dönüşler hep daha şiddetli olur. Yüzyıllardır
şiddetle bastırılmış olan Şiilik şimdi geri dönüyor. Suudi Arabistan'da
bile artık muhalefet baş gösteriyor. Irak bölünmezse Şiilerin yönettiği
bir devlet olacak.
Bölünürse?
Bölünürse de bir Şii devleti ortaya çıkacak. Bahreyn'de Şii çoğunluk
var. Lübnan'da Hizbullah bir şekilde iktidarda. Ortadoğu'dan Pakistan'a,
Azerbaycan üzerinden Hazar'a, Tacikistan'a kadar uzanan 700-800 milyon
nüfuslu bu büyük coğrafyada bir 'Şii hilali' ortaya çıkmak üzere.
Bu coğrafyada en zengin petrol ve doğalgaz rezervleri var, enerji
yolları var. İran, Şiiler üzerinde büyük ağırlığı olan en güçlü Şii
ülkesi bu bölgede. İran'a yönelik bir savaş olursa, geçmişteki OPEC
ambargoları gibi petrol fiyatlarını fırlatacak bir Şii petrol ve
doğalgaz ambargosuyla karşılaşabiliriz.
Türkiye, İsrailli askeri kaçıran Hamas'ın askeri kanadının liderini
Ankara'da ağırlamıştı.
O ziyareti de göz önüne alarak bir değerlendirme yaparsak, Türkiye'nin
bu çatışmada pozisyonu ne?
Türkiye bölgede kendisini 'sivil ekonomik güç' olarak lanse ediyor ve
zaten ancak öyle etkili ve güçlü olabilir. Böyle bir güç de tamamen
Türkiye'nin AB sürecini sürdürmesine bağlı. AB sürecinden kopmuş Türkiye
bölgede etkili olamaz. Bugün Ortadoğu bölgesinde iki tane istikrarlı
ekonomik havza var. Biri, Dubai, Katar'ın da oluşturduğu Körfez
İşbirliği Konseyi denen havza. Diğeri Türkiye. Şimdi bu iki ekonomik
havza arasında ilişkiler gelişiyor. Bunu sadece Arap sermayesi olayı
gibi algılamamak lazım. Bu aynı zamanda İran'ı dengeleme girişimidir.
İran'ı nasıl dengeleyecek?
Bu iki havzanın arasında İran, Irak, Ürdün, Suriye, Filistin ve
İsrail'e kadar uzanan istikrarsız bir şerit var. Eğer Türkiye AB
sürecinde yürürse, istikrarlı bir ekonomik havza olabilir. Ve bölgede
örnek teşkil edebilir. Bu arada Türkiye Suriye'yi uluslararası topluma
kazandırma yönünde çaba harcar ve Suriye'nin terörle bağı kesilirse,
Suriye'deki durumun değişmesi Hizbullah'ı ve Hamas'ı da değiştirebilir.
Lübnan'ın Hizbullah karşısındaki etkisizliğinin bir sebebi de Suriye
korkusudur çünkü. Hatırlayın Lübnan daha düne kadar Suriye'nin işgali
altındaydı. Hizbullah'ın hamisi İran ve Suriye'dir.
Başbakan Erdoğan İsrail'i açıkça eleştiriyor. Bu eleştiriler ilişkileri
nasıl etkiler?
İyi etkilemiyor. Türk-İsrail ilişkilerinde çok yüzeye çıkmayan derin bir
kriz var. 90'ların sonundaki gibi değil ilişkiler. O dönemde iki ülkenin
birbirinden beklentisi çok yüksekti. Şimdi ilişkiler daha gerçekçi.
Türkiye hâlâ arabuluculuk yapabilir. Bu, Türkiye'nin ne götüreceğine ve
İsrail'in bunu kendi çıkarına uygun bulup bulmayacağına bağlı. |