Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 332 | Ağustos  2006

                   

 

 


Susurluk'tan Şemdinli'ye…

Mehmet Altan/30.07.2006/gazetem.net

Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel…
Eski Başbakan ve DYP eski Genel Başkanı Tansu Çiller…
İçişleri eski Bakanı ve DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar…
Güneykurmay eski Başkanı Doğan Güreş…
Jandarma eski Asayiş Bölge Komutanı Hasan Kundakçı…
Diyarbakır eski İl Alay Komutanı Albay Eşref Hatipoğlu…
Bu neyin listesi?
İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Susurluk Davası ile ilgili olarak tanık olarak dinlenmesine karar verdiği kişilerin isimleri…
Bu tanıkların dinlenmesini kim istiyor?
Susurluk Davası'nın kilit isimlerinden biri olan eski DYP milletvekili ve aşiret lideri Sedat Bucak…
Neden?
Çünkü Sedat Bucak'ın avukatları bu tanıkların dinlenmesi halinde davanın "Kendi lehlerine" sonuçlanacağına inanmakta…
Avukat Şevket Küçük, inancını şu cümlelerle pekiştiriyor:
"Talep ettiğimiz isimler, olayla bağlantıları olan kişilerdir. Lehimize delil sunmamız ve davayı kazanmamız için bu tanıkların mutlaka dinlenmesi gerekir. Davada eksik olan tek konu, bu kişilerin ifadelerine yer verilmemesiydi."
Telle adam boğma…
Eroin kaçakçılığı…
Rüşvet…
İnanılmaz bir skandalın temel sanıklarından birinin mahkemeye "Beraat etmek" umuduyla tanık olarak talep ettiklerinin listesine bakın…
Demokratik hukuk devletinde olacak, işitilmeyecek hatta görülüp, işitilse de inanılacak iş mi?
* * *
AK Parti, Şemdinli Davası'nın üzerine gitmeyerek yada "gittiği yere kadar gidilecek" deyip, daha sonra Van Savcısı'nın meslekten men edilmesine yeşil ışık yakmasıyla çok büyük prestij daha da önemlisi güç kaybetti…
Hatta iktidarını yitirdi bile denebilir…
Hatırlarsanız aynı şeyi Necmettin Erbakan yapmış, Susurluk için " Fasofiso" demişti…
TBMM Susurluk Komisyon Raporu Susurluk Skandalı'nın devletin içindeki nasıl yaygın bir ur olduğunu göstermekle kalmadı, Sedat Bucak'ın gösterdiği "Tanıkların" kimliği de bu resmi cilaydı.
Bunun "Fasafiso" değil, İttihatçı geleneğin bir uzantısı olduğu bir kez daha güncelleşerek anlaşılmakta…
O zamanlar Necmettin Erbakan hükümeti, demokrasiyi ve hukuku kerteriz alan bir çizgiyi izliyor olsaydı, bu olayı çözerek ömür boyu iktidar olmayı garanti edebilirdi. Ama o bezlerde tarakları yoktu…
Şemdinli'de hüzün verici bir basiretsizlik gösteren AK Parti için şimdi yeniden bir umut doğuyor.
Susurluk'taki bu gelişmeleri izleyip, gerekenlerin yapılması için gerekli güven ortamına yardımcı olacaklar mı?
Hukukun gücünün Türkiye'de objektif bir şekilde işleyecek gerekli zemine doğru adım atılabilecek mi?
Yoksa, asker susmayan savcının meslekten atılması gibi skandalın ve rezaletin egemenliği devam edecek mi?
Sedat Bucak'ın Susurluk Olayı ile ilgili mahkemeye önerdiği ve dinlenmelerine karar verilen tanık listesi, AK Parti için de, demokratik bir hukuk devleti olmamızı isteyen herkes için de bir şanstır…
Susurluk konusunun yeniden üzerine giderek asıl suçluları bulan Şemdinli'yi de çözecek bir güven yeniden erişir çünkü.. Neden?
Çünkü Türkiye rüştünü ispat eder, gerçek evrensel hukuka uygun demokratik bir cumhuriyet olduğunu ispatlar…
Bakalım, göreceğiz… Mevlam ne eyleyecek?

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...