|

Türkler Niçin Araplardan Daha Çok Batı Düşmanı?
Semih İdiz/22.06.2006/Milliyet
Suriyeli dostum infial içinde, "Şu Araplara bak. Lübnan yok oluyor,
seslerini çıkarmıyorlar" diyor. Ardından, başta Başbakan Erdoğan olmak
üzere, İsrail'e gösterdikleri tepki nedeniyle Türklere iltifatlar
yağdırıyor.
Dostum, Suriye Devlet Başkanı Başar Esad'ın şu anda Araplarla değil,
sadece Erdoğan'la irtibat içinde olduğunu da söylüyor. Türkiye ile
ilişkilerin ülkesi açısından önemi giderek artan bir "stratejik değer"
taşımaya başladığını belirtiyor.
Ancak, merakını yansıtmadan da edemiyor. "Türkler niçin Arapların
yapmadığını yapıyorlar?" diye soruyor. "Batı ile önemli çıkar ilişkiniz
varken niçin kraldan daha kralcı davranıyorsunuz?" demeye getiriyor.
Hıristiyan karşıtlığı
Gerçekten de, Türkler niçin Araplardan daha çok Batı düşmanı? Hıristiyan
karşıtlığı Türkiye'de niçin hiçbir Arap ülkesinde görülmeyen düzeyde?
Ve, tabii ki, böyle bir Türkiye nereye gidiyor? Bunların özellikle şu
sıralarda çok sorulacağı kesin.
Bu arada, İran'ın Ankara Büyükelçisi Firuz Devletabadi'den de önemli
açıklamalar geliyor. Cihan Haber Ajansı'na konuşan Devletabadi, Kuzey
Irak'a karşı yapacağı bir askeri operasyonda Türkiye'ye yardım etmeye
hazır olduklarını söylüyor.
Washington'un böyle bir operasyon konusundaki tavrını "çifte standart"
olarak tanımlayarak, "PKK'nın Türk ordusuna karşı saldırılarına kapıyı
aralayan Amerika ve İsrail'dir" diyor.
Büyükelçi ayrıca, Saadet Partisi'nin Diyarbakır'da düzenlediği dev
"İsrail'i telin mitingi"ne de işaret ederek, bunun "Güneydoğu Anadolu'da
izledikleri stratejiye rağmen, Kürtlerin İsrail'e duydukları kızgınlığı
ortaya koyduğunu" kaydediyor.
Memleketteki "haletiruhiye" düşünüldüğünde, hem Suriyeli dostumun hem de
İran Büyükelçisi'nin "damardan giren" bu sözlerinin bizde memnuniyetle
karşılanacağı aşikâr.
Bu durumda, Saadet Partisi'nin Diyarbakır mitinginin "içeriye dönük" bir
gövde gösterisi olduğunu anlatmaya çalışmanın bir yararı yok.
Erdoğan'ın, Hizbullah ile Hamas'tan hiç söz etmeden, İsrail'e karşı
-Arapları bile geride bırakan- sert söylemiyle hedeflediği kesimin belli
olduğunu söylemenin de bir yararı yok.
G-8'lerin Hamas ve Hizbullah'ı son krizden sorumlu tuttuğu; bu "din
eksenli" örgütlerden çekinen Arapların, İsrail vahşeti karşısında sessiz
kalmayı tercih ettikleri; "İslamofobi" ile boğuşan AB'nin de cılız
kaldığı bir dönemde bu şekilde öne atılması, Ankara'nın yeni dış
politika yönelişleri hakkında da ipuçları veriyor.
Suriye ile 'örtüşme'
Kısacası, Batı'dan yavaş yavaş uzaklaşan Türkiye'nin "stratejik
çıkarları"nın Suriye ve İran gibi ülkelerle daha fazla "örtüşmeye"
başladığı gözden kaçmıyor. Bu ülkelerin yakın geçmişte PKK'ya
sağladıkları büyük destek nedeniyle onca şehit vermiş olmamızın da bir
önemi kalmıyor.
Gelişen "stratejik ortaklıklar" bu tür ayrıntıları unutturmaya yarıyor.
"Batı'yı bırakıp Rusya ve İran gibi ülkelerle stratejik ilişki kuralım"
diyen eski MGK Genel Sekreteri Tuncer Kılınç Paşa'yı burada anmadan
edemiyorum. Gerçekten öngörülüymüş de biz anlayamamışız. |