|

Zalime karşı mazlumdan yana, onurlu
bir duruş
Ruşen Çakır/31.07.2006/Vatan
Bir ülke bir
savaşta sivilleri neden öldürür?
1) Kazayla;
2) Karşı tarafı dehşete düşürüp teslim olmasını sağlamak için;
3) Kazanamayacağını veya kaybettiğini anlayınca öfkeden.
İsrail, Lübnan'da sivillere yönelik saldırılarını hep "kaza" diye
geçiştirmeye çalışıyor. Nasıl olsa ABD'nin kayıtsız şartsız desteğine,
otoriter ve totaliter Arap rejimlerinin onayına sahip ve uluslararası
kamuoyu da şaşırtıcı bir şekilde ilgisiz.
İsrail başlangıçta sivillere saldırarak Lübnan halkıyla Hizbullah'ın
arasını açmak, hatta mümkünse bir iç savaş çıkartmak istedi. Ama
sivillere yönelik son katliamlar israil'in gücünü değil çaresizliğini
gösteriyor. İsrail belli bir strateji gereği değil, intikam duygularıyla
hareket ediyor.
Dünün tezkerecileri
İsrail, elindeki ve arkasındaki onca güce rağmen bir kez daha Lübnan
batağına saplanmak istemiyor. Bu nedenle kendi savaşını bir süre sonra
başkalarına devretmek arzusunda. Ve gözler Türkiye'ye çevriliyor.
Tıpkı İkinci Tezkere arifesini yaşıyoruz. Dünün tezkerecileri, kısa süre
öncesine kadar Ankara'nın Ortadoğu'da arabuluculuğa soyunmasına "Ne
işimiz var!" veya "Boyumuzu aşar" diye karşı çıkıyorlardı. Bugünse
"Güney Lübnan'a Türk ordusu" sloganı atıyorlar. Bu sefer nasıl "bir
koyup üç alacaklar" ve hangi "masaya oturacaklar"; meçhul. Zaten kendi
içlerinde ikiye ayrılıyorlar:
1) "Hem Lübnan'a hem Kuzey Irak'a gidelim" diyenler;
2) "Lübnan'a gidersek Kuzey Irak'a gitmemize de gerek kalmaz" diyenler.
Birinci grupta ABD'den pek hoşlanmayan, hatta ondan nefret eden ama
Türkiye'nin Washington'a mecbur olduğunu düşünenler yer alıyor. Irak'ta
bir Kürt oluşumuna şiddetle karşılar. Türkiye'nin, ABD ile birlikte
hareket etmesi halinde Kuzey Irak'ı denetleyebileceğine inanıyorlar.
İkinci grupsa katıksız Amerikancılardan oluşuyor. Bunlar Irak'ta güçlü
bir Kürt oluşumun varlığını savunuyor, hatta bağımsız bir Kürt
devletinin de pekala olabileceğini düşünüyorlar.
Hizbullah'a rağmen olmaz
Dün tezkereye karşı çıkanlar geniş bir koalisyon oluşturuyordu:
Solcular, İslamcılar, milliyetçiler, ulusalcılar ve sadece insani
nedenlerle hareket edenler. Bugün de Ortadoğu'da ABD ve İsrail
politikalarına uzak durulmasını isteyenler geniş bir yelpaze
oluşturuyor. İçlerinde İsrail devletinin, hatta ABD'nin bile yok
olmasını isteyenler; Hizbullah ve Hamas'ın her terör eyleminden büyük
keyif alanlar; Suriye'de Baas rejiminin zulümlerine gözlerini
kapayanlar; İran'daki İslami otokrasiyi alkışlayanlar; Kürt olan herşeye
alerji duyanlar olduğu bir gerçek. Hatta "Lübnan yerine Kuzey Irak'a
girelim; gerekirse ABD ile de çatışalım" diyecek ölçüde gözleri
dönmüşler bulunduğu da bir sır değil.
Ama çoğunluğu bu kesimler değil, İsrail devletinin de varolma hakkını
savunan; Türkiye'nin Ortadoğu'da kalıcı bir barış için bağımsız
politikalar geliştirmesini isteyen; Kürt ve/veya Arap düşmanlığından
uzak durmaya çalışanlar oluşturuyor.
Dün tezkere karşıtlarının hepsine birden "Saddamcı" damgası vuranlar,
bugün kendileri gibi düşünmeyenleri "Hizbullahçı" veya "Hamasçı" olarak
nitelemeye başladılar bile.
Halbuki karşı çıkılan, Hizbullah'a rağmen ve ona karşı Lübnan'a asker
gönderilmesidir. İsrail ve ABD'nin yıllar boyunca halledemedikleri bir
sorunu bizlere çözdürmeye çalışmalarıdır. |