|

İnşirah*
Nihat Turan
Sana yapılan ihsanları
hatırla. Hani Rabb'in seni sıkıntılarınla cebelleşirken görmüştü de
acımıştı. Hani dış baskılar karşısında ruhunun mağarasına kapanmıştın da
ruhun sana yüz cevirmişti. Öylece çöküp kalmıştın yerinde. Toza dumana
karışmıştın. Dağınık ve bölük pörçük olmuştun. Sığındığın ve olanak
olarak gördüğün her sığınak zarar ve zifos sızdırıyordu. Elini kalbinin
üstüne koyarak, "Ey kalbim sabret. Katlan ve sancı. Kaderin keder
olmuştur." dediğin o günleri hatırla...
Yalnızdın. Mahsun ve mutsuzdun. Göğsün taşıdıklarını kime anlattıysan
dinlemiyorlardı. Sesin duyulmuyordu. Dilsiz kalmıştın. Dildaş arıyordun.
Dilhundun...
Göğsündekileri O biliyordu. Ve O'ndan başkasına açık değildi göğsün
sakladıkları. Yalnız ve yetimdin. Daralan göğüs dünyanda bir buhran
içindeydin. Buhar kaplamıştı her yanı. Etrafında olup biten hiçbir şeyi
görmüyordun. Gözün menzili sıfıra dayanmıştı. Öyle ki kendini bile
göremeyecek kadar pusa gömülmüştün. Kurtlar kokuna doğru gelirlerken sen
onlardan bihaberdin...
Ama senden haberdar olan birileri vardı. Ve senin adımların takip
ediyordu. Yalnızken, nefes alıp verirken, düş ve düşüncelerdeyken
seninle birlikte ikinci kişi olan biri vardı. İşte onu hatırla. Hatırla,
hani seni bu halden azat etmişti. Daralan ruhuna ve dünyana ferahlık
vermişti. Göğsündeki mikropları bir anda rahmetiyle dumura uğratmıştı.
O'nun rahmetiyle içindeki kurtçukları dışarı atmıştın. Etrafındaki
kurtlar sana yaklaşmadan pus içinden berraklığa taşınmıştın. Hatırla ve
hamd et. Hamdını hatırlatıcı ile yap. Kendine yapılanları anımsayarak
inşirahı avuçlarına al ve dara düşenlere taşı...
• kaynak: yitik kelimeler, yıl bir sayı bir |