Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 332| Ağustos  2006

                   

 

 


SELAM İLE...

Kıymetli okuyucularımız,

Bir önceki sayımızda "Dünya nereye gidiyor?" diye sormuş, gidişatı yorumlarken de, ABD güç bloğu, potansiyel tehditler arasında ilk sırayı alan İslam Dünyası ile "özel" olarak ilgileniyor, tespitinde bulunmuştuk. ABD ve Batı'nın kısa vadede kazanmış göründüğü mevzilere rağmen uzun vadede dünyaya ve insanlığa kan ve ızdıraptan başka bir şey veremeyeceğinin de altını çizmiştik. Nitekim tıpkı helvadan yaptıkları putlara seyahatleri boyunca tapan, acıkınca da onları yiyen putperestler gibi çağdaşları da kendi değerlerini, kendilerinin koyduğu kuralları ve çıkarları doğrultusunda oluşturdukları kurumları hiçe sayarak Filistin ve Lübnan da Hitleri aratmayacak bir vahşet ve zulüm örneği sergilemektedirler. Adeta dünyanın gözünün içine baka baka şunu dayatmaktadırlar ki, "biz güçlüyüz, (sözde), evrensel olarak sunduğumuz değerler, kurallar ve kurumlar, bizim çıkarlarımıza hizmet ettikleri sürece bir anlam ifade ederler yoksa hiçbir değer taşımazlar…". Zaten biz bu değerleri burjuvazinin çıkarları/kapitalizmin güçlenmesi adına ortaya koymadık mı!... ABD ve stratejik ortaklarından Terörist İsrail, eline geçirdiği bir bahane ile bir planı uygulamaya koymaya başladılar. "Taşların bağlandığı, köpeklerin salıverildiği bir dünyada…" Filistin ve Lübnan'a hedef gözetmeksizin saldırdılar. Amaçlarına giden her yolu mübah sayan yöntemleriyle "medeni" dünyanın büyük bir kısmının alkış tuttuğu, bir kısmının da bize de zararı olur mu diye cılız sesler çıkardığı bir dünyada mazlumların çığlıklarına cevap verebilecek beklenen güç ortada yoktu. İran destekli Hizbullah'ın tüm siyasi ve askeri başarılarının arkasında güçlü bir ses, bir dünya görüşü, arı- duru bir yaşam biçimi/ din ne yazık ki varlığını ortaya koyamıyordu. Zaten bu olabilseydi küfrün, global küfrün ne önemi olabilirdi ki. Nasıl çöreklenebilirdi bölgeye, nasıl leş kargaları gibi zenginliklerimize, topraklarımıza, en önemlisi de değerlerimize el uzatabilirlerdi… Vahşice saldırılarını ve sivil katliamlarını sürdüren hak - hukuk tanımazlıkta haddi aşmış İsrail bu kadar azgınlaşamazdı. Ve İsrail'i destekleyen ABD ve Batı, bunca katliama, zulme ve açık hukuksuzluğa rağmen İsrail'in kendini savunma hakkını kullandığı(?!) gerçeği ters yüz eden absürd bir açıklamayı güçlerini kullanarak yapamazlardı…
Bu sayımızda yer alan konular ise kısaca şöyle; KAVRAM bölümünde, çok önemli bir kavramı , Sırat-ı Müstakim'i ele aldık. DÜŞÜNCE yazıları bölümünde ise, Mehmet Durmuş, tam da global emperyalizmin gündemi etrafında toplanan ve evrensel değerleri öne çıkarmak adına Batı'nın önünü açmaya çalışan 11. Abant Konsili'ni her zamanki gibi değerlendirdi. BOP bağlamında Ortadoğu konusunu ele alan Abant Konsili'yle ilgili özgün tespitleriyle M. Durmuş, bu yazısında da sizlerin düşüncelerine tercüman olmaya devam etti. Ve ilim nedir, alim kime denir sorularına farklı cevaplar verdiği bazılarına yaptığı göndermelerle adeta ilim ehli olmanın ilkesel boyutlarını hatırlattı. Makyavelist maceralar başlıklı yazısı ile Atasoy Müftüoğlu da, her zamanki çizgisiyle düşüncelerini sizlerle paylaştı. Murat Kirişçi ise Hegomanya, İstikrar ve Sonrası başlıklı yazısında, günümüz dünyasını ve gelişmeleri anlamamıza yardımcı olacak bir kavramı dikkatimize sunmaktadır. Mustafa Bozacıoğlu'nun yazısı ise Bizim Özel Günlerimiz(!). Bu yazısında Bozacıoğlu "özel günlerin" mahiyetini ortaya koymaya çalıştı. Yine Mehmet Durmuş, o velud kalemiyle duygu yoğunluklu bir yazıya imza atmış oldu. Bu yazısında da Durmuş son günlerde tüm dünyanın gözleri önünde cereyan eden vahşete, katliama, zulme karşı direnen Hizbullah'a ve lideri Nasrullah'a yönelik değerlendirmelerine yer vermektedir. BİR KİTAP BİR ALINTI bölümünde de "Bir Üniversite de Rektör Seçimi"nin hikayesi anlatılırken, adeta meri kıpti sirkatini arzederken… anlamında bir rektörün anılarında bir bölüm dikkatinize sunulmaktadır. ÇEVİRİ Bölümünde ise Kamil Cengiz'in "İsrail Neden Çılgınca Davranıyor?" ve "Bilderberg Konferansları" adlı iki tercümesi yer almaktadır. SANAT-EDEBİYAT bölümünde de Ali Ayçil'in yazdığı "60'lı Yıllarda Üç Şair; Karakoç, Özel ve Zarifoğlu", Nihat Turan'ın "İnşirah", İsmail Bingöl'ün "Analar Bilirim" başlıklı yazı ve şiirleri yer almaktadır. MEKTUPLARA CEVAPLAR da “zamanın alimi, müceddidi” konularına açıklık getirmeye çalıştık. GÜNDEM bölümünde ise temmuz ayının gündemi ile ilgili önemli konuları işleyen yazıları bulacaksınız.
Bir sonraki sayıda buluşmak üzere hepinizi Allah'a emanet ediyoruz.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...