|

SELAM
İLE...
Kıymetli okuyucularımız,
Bir önceki sayımızda "Dünya nereye gidiyor?" diye sormuş, gidişatı
yorumlarken de, ABD güç bloğu, potansiyel tehditler arasında ilk sırayı
alan İslam Dünyası ile "özel" olarak ilgileniyor, tespitinde
bulunmuştuk. ABD ve Batı'nın kısa vadede kazanmış göründüğü mevzilere
rağmen uzun vadede dünyaya ve insanlığa kan ve ızdıraptan başka bir şey
veremeyeceğinin de altını çizmiştik. Nitekim tıpkı helvadan yaptıkları
putlara seyahatleri boyunca tapan, acıkınca da onları yiyen putperestler
gibi çağdaşları da kendi değerlerini, kendilerinin koyduğu kuralları ve
çıkarları doğrultusunda oluşturdukları kurumları hiçe sayarak Filistin
ve Lübnan da Hitleri aratmayacak bir vahşet ve zulüm örneği
sergilemektedirler. Adeta dünyanın gözünün içine baka baka şunu
dayatmaktadırlar ki, "biz güçlüyüz, (sözde), evrensel olarak sunduğumuz
değerler, kurallar ve kurumlar, bizim çıkarlarımıza hizmet ettikleri
sürece bir anlam ifade ederler yoksa hiçbir değer taşımazlar…". Zaten
biz bu değerleri burjuvazinin çıkarları/kapitalizmin güçlenmesi adına
ortaya koymadık mı!... ABD ve stratejik ortaklarından Terörist İsrail,
eline geçirdiği bir bahane ile bir planı uygulamaya koymaya başladılar.
"Taşların bağlandığı, köpeklerin salıverildiği bir dünyada…" Filistin ve
Lübnan'a hedef gözetmeksizin saldırdılar. Amaçlarına giden her yolu
mübah sayan yöntemleriyle "medeni" dünyanın büyük bir kısmının alkış
tuttuğu, bir kısmının da bize de zararı olur mu diye cılız sesler
çıkardığı bir dünyada mazlumların çığlıklarına cevap verebilecek
beklenen güç ortada yoktu. İran destekli Hizbullah'ın tüm siyasi ve
askeri başarılarının arkasında güçlü bir ses, bir dünya görüşü, arı-
duru bir yaşam biçimi/ din ne yazık ki varlığını ortaya koyamıyordu.
Zaten bu olabilseydi küfrün, global küfrün ne önemi olabilirdi ki. Nasıl
çöreklenebilirdi bölgeye, nasıl leş kargaları gibi zenginliklerimize,
topraklarımıza, en önemlisi de değerlerimize el uzatabilirlerdi… Vahşice
saldırılarını ve sivil katliamlarını sürdüren hak - hukuk tanımazlıkta
haddi aşmış İsrail bu kadar azgınlaşamazdı. Ve İsrail'i destekleyen ABD
ve Batı, bunca katliama, zulme ve açık hukuksuzluğa rağmen İsrail'in
kendini savunma hakkını kullandığı(?!) gerçeği ters yüz eden absürd bir
açıklamayı güçlerini kullanarak yapamazlardı…
Bu sayımızda yer alan konular ise kısaca şöyle; KAVRAM bölümünde, çok
önemli bir kavramı , Sırat-ı Müstakim'i ele aldık. DÜŞÜNCE yazıları
bölümünde ise, Mehmet Durmuş, tam da global emperyalizmin gündemi
etrafında toplanan ve evrensel değerleri öne çıkarmak adına Batı'nın
önünü açmaya çalışan 11. Abant Konsili'ni her zamanki gibi
değerlendirdi. BOP bağlamında Ortadoğu konusunu ele alan Abant
Konsili'yle ilgili özgün tespitleriyle M. Durmuş, bu yazısında da
sizlerin düşüncelerine tercüman olmaya devam etti. Ve ilim nedir, alim
kime denir sorularına farklı cevaplar verdiği bazılarına yaptığı
göndermelerle adeta ilim ehli olmanın ilkesel boyutlarını hatırlattı.
Makyavelist maceralar başlıklı yazısı ile Atasoy Müftüoğlu da, her
zamanki çizgisiyle düşüncelerini sizlerle paylaştı. Murat Kirişçi ise
Hegomanya, İstikrar ve Sonrası başlıklı yazısında, günümüz dünyasını ve
gelişmeleri anlamamıza yardımcı olacak bir kavramı dikkatimize
sunmaktadır. Mustafa Bozacıoğlu'nun yazısı ise Bizim Özel Günlerimiz(!).
Bu yazısında Bozacıoğlu "özel günlerin" mahiyetini ortaya koymaya
çalıştı. Yine Mehmet Durmuş, o velud kalemiyle duygu yoğunluklu bir
yazıya imza atmış oldu. Bu yazısında da Durmuş son günlerde tüm dünyanın
gözleri önünde cereyan eden vahşete, katliama, zulme karşı direnen
Hizbullah'a ve lideri Nasrullah'a yönelik değerlendirmelerine yer
vermektedir. BİR KİTAP BİR ALINTI bölümünde de "Bir Üniversite de Rektör
Seçimi"nin hikayesi anlatılırken, adeta meri kıpti sirkatini arzederken…
anlamında bir rektörün anılarında bir bölüm dikkatinize sunulmaktadır.
ÇEVİRİ Bölümünde ise Kamil Cengiz'in "İsrail Neden Çılgınca Davranıyor?"
ve "Bilderberg Konferansları" adlı iki tercümesi yer almaktadır.
SANAT-EDEBİYAT bölümünde de Ali Ayçil'in yazdığı "60'lı Yıllarda Üç
Şair; Karakoç, Özel ve Zarifoğlu", Nihat Turan'ın "İnşirah", İsmail
Bingöl'ün "Analar Bilirim" başlıklı yazı ve şiirleri yer almaktadır.
MEKTUPLARA CEVAPLAR da “zamanın alimi, müceddidi” konularına açıklık
getirmeye çalıştık. GÜNDEM bölümünde ise temmuz ayının gündemi ile
ilgili önemli konuları işleyen yazıları bulacaksınız.
Bir sonraki sayıda buluşmak üzere hepinizi Allah'a emanet ediyoruz. |