|

Kemalizm Gerilemeye Tekabül Eder
Gülay Göktürk/ 24.11.2006/ Bugün
Hele biraz
durun bakalım!
Cadı kazanlarını yakmadan, hain manşetleri atmadan önce biraz sakin olun
ve durup düşünün: Bir adam bir laf söyledi. Evet, Atatürk'ten -
Avrupalılar'ın diliyle söylemiş bile olsa- "adam" diye bahsetmesi bence
ciddi bir gaftı, hataydı. Bu konudaki kamuoyu duyarlılığını dikkate
alması gerekirdi.
Bu ülkede Atatürk sevgisinin "Atatürk'ü Koruma Yasası" çıkaracak kadar
dogmatikleştiğini dikkate almalı; nasıl Muhammed için "adam" diyemezse,
Atatürk için de diyemeyeceğini bilmeliydi. Ama hepsi bu... Bütün hatası
bu kadar... Bunun dışında söylediği laflarda ne bir yanlışlık var; ne de
yenilik! Atilla Yayla, yıllardır hepimizin yüzlerce kere tekrarladığı
bir düşünceyi dile getirdi.
Bir: Kemalizm ilerlemeden çok gerilemeye tekabül eder, dedi. İki:
Atatürk heykellerinin ve fotoğraflarının bu kadar çok oluşu normal
değil, bunu Avrupalı da yadırgar dedi. Şimdi bu lafları duyunca hop
oturup hop kalkanlar son on-onbeş yıldır Türkiye'de yaşamıyorlar mı? Her
sokak başına bir Atatürk heykeli dikilmesinin, her duvara Atatürk resmi
asılmasının ancak lidere tapınma kültürünü aşamamış 3. dünya ülkelerine
mahsus bir şey olduğu; Türkiye'ye yakışmadığı, kişi putlaştırılmasına
bir son vermek gerektiği az mı yazıldı çizildi?
Yıllardır günaşırı gündeme getirilen Kemalizm eleştirilerini ilk defa mı
duyuyorlar da böyle celalleniyorlar? "Cumhuriyetin içinin demokrasiyle
doldurulması" dendiğinde kastedilenin tam da bu olduğunu, Kemalizmin
totaliter karakterinin hedef alındığını anlayamadılar mı şimdiye kadar?
Mesela, Mehmet Altan'ın şu satırlarının Atilla Yayla'nın söylediği
cümleden ne farkı var: "Türkiye, insanlık macerasının içinden süzülerek
gelen tüm kavramların içini boşaltmakta üstün bir maharete sahip...
Cumhuriyeti demokrasi diye yutturmak. Militarizmi modernlik diye sunmak.
Kemalizmi sol diye takdim etmek. AB süreci şimdi her şeyi yerli yerine
oturtuyor.
Bizi bir mezra gibi dünyadan kopartan içe kapalı zihniyet yıkıldıkça,
insanlığın malı olan kavramların da doğrusunu öğreniyoruz. Yıllar önce
totaliter bir tek parti zihniyeti olan Kemalizm'den demokrasiye geçmemiz
gerektiğini söyleyen İkinci Cumhuriyet fikri statükonun izansız
saldırısına uğradı. Şimdi ise AB süreci bunu fiilen hayata geçiriyor.
Kemalizmi demokrasi sanan Türkiye, AB sayesinde 'demokratik cumhuriyete'
dönüşüyor" (Sabah, 17.10. 2005) Mehmet Altan da, Atilla Yayla da, benim
de aralarında olduğum birçok insan da yılllardır aynı şeyi söylüyoruz.
Bugün kendilerine Kemalist diyenlerin demokratik reformlar karşısında en
militanca direnenler olduğu; AB karşıtlığında başı çektikleri; Kürt
meselesinde şoven milliyetçiliğe kaydıkları, ifade özgürlüğünün yeminli
düşmanları haline geldikleri; globalleşme karşıtlığından yabancı sermaye
düşmanlığına, serbest piyasa ekonomisini köstekleme çabalarına kadar her
alanda Türkiye'yi geriye götürmeye çalıştıkları ayan beyan ortadayken,
"Kemalizm ilerlemeden çok gerilemeye tekabül eder" diyen bir bilim
adamına "hain" diye saldırmak, en iyimser yorumla şimdiye kadar yapılan
tartışmalardan hiçbir şey anlamamanın sonucudur.
Ama anlayışsızlığa tahammülün de bir sınırı olmalı. Artık bu recm
geleneğine bir son vermek lazım. Kemalizmi eleştiren ya da Atatürk
putlaştırmasına karşı çıkanların böyle "hain" ilan edilerek sindirilmeye
çalışılmasına direnmek lazım. Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı
Eruygur, Atilla Yayla'nın lafına "irtica" diye saldırdığı zaman "Sensin
mürteci" diye ağzının payını vermemiz; Deniz Kuvvetleri Komutanı
"Kemalist olmayanları denizde boğarız" dediğinde, "Hodri meydan, boğ da
görelim bakalım" diye efelenmemiz lazım.
En önemlisi de fikir namusuna sahip insanları saldırı kampanyaları
karşısında yalnız bırakmamak lazım. Atilla Yayla gibi entelektüeller
kolay yetişmiyor. Onun bir üslup hatasını bahane bilip ipe çekmeye
çalışanlar karşısında sinmek, kabadayılığı adet edinenlerin cür'etini
artırır. |