|

Papa’nın Ziyareti, Erdoğan ve Sezer
Murat Yetkin/29.11.2006/Radikal
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın programını değiştirerek Papa 16. Benediktus'u
Esenboğa Havaalanı'nda karşılayacağı üç gündür belliydi, ama uçağın
kapısına kadar gitmesi tam bir sürpriz oldu.
Türk protokol kurallarında, konuğunuz sizi nasıl karşılıyorsa, siz de
onu öyle karşılarsınız. Erdoğan, uzun süre eleştiri oklarına hedef
olduktan sonra Papa ile görüşerek doğru olanı yapmakla kalmadı, pek
sevdiği deyimle 'bir adım öne geçti'.
Ödülünü de aldı. Türkiye'nin Avrupa Birliği ile içinden geçtiği zor
dönemde, Papa'nın ağzından 'Ben siyasi demeç vermem' kaydıyla,
'Türkiye'yi AB'de görmek isterim' türü bir destekti bu. Sanırım dün
Riga'daki NATO toplantısı için buluşan liderler, Erdoğan'ın Papa ile
buluşmak maksadıyla şehre bir saat gecikmesini fark etmemişlerdir bile;
ya da onu bu yüzden takdir etmişlerdir. Ne de olsa Erdoğan, İspanyol
mevkidaşı ile birlikte Birleşmiş Milletler'in medeniyetlerarası diyalog
projesinin başlatıcısı konumunda.
Erdoğan neden karşılama programını önceden açıklamayıp dünya kamuoyu
nezdinde bu kadar eleştiriye muhatap oldu? Sorulması gereken bir soru.
Ama Erdoğan daha önce de sonradan yapacağı bir şeye önceden yanaşmayıp,
herkes eleştirip işin tadı kaçtıktan sonra kararını açıklamıyor mu?
(Örnek, Ali Babacan'ın AB Başmüzakerecisi atanması. Örnek, Merkez
Bankası Başkanı tayini.) Bu da onun siyaset tarzı.
Tabii Esenboğa'da karşılamanın zeminini hazırlamak kolay olmadı.
Erdoğan'ın Papa ile görünmeye çekinmesinin bir nedeni, Papa'nın eylül
ayında Almanya'da yaptığı bir konuşmada İslamiyet'e ilişkin derin
tartışmalara yol açan bir alıntıya yer vermiş olmasıydı. Gerçi Papa 'yol
açtığı sonuçlardan üzüntüsünü' bildirmişti, ama bu AK Parti tabanını,
daha doğrusu, kendisine sağdan saldıran Saadet, MHP ve diğer partileri
tatmin etmemişti. Dışişleri Bakanlığı'nın çabalarıyla (Vatikan
Büyükelçisi Osman Durak'ı özellikle anmak gerekiyor) Papa'nın gelmeden
önceki son pazar günkü geleneksel yapacağı ayinde Angelus duası ardından
hitabında söyleyeceği birkaç olumlu sözün beklendiği sezdirildi. O
arada, cuma günü, Başbakanlığa gelen mesajları değerlendiren Erdoğan,
TGRT yayınına çıkarak, Papa'yı karşılayabileceğini söyledi. Uzun sözün
kısası Papa duası ardından Türkiye'ye birkaç iyi söz etti, Erdoğan da
onu karşıladı.
Papa'nın Anıtkabir defterine Atatürk'ün 'Yurtta sulh cihanda sulh'
sözünü, 'kendi sözü gibi' yazması, ülkenin çoğulcu yapısına vurgu
yapması da ayrı bir siyaset inceliği idi. (Bir de Erdoğan'ın
Türkiye'deki Müslüman çoğunluğu yüzde 95 olarak anması var ki, şimdiye
dek yüzde 99.9 gibi hayali bir sayıya alışmış bizler için tartışmaya
değer bir konu; ama daha sonra.)
Neticede, uluslararası ajanslar dün Ankara'dan 'Türk başbakanı Papa'yı
karşılamamak için başkentinden kaçtı' mealinde haberler yerine, 'son
dakikada' kaydını ekleseler de 'Protokolü delip uçağın kapısında
karşıladı' haberleri geçtiler. Yarın dünya basınında bu fotoğraf ve
Papa'nın Müslüman nüfuslu bir ülkede başbakan tarafından uçağın eşiğinde
karşılandığı yazılacak.
Ama işin iç siyasi dengelere dönük bir boyutu da yok mu?
Erdoğan dün Papa'yı karşılamasaydı, kuşkusuz Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet
Sezer'in karşılaması öne çıkacaktı.
Uluslararası medyada, 'İslamcı Başbakan Papa'yı karşılamamak için
başkenti terk etti, laik cumhurbaşkanı karşıladı' yorumunu yapmaya
hazırlandığı tahmini yapmak zor olmasa gerek. Bu durum, Türkiye'deki
cumhurbaşkanlığı seçimlerinden genel seçimlere dek her zeminde
kullanılmaya müsait bir malzeme olabilirdi. Bugün uluslararası basına
yansıyan fotoğraflar başka olacaktı.
Dün Papa hakkında yapılan yorumlar arasında, 'Taçlanan baş akıllanır'
atasözünü haklı çıkaracak yönde, Vatikan'da oturdukça daha ölçülü ve
siyasi konuşmaya başladığı yönündeydi. Erdoğan'ın dünkü manevrası
Başbakan'ın siyasi hedeflerini dinsel hassasiyetleri dahil her şeyin
önüne koyabileceğinin bir işareti olarak da okunabilir.
Papa, dün Ankara'da Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu ile görüşmesi
dahil, siyasi bir gün geçirdi. Bugün ve yarın, gezisinin asıl amacı olan
dinsel işlerle meşgul olacak. |