|

Sağır Dünya
Fehmi Koru/ 10.11.2006/ Yeni Şafak
Dünya bu
kadar sağırlaşmış olamaz! İsrail'in Gazze şeridinin kuzeyindeki Beyt
Hanun'a yönelttiği saldırılarda 19 Filistinli hayatını kaybetti.
Ölenlerin çoğu çocuk. Amerikan gazetesi Boston Globe, İsrail füzelerinin
hedef aldığı mahallede oturmaktan başka bir suçu olmayan Ramiz Al-Atamna
adlı Filistinli'nin dramını yansıtıyor: Eşi, kardeşi, biri yedi aylık
diğeri üç yaşında iki kızı, babası, analığı, ninesi, lisede okuyan
kızkardeşi; bunlar hastanede sol ayağı kesilen yedi yaşındaki oğlunun
yatağı başında gözyaşı döken Ramiz'in kayıpları...
Diğer ölüler de, İsrail'in üzerine füzeler yağdırdığı Beyt Hanun'un aynı
mahallesinde oturanlar... İsrail'in Gazze'deki mahallenin üzerine
füzeler yağdırmasının sebebi, 'güvenliğini tehdit eden' Filistin
füzelerini yok etmek imiş... 'Hassas füzeler', iyi eğitilmiş İsrail
askerleri tarafından fırlatıldı o mahallenin üzerine; bunu yapanlar
nasıl bir sonuç alacaklarını da öngörmüş olmalılar...
Sonuç beklenilenden farklı değil; Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik
Konseyi hareketlenir gibi oldu, ama işte o kadar... Dünya medyası ilk
birkaç saat kanlı görüntüleri yayınladıktan sonra 'daha önemli' haberler
arasına gömdü Beyt Hanun katliamını. İsrail Silâhlı Kuvvetleri sözcüsü
sıfatıyla ekranlarda görünen bir genç bayanın "Pardon" tesellisini
yeterli bulmuş olmalı dünya medyası...
Sonrası tam bir sessizlik...
Lübnan'a saldırılarının ardından bölgeye gönderilen BM güçlerinin
sağladığı güvenlik kalkanıyla, İsrail, kuzeyini korumaya aldı; bu
durumun kazandırdığı stratejik üstünlüğü Filistin sorununu kendi bildiği
formülle çözmek için kullanıyor. İsrail Başbakanlarından birinin (Golda
Meir) "Filistin halkının topraklarına dönmesinden söz ediliyor, oysa
Filistin halkı diye bir halk yok" dediği biliniyor; Filistinli hedefleri
çoluk-çocuk ayırmadan döven İsrail füzelerinin uyguladığı formül o
zihniyeti yansıtıyor işte.
Dünyanın anlamadığı da bu. Bölgedeki gelişmeleri yakından izleyenler
bile, İsrail'in durduk yerde Gazze'de ve Batı Şeria'da neden sivil
hedeflere saldırdığını anlamakta zorlanıyorlar. Filistinliler'in
yaşadığı bölgeler ile arasına dev duvarlar ördü İsrail; her tarafta
Filistinliler'in seyrü seferini engelleyen İsrail güvenlik noktaları
var. Yaşadığı yerden doğduğu yerdeki akrabalarını yıllardır ziyarete
gidemeyen Filintinli çok; iki yer arasındaki mesafe sadece on dakika
olduğu halde...
"Neden?" sorusunun cevabı belli aslında. İki sonuç almak gayretinde
İsrail: Biri, sürpriz biçimde sandıktan iktidar olarak çıkan Hamas
hükümetini oyverenleri gözünde küçük düşürmek, iktidarsız göstermek...
Diğeri de, Filistin'in Filistin dışındaki destekçilerini (özellikle
Lübnan'daki Hizbullah'ı) hareketlendirmek... Beyt Hanun katliamı
sonrasında her iki sonuca hizmet edecek tarzda gelişmeler yaşanmaya
başladı.
İsrail Irak'ta işlerin istediği gibi gitmediğinin farkında, ABD'deki
esas müttefikleri olan Demokratlar'ın yeniden güç kazanmasına bile
sevinemiyor İsrail... İran ve Suriye de eskisi kadar topun ağzında
değil. ABD'nin eliyle bölgeye 'İsrail barışı' getirme projesi akamete
uğrayacağa benziyor; bu gelişme de İsrail'i kendi tedbirlerini almaya
sevk ediyor. İsrail'de yönetime egemen olanların en iyi bildikleri de
zaten bu: Gerekirse sivilleri de hedef almaktan çekinmeyen bir dehşet
dalgası...
İsrail'in saldırganlığı... Sivil hedeflere yönelik füze saldırılarında
Filistinli çoluk-çocuğun hayatını kaybetmesi... Bunlar eskiden beri
tanık olunan manzaralar, dolayısıyla sürpriz değil. Bugün için en büyük
sürpriz, kanlı olayları kınayıcı seslerin duyulmaması... Evet, İsrail
saldırganlığının kınanması son yıllarda hayli azalmıştı, ancak Beyt
Hanun'dan sonra yaşanan sessizlik gerçekten ürkütücü... Olanı Türkiye
dışında dert edinen sanki yok gibi.
Dünya bu kadar sağırlaşmış olamaz! |