Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 336 | Aralık  2006

                   

 

 


Sağır Dünya

Fehmi Koru/ 10.11.2006/ Yeni Şafak

Dünya bu kadar sağırlaşmış olamaz! İsrail'in Gazze şeridinin kuzeyindeki Beyt Hanun'a yönelttiği saldırılarda 19 Filistinli hayatını kaybetti. Ölenlerin çoğu çocuk. Amerikan gazetesi Boston Globe, İsrail füzelerinin hedef aldığı mahallede oturmaktan başka bir suçu olmayan Ramiz Al-Atamna adlı Filistinli'nin dramını yansıtıyor: Eşi, kardeşi, biri yedi aylık diğeri üç yaşında iki kızı, babası, analığı, ninesi, lisede okuyan kızkardeşi; bunlar hastanede sol ayağı kesilen yedi yaşındaki oğlunun yatağı başında gözyaşı döken Ramiz'in kayıpları...
Diğer ölüler de, İsrail'in üzerine füzeler yağdırdığı Beyt Hanun'un aynı mahallesinde oturanlar... İsrail'in Gazze'deki mahallenin üzerine füzeler yağdırmasının sebebi, 'güvenliğini tehdit eden' Filistin füzelerini yok etmek imiş... 'Hassas füzeler', iyi eğitilmiş İsrail askerleri tarafından fırlatıldı o mahallenin üzerine; bunu yapanlar nasıl bir sonuç alacaklarını da öngörmüş olmalılar...
Sonuç beklenilenden farklı değil; Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi hareketlenir gibi oldu, ama işte o kadar... Dünya medyası ilk birkaç saat kanlı görüntüleri yayınladıktan sonra 'daha önemli' haberler arasına gömdü Beyt Hanun katliamını. İsrail Silâhlı Kuvvetleri sözcüsü sıfatıyla ekranlarda görünen bir genç bayanın "Pardon" tesellisini yeterli bulmuş olmalı dünya medyası...
Sonrası tam bir sessizlik...
Lübnan'a saldırılarının ardından bölgeye gönderilen BM güçlerinin sağladığı güvenlik kalkanıyla, İsrail, kuzeyini korumaya aldı; bu durumun kazandırdığı stratejik üstünlüğü Filistin sorununu kendi bildiği formülle çözmek için kullanıyor. İsrail Başbakanlarından birinin (Golda Meir) "Filistin halkının topraklarına dönmesinden söz ediliyor, oysa Filistin halkı diye bir halk yok" dediği biliniyor; Filistinli hedefleri çoluk-çocuk ayırmadan döven İsrail füzelerinin uyguladığı formül o zihniyeti yansıtıyor işte.
Dünyanın anlamadığı da bu. Bölgedeki gelişmeleri yakından izleyenler bile, İsrail'in durduk yerde Gazze'de ve Batı Şeria'da neden sivil hedeflere saldırdığını anlamakta zorlanıyorlar. Filistinliler'in yaşadığı bölgeler ile arasına dev duvarlar ördü İsrail; her tarafta Filistinliler'in seyrü seferini engelleyen İsrail güvenlik noktaları var. Yaşadığı yerden doğduğu yerdeki akrabalarını yıllardır ziyarete gidemeyen Filintinli çok; iki yer arasındaki mesafe sadece on dakika olduğu halde...
"Neden?" sorusunun cevabı belli aslında. İki sonuç almak gayretinde İsrail: Biri, sürpriz biçimde sandıktan iktidar olarak çıkan Hamas hükümetini oyverenleri gözünde küçük düşürmek, iktidarsız göstermek... Diğeri de, Filistin'in Filistin dışındaki destekçilerini (özellikle Lübnan'daki Hizbullah'ı) hareketlendirmek... Beyt Hanun katliamı sonrasında her iki sonuca hizmet edecek tarzda gelişmeler yaşanmaya başladı.
İsrail Irak'ta işlerin istediği gibi gitmediğinin farkında, ABD'deki esas müttefikleri olan Demokratlar'ın yeniden güç kazanmasına bile sevinemiyor İsrail... İran ve Suriye de eskisi kadar topun ağzında değil. ABD'nin eliyle bölgeye 'İsrail barışı' getirme projesi akamete uğrayacağa benziyor; bu gelişme de İsrail'i kendi tedbirlerini almaya sevk ediyor. İsrail'de yönetime egemen olanların en iyi bildikleri de zaten bu: Gerekirse sivilleri de hedef almaktan çekinmeyen bir dehşet dalgası...
İsrail'in saldırganlığı... Sivil hedeflere yönelik füze saldırılarında Filistinli çoluk-çocuğun hayatını kaybetmesi... Bunlar eskiden beri tanık olunan manzaralar, dolayısıyla sürpriz değil. Bugün için en büyük sürpriz, kanlı olayları kınayıcı seslerin duyulmaması... Evet, İsrail saldırganlığının kınanması son yıllarda hayli azalmıştı, ancak Beyt Hanun'dan sonra yaşanan sessizlik gerçekten ürkütücü... Olanı Türkiye dışında dert edinen sanki yok gibi.
Dünya bu kadar sağırlaşmış olamaz!

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...