|

Kararları Asker mi Veriyor?
Ali Bayramoğlu/ 17.11.2006/ Yeni Şafak
Son günlerde
dikkatimi çeken iki olay oldu. İlki, Can Dündar'ın birkaç gün önce
NTV'de Rahşan Ecevit'le yaptığı söyleşide eşinin cenaze organizasyonu
üzerine söyledikleriydi. Rahşan Hanım, "Genelkurmay Başkanı Büyükanıt,
başsağlığına geldiği sırada, cenaze tertibi için komutanlarla aralarında
toplandıklarını söyleyince, ben de kendimi onlara bıraktım, cenazeyi
asker düzelendi" diyordu…
Devlet töreninin doğrudan asker tarafından düzenlemesi açıkçası biraz
garip durum…
Buna paralel ikinci hadise önceki gün meydana geldi.
Kara Kuvvetleri Komutanı Org. İlker Başbuğ, "Fransa Meclisi'nin 'Ermeni
soykırımı'nın reddini cezalandıran yasayı onaylamasına karşılık Fransa
ile tüm askeri ilişkilerin askıya alındığını" açıklıyordu.
Hemen ertesi gün, yani dün, bu açıklamaya Fransa Savunma Bakanlığı'ndan
bir yanıt geliyor, Fransa Savunma Bakanlığı, Türkiye'nin askeri
ilişkileri askıya alma kararını, "iki ülke arasında bir kriz veya önemli
bir sorunun işareti olarak görmediğini" belirtiyordu. Ayrıca Fransa
Savunma Bakanlığı Sözcüsü Jean-François Bureau, Kara Kuvvetleri Komutanı
İlker Başbuğ'un yaptığı açıklamayı "not ettiklerini" belirterek, "Bu,
siyasi yetkililerin bir açıklaması değil" diyordu.
Benim dikkatimi çekeni, Fransızlar fark etmiş ve kullanmış...
Açıklamanın Türk Savunma Bakanlığı'ndan gelmediğini, açıklamanın
Türkiye'nin siyasi iradesini yansıttığı konusunda kuşkulu olduklarını
söylüyorlar.
Elbette doğal olan Fransızların yaptığı… İlker Başbuğ'un açıklamasıyla
ilgili yanıtı Fransa Kara Kuvvetleri Komutanı ya da Genelkurmay Başkanı
vermiyor. Açıklamayı, bu konuda siyaseten yetkili ve sorumlu Savunma
Bakanlığı yapıyor…
Şimdi soralım:
Nasıl olur da Türkiye'nin resmi tutumunu ilgilendiren, dolayısıyla
siyasi irade gerektiren, dahası alınan karardan ötürü siyasi sorumluluk
taşınması gereken bir konuda, askeri bürokrasi karar alır ve bu kararı
gönül rahatlığıyla açıklar?
Nasıl ve ne hakla?
Daha dün Türkiye'de doğal iletişim yollarını tıkayan mevcut
"yetki-sorumluluk-meşruiyet karmaşası"ndan söz ediyorduk. Alınan bazı
kararlar doğru olsa bile, alınma yöntemi ya da alanların "sorumsuz"
konumu, rejimin ilerideki günlerde tutturacağı istikametle ilgili
ipuçları içeriyor.
Söz konusu karar, varsayalım ki doğru olsun -ki birçoğumuza göre
öyledir, temel olarak siyasi niteliktedir.
Zira Türkiye'nin uluslararası ilişkilerini etkileyebilecek,
yönlendirebilecek bir karardır. Ve yasalara göre bu konuda adım atma
yetkisine sahip olan kurum, attığı adımın hesabını verme zorunluluğu ve
sorumluluğuna sahip olan kurumdur, yani siyasi iktidardır.
Bu nedenle askeri otoritenin ve sivil bürokrasinin siyasi iktidara
bağımlılığı demokrasinin en temel ilkelerindendir.
Aksi halde temsil ve yetki ve sorumluk mekanizması aksar.
Ama bu ülkede her şey tersine işliyor…
Siyasi kararları, aldığı karardan dolayı sorumluk taşımayan alabildiği
için başımız dertten, ülke kaostan kurtulmuyor…
Şimdi, Milli Savunma Bakanlığı ne açıklama yapacak acaba?
Muhtemelen askerin açıklamasının bilgisi dahilinde olduğunu
söyleyecektir…
Ama görülen o ki, artık bu oyun Fransızları bile ikna etmiyor… |