|

Amerikan Vetosu
Ergun Babahan/14.11.2006/ Sabah
Amerikan
yönetimi, BM'de İsrail'in kınanmasına yönelik bir karar tasarısını daha
veto etti.
Bir daha diyoruz, çünkü bu Amerika'nın veto yetkisini İsrail lehine
kullandığı 33'üncü tasarı oldu.
Tasarı aslında tamamen dengeliydi.
İsrail'in Filistin'deki operasyonlarını durdurması çağrısı yapıyor, Beyt
Hanun saldırısını kınıyor, bu saldırıyı soruşturmak üzere bölgeye BM
heyeti gönderilmesini öneriyor, ayrıca Filistin otoritesine İsrail'e
yönelik roket saldırıları dahil, şiddet hareketlerine son vermesi
çağrısında bulunuyordu.
Amerika, BM'de İsrail'e en küçük bir eleştiriyi kabul etmeyeceğine
yönelik tavrını bir kez daha ortaya koyarken, kendisinin icadı olan
"Medeniyetler Çatışması" duvarına da bir tuğla daha eklemiş oldu.
Amerika'nın bu tavrı İsrail'in bölge karakolu rolüyle açıklanabilir mi?
Foreign Affairs dergisinin Eylül-Ekim 2006 sayısında dinin Amerikan
siyasetindeki rolü üzerine bir makale yazan Walter Russel Mead'e göre
hayır.
Mead, Amerika'nın tartışılmaz İsrail yanlısı tutumunda dış politikadaki
ağırlıkları giderek artan Evangelistlerin rolünün büyük olduğunu
savunuyor.
Mead'e göre, Evangelistler Yahudilerin modern dünyadaki rolü üzerine
özgün bir görüş sahibi.
Evangelistler de klasik Hıristiyan görüşü çerçevesinde Hıristiyanların
İsrail'in yeni ve gerçek çocuklarını temsil ettiğine inanıyor.
Ama burada kalmıyorlar.
Aynı zamanda Yahudi halkının Tanrı'nın planında devam eden bir rolü
olduğuna da inanıyorlar.
17 ve 18. yüzyılda, Evangelist din adamları, İsa'nın zafer dönüşünden
önce, Yahudilerin kutsal topraklara döneceği inancındaydı. Ayrıca,
İsa'nın dönüşünden önceki çalkantılı yıllarda çok sayıda Yahudi'nin
Hıristiyanlığı seçeceğini fakat Yahudilerin çoğunluğunun onu
reddedeceğini söylüyorlardı.
Yüzyılın başında İsrail devletinin kurulması ve Yahudilerin kutsal
topraklara dönmesi, Evangelistler için Tanrı'nın gerçek olduğunun ve
Hıristiyan inancının doğruluğunun bir kanıtı olarak değerlendirildi.
Genesis'i yeniden yorumlayan Evangelistler, Amerika İsrail'i korur ve
kollarsa, İbrahim'in tanrısının da Amerika'yı koruyup kollayacağını
savundular.
Dünyadaki İsrail'e yönelik öfkeyi "Düşmüş insanın Tanrı'dan ve onun
seçilmiş halkından nefret" olarak yorumladılar. Amerika, İsrail'in
yanında durmakla Tanrı'nın yanında durmuş oluyordu.
Özetle, Evangelistler, İsrail'in varlığının sürmesini Tanrı'nın varlığı
ve İsa'nın dönüşünün bir habercisi olarak görüyor ve İsrail'e düşman
herkesi Tanrı'nın karşısında ve cezalandırılması gereken bir varlık
olarak değerlendiriyor.
Kısaca, Ortadoğu'da dinin politikada ağırlıklı rol oynadığını ileri
sürenler, kendilerinin bu bölgeye yönelik politikasını ağırlıklı din
eksenli oluşturuyor.
Sonra onlar laik, Filistinliler köktendinci oluyor. |