|

Papa
ve Medeniyetler Çatışması
Nuray Mert/ 21.09.2006/ Radikal
Lübnan konusu bizim için kapandı, şimdi
Papa'nın dediklerini 'tartışıyoruz'. Üç gün sonra, benzer bir şekilde o
da kapanır. Böyle olması doğal, çünkü dünyada olan biteni anlayabilmek
için her şeyi iyi kötü bir bütünlük içinde görmek, aralarında ilişkiler
kurmak, tutarlı akıl yürütmeler geliştirmek gerekiyor. Biz oralarda
değiliz, bizim siyasi tartışmalarımız, balık hafızası, alık akıl
yürütmesi çerçevesinde seyrediyor.
Alıklığın âlemi yok, bu bir din tartışması değil. Siyasettten bağımsız
din tartışması sadece teoloji seminerlerinde, dost sohbetlerinde ve
benzeri ortamlarda olur. O nedenle, 'Dinimizi iyi anlatalım', 'İslam
barış dinidir' veya 'Sizin dininiz bizimkinden iyi mi?' saçmalığını
bırakmakta fayda var. Ta 90'lı yıllarda gündeme gelen 'medeniyetler
çatışması' bir değerlendirme, tez falan değildi, bir siyasi proje idi.
Dolayısıyla, ona karşı çıkış gibi görünen 'dinler arası diyalog'
girişimleri de, çoğunlukla iyi niyetli insanların dört elle sarıldığı
bir çıkış olmasına rağmen, en hafif deyişle 'sazanlık'tan başka bir şey
değil. Söz konusu olan dinler arası veya medeniyetler arası çatışma
değildi ki, çaresi, dinler arası diyalog, uzlaşma olsun.
Sovyetler'in çöküşünü izleyen dönemde, dünya, muazzam bir yeniden
paylaşım, daha doğrusu yeniden talan mücadelesine sahne oldu. Bu
mücadelenin, kitleler nezninde pazarlanması yeni bir 'dost/düşman'
tanımı gerektiriyordu. Neydi Soğuk Savaş döneminin iktidar
mücadelelerinin bahanesi, uluslararası müdahaleler, didişmeler neyle
meşrulaştırılıyordu? 'Komünizme karşı mücadele', 'totaliter ideolojilere
karşı özgürlük savaşı' olarak değil mi? 'Dünyanın şu bölgesinin
kaynaklarını biz sömürmek istiyoruz, Sovyetler'e bırakmak istemiyoruz,
bizim nüfuz bölgemiz olsun istiyoruz' diye yola çıkılabilir miydi? Bu,
kamuoylarına nasıl anlatılırdı? Anlatılamayacağı için, 'Özgürlük savaşı'
dendi ve yola devam edildi. Şimdi aynı şey, medeniyetler üzerinden
yapılmaya çalışılıyor. Afganistan'a müdahale, Irak işgali nasıl
pazarlandı? Bin Ladin'i yakalamak, kitle imha silahları bahaneleri üç
günde fos çıktı, ama ardından, 'Zaten asıl önemli olan özgür dünyayı
savunmak' denmedi mi?
Bunların Papa'nın söyledikleriyle ne alakası mı var? Çok alakası var.
Nereden çıktı sizce Bizans İmparatoru'nun İslam hakkındaki sözlerini
alıntılamak? Sizce bu sıradan bir gaf, tesadüf olabilir mi? Olabilir
diyorsanız, ben rahatınızı bozmayayım, size iyi uykular, tatlı rüyalar!
Papa, 'medeniyetler çatışması' fikrini canlı tutacak bir çıkış yapmış
değil mi? Bu fikri, tezi, projeyi canlı tutmanın amacı, her iki dünyayı,
yani Batı ve Müslüman dünyayı karşılıklı olarak bu fikrin etrafında
yoğunlaştırmak. İster çatışmacı, ister uzlaşmacı cephede yer alın,
dünyada olanların başka bir şey değil de, medeniyetlerin savaşı olduğuna
inandığınız sürece, bu perdenin arkasına gizlenen iktidar mücadeleleri
kolayca yol alacaklar.
Dünyanın içinde bulunduğu hal ve özellikle Müslüman nüfuslu bölgelerde
yaratılan kan gölü karşısında, insan vicdanını susturmak için gerekçe
lazım. Üstelik, bu belli ki daha başlangıç, şimdi gündemde İran ve daha
kimbilir neler var. İnsanlığı, işin içine inanç katıp bu rezalete razı
etmek, bu mücadelenin bir parçası. Bakın, ne zaman Batı kamuoyunda savaş
karşıtı, ABD politikaları aleyhinde bir yükselme olsa, dikkatler
medeniyetler meselesine çekiliyor. Karikatür krizi de bunlardan biriydi.
Bush'un Irak'ta ve tüm dünyada 'İslamo-faşistlerle' mücadele ediyoruz
demesiyle, Papa'nın söyledikleri arasında sizce anlamlı bir bağ yok mu?
ABD politikaları ile Papa arasında hızlı bir bağ mı kuruyoruz? Bir kere,
mesele tek başına ABD değil, ABD öncülüğündeki emperyal saldırı.
Aralarındaki bazı ayrışmalara karşın, Batı'nın zengin ülkelerinin aynı
cephede hizalaşması giderek daha belirginleşiyor. Soğuk Savaş döneminde,
kapitalist dünya egemenliği için Papalığın ne role soyunduğunu bir kez
daha hatırlayın, bugünkü tablo biraz daha netleşmiş olur. Bırakalım
olaylara balık hafızası ile bakmayı, alık yerine konmayı. |