|

Türk
Kontrgerilla Timleri Lübnan ve İsrail'e Ne Amaçla Gönderildi?
İbrahim Karagül/ 01.09.2006/ Yeni Şafak
27 Temmuz 2006 tarihinde "İşte
yayınlamadığım o yazı" başlıklı bir "buçuk ay gecikmeli" yazıda Kuzey
Irak'ta yaşanan bir olayı nakletmiştim. Olay şuydu:
Türk istihbarat birimlerine mensup 2 istihbaratçı, akşam saatlerinde
Silopi'nin doğusunda Habur çayı üzerine Türk Silahlı Kuvvetleri
tarafından yaptırılan demir köprüden geçerek Zaho'ya girdi.
İstihbaratçılar Zaho girişinde bulunan peşmerge kontrol noktasında
durduruldu. Bölgeye girişlerinin yasadışı olduğu söylendi. Kimlik
bilgilerini sorup iki istihbaratçıyı gözaltına almak istediler.
Yaşanan tartışma sonrasında, bu kişiler tartaklanarak ellerine kelepçe
takıldı ve gözaltına alındı. Zaho'da bir yere götürülen istihbaratçılar
uzun süre sorgulandı. Durum Selahaddin kentinde bulunan Mesut Barzani'ye
bildirildi. Barzani önce serbest bırakılmalarını istedi sonra bu
kararını değiştirdi. Bu arada bir başka İstihbarat yetkilisi gelerek
adamlarını almak istedi ancak bu yetkili de göz altına alındı. Saatlerce
gözaltında tutulan ve sorgulanan istihbaratçılar, aynı gece saat 01.00
sularında Barzani'den gelen bir talimatla serbest bırakıldı ve
Türkiye'ye "iade" edildi. Türk istihbaratçıları önce serbest bırakmayan
Barzani, muhtemelen Ankara'dan bir telefonla kararını değiştirdi ve olay
büyük bir skandala dönüşmeden kapatıldı..."
Bazı gazetelere de yansıyan bu iddiaları Milli İstihbarat Teşkilatı
kesin bir dille yalanladı. Haziran'dan itibaren benzer tartışmalar
farklı bir boyutta devam etti. Türkiye'nin Kuzey Irak'a askeri müdahale
tartışmaları arasında özellikle Özel Harekat birimlerinin bölgedeki
operasyonlarına ilişkin ilginç haberler yayınlandı. Ama bunlar
doğrulanmadı.
Şimdi aktaracağım son derece önemli iddialar:
Haziran ayı sonlarına doğru üç bölgeye kontrgerilla timleri gönderilir.
Her biri 15 kişiden oluşan timlerden biri Kuzey Irak'a gider. Türkiye'de
gizli operasyon tartışmalarının merkezindeki grup budur. Peşmergelerle
çatışmaya girerler, birkaç tanesi yaralanır. Tim geri çekilir. 24 Temmuz
akşamı bir başka birlik, operasyon için Kuzey Irak'a gönderilir. Ancak
bu birimlerin operasyonları Türkiye'den bazı kaynaklar tarafından
gerekli adreslere ispiyonlanır, operasyonları deşifre edilir, pusuya
düşürülürler. Türkiye'den CIA, Mossad ve Barzani ile irtibatlı çevreler
bölgeye gönderilen birimleri ateşe atarlar. Tabi on binlerce asker
yığılan sınırın diğer tarafında operasyon yapıldığı iddiaları da
yalandır.
İsrail'in Lübnan'a saldırıya başladığı günlerde "Türkiye de bu savaşın
içinde" demiştim. Hatta İsrail ve ABD kontrolündeki güçlerin Türkiye
topraklarında PKK üzerinden yaptığı saldırılara dikkat çekmiş, "İsrail
Türkiye'yi nasıl susturdu" başlıklı bir yazı yazmıştım. Çünkü Lübnan'da
patlayan füzelerin sesi Kuzey Irak'a ve Türkiye'ye kadar ulaşıyordu.
Şimdi asıl soruya gelelim: Haziran başlarında başlayıp Ağustos ortasında
sona eren kontrgerilla operasyonları başka nerelerde yapıldı? 15'er
kişilik gizli timler başka nerelere gönderildi?
Türk Silahlı Kuvvetleri'ne mensup en gizli birimlerden iki tim İsrail'e
gönderilir. Savaş sırasında orada bulunurlar. İsrail'e gidenler
Türk-İsrail istihbarat anlaşmaları çerçevesinde buradadır. Bu ülkede
yaşayan herkesin, orada ne yaptıklarını sorma hakkı var. Bu soruyu biz
de soruyoruz: Savaşın en yoğun olduğu zamanda 30 kişilik iki tim
İsrail'de ne yapıyordu?
Dahası var: Bir tim de Lübnan'a gönderilir. Amaçları bilgi toplamaktır.
Onlar da savaş sırasında oradaydılar. Ama nasıl olduysa İsrail saldırısı
altında kalırlar. İçlerinden biri hayatını kaybeder. Ve geri çekilirler.
İsrail'dekiler İsrail'le işbirliği içinde çalışırken Lübnan'dakiler
İsrail'le çatışma içinde buluyorlar kendilerini. Nasıl oluyorsa!
Afyon'da eğitim gören bu birlikler simdi yabancılarla birlikte hareket
ediyor. 7 yıldır bu birimin içinde bulunan Afyon doğumlu kişinin bu
yabancılarla ne işi olabilir? Kimlerden emir alıyorlar? En mahrem
birimlerin içinde ABD ve İsrailliler de mi var? Yeni bir operasyona
hazırlanıyorlar. Acaba Kuzey Irak'a mı yoksa Lübnan'a mı?
Türkiye zaten Lübnan savaşının içinde. Kuzey Irak'ta ABD ve İsrail
nedeniyle kılını kıpırdatmayan, bu güçlerle işbirliği yapan çevreleri
kontrol edemeyen ve kamuoyunu yanıltan bilgilere göz yuman Türkiye,
gizli birimleriyle İsrail-Hizbullah savaşının tam ortasındaydı.
Bu iddialara karşı söyleyecek sözü olan biri var mı bu ülkede? Bunları
tartışacak kimse var mı? Doğrulayacak veya yanlışlayacak kimse var mı?
Varsa çıksın ortaya ve bu işin detaylarını da aktaralım.
İşte Lübnan'a bu şekilde gidiyoruz biz. "Barış gücü" olarak. En azından
kamuoyu öyle bilecek. Ama birileri safını çoktan seçmiş. Suriye, İran ve
Hizbullah'a karşı ABD ve İsrail'in safını. Anadolu çocuklarının orada
Türkiye'nin "büyük devlet" olma özlemine mi hizmet edeceğini
sanıyorsunuz? Umarız öyledir. Ama ben emin değilim. Gizli eller bizi
hızla bir cephenin içine doğru sürüklüyor. Bu konuyu tartışmaya devam
edeceğiz...
|