|

SELAM
İLE...
Kıymetli okuyucularımız,
Geçtiğimiz ayın gündeminde öne çıkan konular Papa'nın konuşması ile Irak
ve Lübnan'daki gelişmelerdi. Medyanın geneli, Papa'nın, İslam'ı ve Hz.
Peygamber'i suçlayıcı konuşmasını, adeti olduğu üzere, 'dini' içeriği
açısından değerlendirmeyi tercih etti ve fakat konunun 'siyasal'
boyutları üzerinde gereğince ve isabetli bir şekilde duran pek olmadı.
Biz ise, bu yeni gelişmenin daha çok 'siyasal' boyutu üzerinde durulması
gerektiğinin altını çizdik ve yeni Papa'nın, seçilmesi sürecinin
başından itibaren, yeni 'küresel politika' ile uyumlu bir duruş
sergilediği tespitinde bulunduk. PKK terörünün önlenmesi amacıyla
Türkiye ve Amerika arasında yapılan görüşmelerin ise, son tahlilde,
PKK'nın Kuzey Irak'taki varlığını tehlikeye sokacağı yorumunda bulunduk.
Nitekim PKK da, bu yeni gelişmeyi görerek 'ateşkes' sözcüğünü telaffuz
etti. Bunun nedeni ise, elbette Irak'ta siyasal birliğin sağlanması
durumunda, 'terör' örgütlerinin varlık zemininin ortadan kalkmasıdır. Bu
yüzden, bu yeni gelişmenin, PKK'nın 'siyasileşme' çabalarına katkısı
olacağı da açıktır. Ayrıca BM kararı doğrultusunda, Lübnan'da
Hizbullah'ın silahlarını bırakması konusunda da benzer bir gelişme
yaşanmaktadır. Hizbullah, bu yönde giderek daha çok baskı altında
kalacağa benzemektedir. Bu baskıyı üzerinde fazla hissetmemesi için de,
Hizbullah'a, sistem-içi bir unsur olarak faaliyet göstermeyi kabul
etmesi durumunda, pastadan daha çok pay verilmesi gündeme
gelebilecektir. KAVRAM bölümünde ise, Hased'i işledik. Kişinin,
başkalarında olan iyiliği kıskanması ve çekememesinin ahlaki bir zaaf
olduğuna işaret ettik, ancak bunun dışında, kelimenin Kur'an'daki
kullanımına bakıldığında, gayr-i Müslimlerin Müminlere kin besliyor
oluşlarının, aslında Müminlerin bir 'değer'e sahip olduğunu
kanıtladığına dikkatleri çektik. DÜŞÜNCE bölümünde Mehmed Durmuş,
Papa'nın konuşmasını değerlendirdi ve bu konuşmanın, Müslümanları te'dip
etmek veya AB sürecindeki Türkiye'ye bazı 'gerçekler'i yeniden
hatırlatmak gibi amaçlarının yanında, 'siyasal İslam'ı kuşatma amacının
olduğunun altını çizdi ve Müslümanların, tepkilerini doğru biçimde
göstermeleri gerektiğini ifade etti. Hüseyin Alan ise, Hizbullah'ın
direnişinin sadece Lübnan halkı için bir umut kaynağı olmadığını,
İsrail'in kendine güvenini de zedeleyecek bir boyutu olduğunu belirtti
ve bu gibi gelişmelerin İsrail'in bölgedeki gücünü de zaman içinde
törpüleyeceği değerlendirmesinde bulundu. Atasoy Müftüoğlu ise,
Müslümanların, iflas etmiş küresel sisteme karşı sağlıklı bir duruş
sergileyebilmeleri için, hayatın bütün yönlerine ilişkin, kuşatıcı,
evrensel politikalar geliştirmeleri gerektiğini, ancak böyle olduğu
taktirde uzun soluklu bir mücadelenin sürdürülebileceğini vurguladı.
ÇEVİRİ bölümünde Kamil Cengiz, Papa XVI. Benedikt’in konuşmasını
değerlendiren Justus Leicht yazısını ve Neo-Muhafazakarların dünya
hakimiyetini ele geçirme planlarını anlatan Eric Hobsbawn yazısını
sizler için tercüme etti. SANAT-EDEBİYAT bölümünde, Aykut Akca’nın
“Allah Gören Olarak Yemez mi?” adlı denemesini, Mümtaz Firidin’in
“Müslüman’ın Tavrı, Endülüs’ün Dramı” ve Naz Ferniba’nın “Devrim” adlı
yazılarını ve Mehmet Akif Ersoy’un Safahat’ından bir şiiri
bulabilirsiniz. MEKTUPLAR bölümünde, sihir, nazar ve tesadüf
kavramlarına ilişkin sorularınızı cevapladık ve bunların İslam'da
yerinin olmadığını söyledik. Ayrıca sufilerin 'rabıta' kavramının da
şirk unsurları taşıdığını ve Müslümanların, başka kültürlere ait olan bu
tür kavramlara karşı hassasiyetlerini korumaları gerektiğini ifade
ettik. GÜNDEM bölümünde ise, geçtiğimiz ayın önemli olaylarıyla ilgili
haber ve yorumları bulabileceksiniz. Bu sayıda, zaman zaman yaptığımız
DOSYA'lardan biri olarak Ortadoğu konusunu ele aldık. Dosyamıza
Abdurrahman Arslan, Fikret Başkaya, A. Burak Bircan, Fikret Ertan ve
İbrahim Karagül katıldılar. Kendilerine, katkıları için buradan bir kez
daha teşekkürlerimizi iletiyoruz. Bu dosyanın, Ortadoğu'da yaşanan
gelişmeleri anlamak ve yorumlamak açısından yararlı olacağına da
inanıyoruz.
Bir sonraki sayıda buluşmak üzere, hepinizi Allah'a emanet ediyoruz. |