Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 334 | Ekim 2006

                   


ORTADOĞU

Son dönemlerde dünya siyasetinde meydana gelen gelişmelerin odak noktasının Ortadoğu olduğunu ve Yeni Dünya Düzeni kurmaya çalışan ABD'nin, 'bölgeye-özel' politikalar geliştirmeye çalıştığını gözlemliyoruz. Buradaki kaygı, açıktır ki, Yeni Dünya Düzeni'nin önünde engel olarak duran İslam'ın kontrol edilmesi, ılımlılaştırılması ve dönüştürülmesidir. Bu bağlamda, son yıllarda İslam dünyasının her coğrafyasında İslam'ı bir 'yaşam tarzı' olarak gören kişiler, gruplar ve yapılar kontrol altına alınmaya, etkisizleştirilmeye hatta yok edilmeye çalışılıyor. Soğuk Savaş'ın ardından tek süper güç olarak kalan ve bu konumunu devam ettirmek isteyen Amerika, özellikle 11 Eylül Saldırıları'ndan sonra, Ortadoğu'nun yeniden dizayn edilmesini amaçlayan bir projeyi dünyanın gündemine getirdi. Aslında bir 'yoklama' mahiyetini taşıyan Amerikan projesine ilk tepkiler, yerel iktidarlardan geldi. Çünkü plan, harita değişikliği dahil, en önce bu yerel liderlerin akıbetiyle ilgili görünüyordu. Fakat bu tepkileri, fazla büyütmemek de lazımdır. Çünkü bugün adı BOP olan projenin, yarın bir başka isim ve içerikle yeniden gündeme getirilmesi olasıdır. Çünkü bu projenin amacı, ABD'nin veya Batı'nın küresel hegemonyasına karşı direniş potansiyeli taşıyan İslam'ın, bu dinamiklerinin zayıflatılması ve hatta mümkünse yok edilmesidir. Bu yüzden proje, iki ana ayak üzerinden yürüyecek gibi görünmektedir. İlkinde, 'ılımlaştırıcı' politikalar, ikincisinde ise sahici tehdit içeren unsurların elimine edilmesi amacı belirleyici olacaktır. Nitekim bir süredir, 'ideolojik' bombardıman devam etmekte ve İslam'ın 'siyasi' boyutlarının törpülendiği 'diyalog' ve 'uzlaşı' önerileri gündemde tutulmaya çalışmaktadır. Bunun yanı sıra, tehdit oldukları iddia edilen veya böylesi bir imajla dünya halklarının gündemine sunulan kesimler de, fiili askeri müdahalelerle ya da müdahale tehditleriyle hizaya sokulmak istenmektedir. İlk ayağın iyi bir örneği olarak, Türkiye'de Fethullah Gülen cemaati bazında yürütülen Abant Konsili'ni gösterebiliriz. İkinci ayağın en yakın örnekleri ise, hepimizin bildiği gibi, Afganistan, Irak ve Lübnan örnekleridir.
Ancak ABD, bu planı yürürlüğe koyacağını açıklamakla birlikte, Batı dünyasının kendi içinde bir 'ideolojik' ve hatta 'ekonomik' kriz yaşamakta olduğu da gözlerden kaçmamaktadır. Örneğin Amerikan ekonomisinin giderek görece zayıfladığı yönünde güçlü sinyaller alınmaktadır. En azından Batılı ekonomiler, 50 yıl öncesine göre, dinamizmlerinden çok şey yitirmişlerdir. Bundan daha önemlisi, Batı'nın insanlığa yapacağı ideolojik bir katkı kalmamıştır. Özellikle post-modernizmin yıkıcı etkisinden sonra, Batı insanı, öz güvenini kaybetmiş ve bir nevi 'anomi' hali yaşamaya başlamıştır. Bu durum, her türlü aktivitenin merkezinde yer alan 'çalışma' faktörünün, Batı için görece anlamsızlaşması neticesini doğurmuştur. Böylece geçtiğimiz birkaç yüzyılda daha çok 'çalışan' Batılı insan, giderek daha az çalışmaya ve 'üretmeye' başlamıştır. Bu ise, Batı için, geleceğin çok parlak olmadığı şeklinde yorumlanmaktadır.
İşte bizler de, İKTİBAS olarak, projeksiyonların Ortadoğu üzerine yoğunlaştığı şu günlerde, bu gelişmeleri hem stratejik hem de ideolojik zaviyeden değerlendirmek ve siz okuyucularımızı, farklı yaklaşımları olan yazarların görüşleriyle tanıştırmak istedik. Bu bağlamda, görüşlerinden istifade etmeyi yararlı bulduğumuz kişilere sorularımız yönelttik. Bunlardan sorularımızı cevaplayan Abdurrahman Arslan, Fikret Başkaya, A. Burak Bircan, Fikret Ertan ve İbrahim Karagül'e, katkıları için çok teşekkür ediyoruz. Dosyanın, siz okuyucularımızın konuyla ilgili 'fikir' edinmeniz açısından yararlı olacağına da inanıyoruz. Şimdi sizi dosyamızla baş başa bırakıyoruz.


Sorular:

1- ABD'nin küresel politikaları çerçevesinde ve kurmaya çalıştığı Yeni Dünya Düzeni içerisinde Ortadoğu'nun stratejik yeri ne olacaktır? ABD'nin Genişletilmiş Ortadoğu Projesi (GOP) veya Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ile yapmak istediklerini başarma şansı var mı?

2- Proje içerisinde 'model ülke' olarak konumlandırılan Türkiye'nin bu misyonu yerine getirme imkanları nelerdir? İsrail'in Filistin ve Lübnan'a karşı başlattığı operasyondan sonra yaşananlar çerçevesinde bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

3- Küresel bir politika olarak BOP'un içerisinde lokal/konjonktürel bir etken olan Kürt unsurunun Ortadoğu politikalarında belirleyici olması sizce mümkün mü? Bu bağlamda, temel dinamikler değişmeden bir Kürt Devleti'nden söz edilebilir mi?

4- Yeniden dizayn edilmeye çalışılan Ortadoğu'da İran unsurunun varlığı ne anlama geliyor? İran'ın olumlu ya da olumsuz anlamda bu sürecin işleyişine belirleyici bir etkide bulunma ihtimali var mıdır?

5- İran'ın mevcut dış siyaset yaklaşımı ile birlikte düşünüldüğünde, Hamas ve Hizbullah gibi örgütlerin akıbeti konusunda ne düşünüyorsunuz?

6- ABD/Batı, ekonomik, askeri ve siyasi gücünü kullanarak dünyaya şekil vermeye devam etmekle birlikte, insanlığa söyleyecek yeni bir sözü/önerisi kalmamıştır. Bu bağlamda, küresel sistemin bir unsuru olmaya direnen Radikal İslam anlayışının Batı karşısında bir alternatif olması mümkün müdür?

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...