|

|
ORTADOĞU
Son dönemlerde
dünya siyasetinde meydana gelen gelişmelerin odak noktasının
Ortadoğu olduğunu ve Yeni Dünya Düzeni kurmaya çalışan ABD'nin,
'bölgeye-özel' politikalar geliştirmeye çalıştığını gözlemliyoruz.
Buradaki kaygı, açıktır ki, Yeni Dünya Düzeni'nin önünde engel
olarak duran İslam'ın kontrol edilmesi, ılımlılaştırılması ve
dönüştürülmesidir. Bu bağlamda, son yıllarda İslam dünyasının her
coğrafyasında İslam'ı bir 'yaşam tarzı' olarak gören kişiler,
gruplar ve yapılar kontrol altına alınmaya, etkisizleştirilmeye
hatta yok edilmeye çalışılıyor. Soğuk Savaş'ın ardından tek süper
güç olarak kalan ve bu konumunu devam ettirmek isteyen Amerika,
özellikle 11 Eylül Saldırıları'ndan sonra, Ortadoğu'nun yeniden
dizayn edilmesini amaçlayan bir projeyi dünyanın gündemine getirdi.
Aslında bir 'yoklama' mahiyetini taşıyan Amerikan projesine ilk
tepkiler, yerel iktidarlardan geldi. Çünkü plan, harita değişikliği
dahil, en önce bu yerel liderlerin akıbetiyle ilgili görünüyordu.
Fakat bu tepkileri, fazla büyütmemek de lazımdır. Çünkü bugün adı
BOP olan projenin, yarın bir başka isim ve içerikle yeniden gündeme
getirilmesi olasıdır. Çünkü bu projenin amacı, ABD'nin veya Batı'nın
küresel hegemonyasına karşı direniş potansiyeli taşıyan İslam'ın, bu
dinamiklerinin zayıflatılması ve hatta mümkünse yok edilmesidir. Bu
yüzden proje, iki ana ayak üzerinden yürüyecek gibi görünmektedir.
İlkinde, 'ılımlaştırıcı' politikalar, ikincisinde ise sahici tehdit
içeren unsurların elimine edilmesi amacı belirleyici olacaktır.
Nitekim bir süredir, 'ideolojik' bombardıman devam etmekte ve
İslam'ın 'siyasi' boyutlarının törpülendiği 'diyalog' ve 'uzlaşı'
önerileri gündemde tutulmaya çalışmaktadır. Bunun yanı sıra, tehdit
oldukları iddia edilen veya böylesi bir imajla dünya halklarının
gündemine sunulan kesimler de, fiili askeri müdahalelerle ya da
müdahale tehditleriyle hizaya sokulmak istenmektedir. İlk ayağın iyi
bir örneği olarak, Türkiye'de Fethullah Gülen cemaati bazında
yürütülen Abant Konsili'ni gösterebiliriz. İkinci ayağın en yakın
örnekleri ise, hepimizin bildiği gibi, Afganistan, Irak ve Lübnan
örnekleridir.
Ancak ABD, bu planı yürürlüğe koyacağını açıklamakla birlikte, Batı
dünyasının kendi içinde bir 'ideolojik' ve hatta 'ekonomik' kriz
yaşamakta olduğu da gözlerden kaçmamaktadır. Örneğin Amerikan
ekonomisinin giderek görece zayıfladığı yönünde güçlü sinyaller
alınmaktadır. En azından Batılı ekonomiler, 50 yıl öncesine göre,
dinamizmlerinden çok şey yitirmişlerdir. Bundan daha önemlisi,
Batı'nın insanlığa yapacağı ideolojik bir katkı kalmamıştır.
Özellikle post-modernizmin yıkıcı etkisinden sonra, Batı insanı, öz
güvenini kaybetmiş ve bir nevi 'anomi' hali yaşamaya başlamıştır. Bu
durum, her türlü aktivitenin merkezinde yer alan 'çalışma'
faktörünün, Batı için görece anlamsızlaşması neticesini doğurmuştur.
Böylece geçtiğimiz birkaç yüzyılda daha çok 'çalışan' Batılı insan,
giderek daha az çalışmaya ve 'üretmeye' başlamıştır. Bu ise, Batı
için, geleceğin çok parlak olmadığı şeklinde yorumlanmaktadır.
İşte bizler de, İKTİBAS olarak, projeksiyonların Ortadoğu üzerine
yoğunlaştığı şu günlerde, bu gelişmeleri hem stratejik hem de
ideolojik zaviyeden değerlendirmek ve siz okuyucularımızı, farklı
yaklaşımları olan yazarların görüşleriyle tanıştırmak istedik. Bu
bağlamda, görüşlerinden istifade etmeyi yararlı bulduğumuz kişilere
sorularımız yönelttik. Bunlardan sorularımızı cevaplayan Abdurrahman
Arslan, Fikret Başkaya, A. Burak Bircan, Fikret Ertan ve İbrahim
Karagül'e, katkıları için çok teşekkür ediyoruz. Dosyanın, siz
okuyucularımızın konuyla ilgili 'fikir' edinmeniz açısından yararlı
olacağına da inanıyoruz. Şimdi sizi dosyamızla baş başa bırakıyoruz.
Sorular:
1- ABD'nin
küresel politikaları çerçevesinde ve kurmaya çalıştığı Yeni Dünya
Düzeni içerisinde Ortadoğu'nun stratejik yeri ne olacaktır? ABD'nin
Genişletilmiş Ortadoğu Projesi (GOP) veya Büyük Ortadoğu Projesi
(BOP) ile yapmak istediklerini başarma şansı var mı?
2- Proje
içerisinde 'model ülke' olarak konumlandırılan Türkiye'nin bu
misyonu yerine getirme imkanları nelerdir? İsrail'in Filistin ve
Lübnan'a karşı başlattığı operasyondan sonra yaşananlar çerçevesinde
bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
3- Küresel bir
politika olarak BOP'un içerisinde lokal/konjonktürel bir etken olan
Kürt unsurunun Ortadoğu politikalarında belirleyici olması sizce
mümkün mü? Bu bağlamda, temel dinamikler değişmeden bir Kürt
Devleti'nden söz edilebilir mi?
4- Yeniden
dizayn edilmeye çalışılan Ortadoğu'da İran unsurunun varlığı ne
anlama geliyor? İran'ın olumlu ya da olumsuz anlamda bu sürecin
işleyişine belirleyici bir etkide bulunma ihtimali var mıdır?
5- İran'ın
mevcut dış siyaset yaklaşımı ile birlikte düşünüldüğünde, Hamas ve
Hizbullah gibi örgütlerin akıbeti konusunda ne düşünüyorsunuz?
6- ABD/Batı,
ekonomik, askeri ve siyasi gücünü kullanarak dünyaya şekil vermeye
devam etmekle birlikte, insanlığa söyleyecek yeni bir sözü/önerisi
kalmamıştır. Bu bağlamda, küresel sistemin bir unsuru olmaya direnen
Radikal İslam anlayışının Batı karşısında bir alternatif olması
mümkün müdür? |
|